Kaydet
a- | +A

Avrupa Futbol Şampiyonası''nda gollerden, faullerden, taç atışlarından daha fazla, TÜKÜRÜK görüyoruz. Herkes çimlere hark-hurk gidiyor. Aralarında balgam fırlatanlar, sümkürenler bile var. FIFA; kendi Sağlık Kurulu''nun uyarısıyla, 1997 yılında tükürmeyi yasaklamıştı. Çünkü sakatlanıp yere düşen futbolcular, acı içinde kıvranırlarken; yüzleri ve ağızları çime değiyor... Sahanın her tarafında, herkes, her an yere tükürdüğü için; sakatlanan futbolcular ister-istemez balgamlarla ağız temasında bulunuyor. Bu, çok ciddi bir sağlık sorunuydu. FIFA bunu dikkate alarak; oyun içinde ya da oyunun durduğu anda yere tükürülmesini kesinlikle yasakladı. Bu yönde tamim yayınladı. Ama bir türlü uygulanamıyor. Çünkü aşırı enerji kayıplarında tükürmenin doğal bir refleks olduğu, bunu engellemenin mümkün olmadığı iyice anlaşıldı...Bu yüzden konulan yasak da, lâfta kaldı. FIFA''nın aynı yıl yürürlüğe soktuğu, ama onu da işletemediği bir başka konu; korner atışları... Topun, köşegeni sınırlayan çizgiler içinde kalması şart koşulmuştu... Hiçbir yere teması olmamalıydı. Ancak bugüne kadar böyle bir kornerin atıldığını, daha hiç görmedim. Avrupa Şampiyonası''nda; bırakın çizgiye temas etmemesi şartını, tamamen çizginin dışında kalan toplarla atış yapıldı. Hakemlerden çıt yok! Demek ki FIFA, bu genelgesini de, rafa kaldırdı. Yani kuralına göre değil, kafana göre at dönemi başladı. * * * FIFA ve UEFA eskiden bu denli detay konularda bile; işi çok sıkı tutuyordu. Şimdi biraz boş vermesinin ya da hoşgörmesinin elbette sebebi var. Milan Başkanı Berlusconi''nin başını çektiği 10 kadar Avrupa kulübü; SÜPER LİG adı altında ayrı ve özel bir organizasyonun peşinde koşuyordu. Bu yüzden ciddi bir sinir savaşı başlamıştı. FIFA ve UEFA, fincancı katırlarını ürkütmemek açısından; bazı kararların uygulanmamış olmasına göz yumdular.

Tükürmek ya da korner atışı gibi konularda, esnek davranmayı seçtiler... Yoksa masaya yumruğunu vurdu mu, şerrinden ödün patlardı. Ama şimdi, mavi boncuk zamanı... * * * Yoksa G.Saray da ipin ucundaydı. Biliyorsunuz; sarı-kırmızılıların da Süper Lige katılma durumu vardı. 16 takım arasında adı geçiyordu. UEFA; Ali Sami Yen Stadı''nın etrafındaki tükürük köfteci ve sucuk-ekmekçi tezgâhlarının ortadan kaldırılmasını istiyordu. Gıda satışlarının mutlaka denetim altına alınmasını, hijyenik olmasını... Zehirlenme ya da benzeri herhangi bir sorun çıktığında, sorumluların derhal bulunabilecek konumda olmasını istiyordu. Stadın etrafının telörgülerle çevrilip, içeride satış yapanların mutlak denetim altında tutulmasını şart koşuyordu. Galatasaray bu konuya yeterli duyarlılığı gösteremedi. Çünkü, Ali Sami Yen''in konumu itibariyle çözüm getirecek bir formül bulamadı. Stad, şehrin en kalabalık merkezlerinin birinde ve caddenin hemen yanıbaşında... Bu yüzden, kimsenin konuyu iplediği yok. UEFA ise, standart dışı kalan Ali Sami Yen''de maç oynatmayacağı tehditlerini savuruyor... Bu sezonki Şampiyonlar Ligi maçlarının bile, başka bir stada veya şehire nakledilme riski var. Buna rağmen, "Bize bir şey olmaz abi" durumlarındayız. * * * Berlusconi''nin başını çektiği Süper Lig maceracıları, UEFA''nın "Yumuşak Karın Bölgesi Harekâtı" stratejisi nedeniyle; yelkenleri suya indirdi... O hareket heyecanını ve temposunu kaybetti. UEFA dediğim dedikçi tavrından vazgeçip, anlayışlı ve sevecen davranmaya başladığında; isyancılar gevşedi... Galatasaray da, bu hoşgörü sürecinden yararlanıp, UEFA''nın "Stad Standartları" konusundaki ısrarını, hep es geçiyor. Bugüne kadar "Stadı yıkıyoruz, yenisini yapıyoruz" proje masallarıyla, muhtemel bir cezayı erteletip duruyor ama; hoşgörü ve sabrın da bir yere kadar sınırı var. Bıçak kemiğe dayanmadan şu işi halledemiyor muyuz?

Kendi başına bağımsız Süper Lig tehdidi yüzünden, tükürük ve tükürük köftecilere şimdilik ses çıkarmıyorlar ama; kızılcık sopası merdiven altında hazır duruyor. Haberiniz ola!