Rakip, Deportivo La Coruna... Bir çare bulmak lâzımdı bu soruna... Adamların en büyük özelliği ve becerebildiği güzelliği, fırtına gibi kontratak futbolu... Bu konuda, dikkatli ve süratli! Ancak G.Saray maça; baskılı, etkili ve sahada tek yetkili başlayınca, sığ bir liman aradılar.
Fakat sahile yetişemeden, Cimbom gülleyi bordodan bindirdi. Hasan Şaş''ın, gergef gibi aralara sokulup çıkarak ortaladığı top; Suat''ın teknik ve görsel açıdan başyapıt sayılabilecek golünü getirdi. Gol elbette, hepimizi ayağa kaldırdı. Ama golün arkasından, sıkıntılar geldi. Aynı F.Bahçe maçındaki gibi; erken dakikalarda gol bulan G.Saray, sonrasında gevşedi... Deportivo bu gevşemeden cesaret alarak; bir sağdan, bir soldan, G.Saray''ın başını döndürerek, hırçın ataklar yapmaya başladı. Rakip bizi fena zorluyordu.
G.Saray bu anlarda rakip atakları dandunla geçiştirmeye bakıyordu. O kadar ki; devrenin sonuna kadar bir daha tek pozisyon dahi bulamadık... Hatta bırakın pozisyonu, doğru dürüst atak bile düzenleyemedik. Anlayacağınız Cimbom, devreyi panik halinde zorla tamamlayabildi. İkinci yarıda durum değişmişti.
G.Saray, savruk ve dağınık futbolundan sıyrılmış; mücadelecı kimliğine yeniden kavuşmuştu. Bu arada İspanyollar da; ilk yarıdaki insanı ürküten tavrından bayağı uzaklaşmıştı.
Bu iki takım arasındaki farklı durum, maça olan ümitlerimizi arttırdı. Özellikle Hasan Şaş, Fatih, Ümit ve Bülent mükemmel oynadı. Hasan Şaş yıldırım ataklarıyla rakip defansı hallaç pamuğu gibi atıyor; bu arada Fatih ve Bülent de rakip atakların önüne intihar komandoları gibi kendilerini atıyorlardı.
Sonuç olarak; G.Saray eski zaferlerindeki görkemli görünüşünü belki bu defa yakalayamadı ama, özellikle ikinci yarıdaki mücadelesiyle 3 puanı yakaladı. Mükemmel bir sonuç. G.Saray ilk 3 maçında topladığı puanlarla; çeyrek finalin çok iddialı bir takımı olduğunu bir kez daha belgeledi.
İnşallah önümüzdeki hafta da puanla döner, çeyrek finale bir adım daha yaklaşırız.

