Güzel bir maç değil, ilginç bir maçtı. Hatalar üzerine kurulmuştu. İlk hatayı G.Saray yaptı. Olağanüstü bir tempoyla girdiği oyunu, ilk 5 dakikada sonuç alacak kıvama getirdi.
G.Saray klasikleşmiş oyun kurgusu olan tam saha presi, büyük bir iştahla uyguluyor; F.Bahçe''yi sahasına hapsediyordu. Bu yoğun çaba ve beceri erken golle ödül kazandı. Ancak ne olduysa oldu; G.Saray 1-0''dan sonra kendini içgüdüsel olarak geri çekti. F.Bahçe ise; son maçlarda ilk golü yedikten sonra dağılmama geleneğini gene sürdürdü ve oyuna müthiş bir tempoyla asıldı. Kazanma azmi yüksek, coşkulu F.Bahçe arka arkaya gösterişli goller kazandı. G.Saray ilk 5 dakikalık çalışmayla geri kalan 85 dakikayı idare etme düşüncesi yüzünden ağır bir farka düşmek üzereydi. Fakat bu defa F.Bahçe''nin hataları başladı... Mustafa Denizli, sanki maçı kazanmayı noterden tasdik ettirmiş gibi büyük bir güven duygusuna girdi. Garip değişiklikler yaptı. Takımın ve maçın en iyisi Revivo''yu çıkardı... Gene gol atan ve daha atması da mümkün olan Serhat''ı da oyundan aldı... Yetmedi, ayağına top yakışan; iyi ortalar yapan ve iyi paslar veren Yusuf''u da çıkardı. Sahadan çıkan futbolcular; maçı kazanacaklarından o kadar emindiler ki; güle oynaya çıkıyor, sağa - sola öpücükler veriyorlardı. İşte galibiyeti avuçlarında saymalarının bedelini ödemeye, o andan itibaren başladılar. F.Bahçe nerede ise maçı veriyordu. Ama sahadaki futbolcular, hocalarının yanlışını cansiperane mücadele ile kapadılar ve onu ipten kurtardılar.
F.Bahçe zor geçen maçı penaltılarla da olsa hakkıyla kazandı. F.Bahçe''nin finale ihtiyacı vardı. Şimdi hakkı var.

