Kaydet
a- | +A

G.Saray''ın F.Bahçe karşısındaki ilk dakikaları; maçı kazanmaktan çok, günü kurtarmaya yönelik görüntüdeydi.

"Fener''i idare edersem, vaziyeti idare ederim" temposundaydı. Beraberlik; Işıkara''dan gelecek "Deprem olmaz" müjdesi gibi birşeydi... Bu yüzden oyuna al gülüm, kirala karanfilim anlayışında başladı. Ama işin ilginç yanı, F.Bahçe''nin konumuydu. 0-0''ı Nobel Edebiyat Ödülü gibi gören rakibi karşısına; geriyi dörtleyerek, ortayı beşleyerek, en ucu tekleyerek çıktı. Arka arkaya golleri yiyince, ileride kalabalıklaştı ama; o da kâr etmedi. Sarı-lacivertliler, kendi sahasında oynamasına karşın; Moldovan''ı ileride kaderiyle başbaşa bırakmak gibi, net bir korkaklık sergiledi.

Moshoeu bir kanatta, Preko bir kanatta... Evlere şenlik bir diziliş! Savunmayı da çok ileride kurup, arkada geniş alanlar bırakınca; her hata G.Saray''a pozisyon ikramı oldu. Cimbom''un her atağı, defansın kopukluğu yüzünden tehlikeli oluyordu. Ne goller kaçtı!

Emre ve B.Hakan, Rüştü ile karşı karşıya kalmalarına rağmen önlerinde sunulan ikramdan yararlanamadı. F.Bahçe ise; koca ilk yarı boyunca bırakın golü, pozisyon bile bulamadı. Nasıl bulsun ki; Preko hayâlet... Moshoeu hortlak... Moldovan cırtlak... Şarjöründe mermi olmazsa, Magnum tabancan olsa ne yazar? * * * İkinci yarıda farklı bir F.Bahçe gördük. Diri, canlı, skora isyan eden bir takım gelmişti. Ancak atak görüntüsünde, organize bileşimler yoktu. Kontrolsüz baskısıyla sonuç almak istiyordu. Böyle bir atmosfer içerisinde verim almak zordur. Bu yüzden tek golde kaldılar. Bence günün özeti şudur: G.Saray, kendi becerisinden çok, rakibinin inanılmaz hatalarından ve ikramlarından galip geldi.

* * * Muhittin Boşat; hakemlik yaşamının en yoğun karar karagaşası yaşadığı kötü bir maç yönetti. İki tarafa yaranmak için, iki tarafı idare etmek, ortada görünmek kaygısıyla; bir yığın hatalı kararlar verdi. Gecenin en anlamlı anı; son haftalardaki bütün olumsuz sonuçlara ve G.Saray karşısında da alınan mağlubiyete rağmen; F.Bahçeli taraftarları takımlarını alkışlamasıydı.