Türkiye Kupası''nın dumanı üstünde iki finalisti; kendilerini bu başarıya ulaştıran futbollarından uzaklaşmış bir havada maça başladı.
Gerçi Fenerbahçe; çabuk sonuç isteyen arzulu ve biraz aceleci futboluyla sokuluyordu ama... İlk yarıda gol dışında gol pozisyonu yoktu.
Galatasaray maçının göz okşayan yıldızı Revivo; ilk yarıdaki futboluyla, Çarşamba gecesinin altına karbon kağıdı koyup, o maçtaki oyununun bir kopyasını çıkaramıyordu... Ancak ikinci yarıda kıvama geldi ve takımını gösterişli bir şekilde yönlendirmeye başladı.
Son haftaların bitirim futbolcusu Serhat ise; bırakın birşeyler yapmayı, adeta topla bile buluşamıyordu.
Gençlerbirliği; ilk yarıdaki görüntüsüyle dişine uygun bir Fenerbahçe bulmasına rağmen, tırtıklı, pütürlü, mat bir oyun kurgusu içindeydi.
O diş çeken, demir büken, çınar deviren gücünden hayli uzaktaydı.
Hakem Bülent Uzun; ikili mücadelelerde, her pozisyona düdük çalmamak ve oyunun hızını kesmemek için, sürekli "devam" dedi. Ama sonradan bunun ölçüsünü kaçırdı, beklentisi amacını aştı...
Her iki takım futbolcuları sinirlendi. Bu defa da geç kalan disiplini sağlayabilmek için zırt-pırt düdük çalmaya başladı... Futbolcular daha da sinirlendi.
İş bir ara çığırından çıktı. Bayağı bir kapışma koptu...
Fenerbahçe seyircisinin, yoğun hakem protestosunu haklı çıkaracak tutarsızlıklar gösterdi.
Oyunun ikinci yarısındaki Fenerbahçe; ilkinin tam aksine, çok daha aktif, çok daha etkili ve çok daha becerikliydi.
Maç, zevkli ve seyredilir bir hale geldi.
Zaten ikinci golden sonra, Gençlerbirliği''nin süngüsü aşağı düşmüştü. Saha tümüyle Fenerbahçe''ye kaldı.
Gençlerbirliği gibi bir takıma karşı rahat skor... Rahat futbol... Rahat bir hafta...
Fener''de işler tıkırında görünüyor...
Allah bozmasın !

