Spor yazarlarının kendi aralarında tartışmasına alıştık... Hatta, kimilerinin spor yazarlığının tartışılmasına da alıştık... Herşeyi biz bilirmişiz gibi, herşeyi bize sorarlar. Hiç bir TV mikrofonunun, bir foto muhabirine uzatıldığını görmedim. Onların görüşü alınmaz... Onların röportajı yapılmaz... Onların adı geçmez... Ama bu mesleğin en çilekeş cengâverleri onlardır. Yağmurda, karda, kışta, buz gibi havada ya da kızgın güneş altında çalışırlar. Spor yazarları camlı bölmeli, kapalı, hatta bir çok yerde ısıtmalı özel bölümlerde paşa paşa maç izlerken; onlar sahada sert hava koşullarına göğüs germek zorundadır.
Bardaktan boşanırcasına dökülen sağanak altında, önce kendilerini değil; fotoğraf makinelerini düşünürler. Üşütüp hasta olma risklerinden değil, ıslanan makinelerinin çalışamama riskinden korkarlar. Dünyanın dört bir tarafına maça giderler, asla maç seyredemezler. Çünkü ilk 20 dakikadan fotoğraf geçmek zorundadırlar. Onlar için oyun değil, zaman önemlidir. Digital makineler çıkmadan önce, durumları daha da kötüydü. İlk 15 dakikadan fotoğraf çek... Çektiğin filmlerini, yanında getirdiği banyolarla yıka... Yıkadığın filmi, elindeki fön makinesiyle kurut... Elektrik bul, hat bul, priz bul... Bunları bulsan, sistemleri uymaz. Anlayacağınız; çileden çıkmak için ne gerekiyorsa, başlarına gelir. * * * Bu mesleğin gerçek emekçisi onlardır. Üstelik o denli uluslararası kalitede foto muhabirlerimiz var ki; şaşarsınız... Bizimkiler; gazete fotoğrafı konusunda, iddia ediyorum; Avrupa''nın en iyisiler... Maçlar için yurt dışına gittiğimizde, Avrupa gazetelerinde o maçla ilgili yayınlanan fotoğrafları görünce; bizimkilerin değerini anlıyorum. Çünkü arada dağlar kadar fark var. Dergi fotoğrafçılığında bizden iyi olmalarına karşılık; günlük gazetede maç fotoğrafı konusunda, bizimkilerin eline su bile dökemezler. Türk basınında nefis fotoğraflar yayınlanıyor. Corriera Dello Sport, Tuttosport, L''Equipe gibi günlük spor gazeteleri de başta olmak üzere; bütün ünlü Avrupa gazetelerini inceleyin; bizim foto muhabirlerinin "Maç fotoğrafı" konusundaki açık üstünlüklerini göreceksiniz. Arada fark değil, uçurum var. Bazen öyle kötü, öyle boş ve öyle amatör fotoğraflar kullanılıyorlar ki; bizimkiler çekse, kovulma nedenidir. Çünkü yıllardır iyi fotoğrafa alıştık. * * * Benim hiç bir yazımı alıp, Avrupa basınında yayınlamazlar. Yalnız benim değil, benim gibi herkesin... Ali Sami''nin yazdığı bir yazı, Alman''ı hiç ırgalamaz... Hıncal''ın, Terim''e "Şehir Kırosu" demesinin bir İngiliz''e etkisi nedir? Ama iyi bir fotoğrafın, uluslararası lezzeti tartışılmaz!
Foto muhabirinin eseri, dünyanın bir çok ülkesinde yayınlanabilir... Yayınlanmıştır da... Bizler lokal, onlar global değerdir. Uluslararası kriterler, nitelikler, kalite ve tecrübe açısından; çok sayıda başarılı isimlere sahibiz. Yazar takımının ne mal olduğu meydanda... Ama onlar mesleğimizin yüzakı!. Saf, duru, gerçek emekçiler... Hangi gazeteden olursa olsun; Türk foto muhabirleri ile gurur duyuyoruz.
İşte, objektifinşeref listesi HÜSEYİN KIRCALI YAŞAR SAYGI SÜLEYMAN RODOP HALİL ÖZKAN RUŞEN GÜVEN İLYAS NAMOĞLU VEDAT DANACI ATILAY KAYAOĞLU SELAHATTİN GÖKHAN AHMET BİLİCİ VAHAP HACIOĞLU FERİDUN NİĞDELİOĞLU ŞAFAK KAYARLAR RAŞİT ATEŞ YUSUF DURSUN

