Kaydet
a- | +A

Türkiye; EURO 2000''e rezervasyonunu yaptırdı. Bütün ülke ayağa kalktı. Şarkılarla, bayraklarla, kornalarla mutluluğumuzu paylaştık. Sevdik, sevildik... Kültür farkı... Gelir farkı... Çevre farkı gözetmeden, herkesin herkesi kucakladığı an; Mustafa Denizli, mutluluğun orta yerine acı biber sosu döktü. Zehir zemberek ifadelerle, kimilerinden kişisel hırsını çıkarmaya çalıştı. Herkesin sevinç gözyaşları altında kendinden geçtiği anlarda; içerdeki ve dışardaki İrlandalılar''dan sözetti... Baklavaya, şerbet yerine sirke döktü! Bütün millet; coşkunun orta yerindeki kin dolu yüz ifadesine ve öfke dolu cümlelerine, şaştı kaldı. Önceleri bir anlam veremedi... Ne olduğunu anlamadı. Hani sevinçleri kursaklaırında kaldı dersek, yeridir! Bu yüzden, herkes onu yadırgadı.  Mustafa Denizli''nin söylemleri haklı olabilir. Bunların bir bölümüne, belki biz de katılırız. Ama afedersiniz; o sözler, milli coşkunun tam ortasında söylenecek şey midir? Katı, kaba ve yersiz kaldı. Hoca; öfkesinin zamanını, zeminini ve dozunu tutturamamıştır. Eğer söyleyecek bir şeyleri varsa; kendisine kalkan olarak kullanacağı iyi bir sonucu beklemez, anında cevabını yapıştırırdı.

Zafer sonrasındaki milli coşkuyu fırsat bilip kin kusması, tamamen kişisel hesaplaşmadır. Son dakikalardaki karambolde kazara bir gol yiyip, EURO 2000''e gidemeseydik; acaba gene bu kadar babayiğit olacak mıydı? Gene böyle kükreyecek miydi?  Mustafa Denizli''nin, milli takım futbolcularını da, bu konuda manevi baskı altına aldığını gördük. İlkokul müsameresine hazırlanmış öğrenciler gibi; hocalarının ezberlettiği cümleleri söylediler. Belli ki, hepsi bu konuda uyarılmış, eğitilmiş ya da şartlandırılmış... Düşünebiliyor musunuz; milli takım otobüsü İstanbul''a dönerken futbolcular hep birlikte, "Hop hop Hıncal... Top Hıncal" diye tempo tutuyor. Denizli ayağa kalkıp, "Susun beyler, ayıp oluyor" deme ihtiyacını duymuyor ve onları susturma sorumluluğunu taşımıyor. Aksine bu protestodan keyif alıyor! Daha kötüsü; belki de böyle bağırın diye o istemiştir. İşte o zaman, tam rezalet!  "İçerdeki İrlandalı" dediği o Hıncal Uluç ki; Mustafa Denizli''yi en zor günlerinde koruyan, ona arka çıkan, ona kol-kanat geren kişidir. Bu yüzden adı "Denizli''nin akıl hocası"na kadar çıktı. Gülüm, canım, cicim aylarında iyiydi de; şimdi mi kötü oldu.

Ayıptır. Üstelik Hıncal Uluç; milli takımın gücü ve yapabilecekleri konusunda sürekli olumlu düşünmüş, aksine bu takıma güvenmeyenlere karşı ciddi bir tavır almıştır. Temel görüşü bu olduktan sonra; arada yaptığı teknik eleştirileri "İçerdeki İrlandalılar" çizgisinde görmek, şiddetle yanlıştır. Bu bir tepki değil, komplekstir! Mustafa Denizli; gereksiz bir vehim ve gerginlik içinde görünüyor... Başta Hıncal Uluç olmak üzere; Turgay Şeren, Turgay Renklikurt, Cengiz Tokgöz ve Erman Toroğlu''na yönelik yaptığı suçlamalarla, çizmeyi aşmıştır. Milli maç coşkusunun tam ortasında yaptığı talihsiz konuşmayı; yalnız çirkin değil, rezalet olarak da görüyorum.  Rahatsızlık duyduğu konularda görüşlerini açıklaması, hatta bazı eleştiriler yapması; şüphesiz ki, doğaldır. Ama eleştiri hakkı var, hakaret değil... Üstelik bunu; aradan 24 saat geçtikten sonra, ayrı bir basın toplantısıyla dile getirmesi, gerekirdi. Hem daha soğukkanlı olur, hem daha aklı başında sözler ederdi... Böylece de; tepki yerine taraftar ve sempati toplardı. Ama o, saldırmayı önceden kafasına takmış bir kere... Çünkü maçtan günler geçtikten sonra, Hürriyet''e verdiği demeçte "Az bile demişim... Şimdi olsa, daha fazlasını söylerdim." diyor. Denizli yanlış yolda!. Haklı olabileceği bir konuda bile, geriye düştü. Çünkü, çenesi düştü!