Kaydet
a- | +A

Maç ilginç başladı. Çaykur Rize sağa - sola koşuşturuyor, keskin deparlar atıyor, hatta pozisyona bile giriyordu. Ama bunlar; takım oyununun ürküten gelişmeleri değil, kişisel driplinglerle sokulmalardı... Bu yüzden G.Saray, ciddi anlamda bir sıkıntı yaşamadı. Bir takım kişisel oynuyorsa, zaten cezasını bulur... Devrenin bitimine saniyeler kala, kaleci Kerem''in karşısında ve bomboş pozisyonda 2''ye 1 kalan Rizespor; Devran''ın inanılmaz egoizmiyle beraberlik şansını kaybetti. Yanda bomboş bulunan arkadaşına topu uzatsa; bunun gol olmaması, dünyanın yuvarlak olmama ihtimali gibiydi. Televizyon bu pozisyonu çekiyor, naklen yayınlıyor ya; illa da ekran başındakilere şov yapacak... O golü mutlaka kendi atacak! Takım olma ve sorumluluk bilincini veremiyorsanız; futbolcunuzun böyle yüksek egolu olması normaldir. Çaykur Rize''nin mutlak golü kaçmış, kime ne? *** İşte G.Saray; kişisel çabalarla birşey yapmaya çalışan ve takım oyunundan uzak kalan rakibi karşısında, ilk devrede hiç bunalım yaşamadı. Dertsiz başını derde sokmadan, stres yüklenmemiş futbolla devreyi rahat kazandı. Belki çok güzel değil... Belki çok heyecanlı değil... Hatta çok tempolu maç da değildi... Ama; taraftarın diken üstünde olmadığı, huzurlu bir maçtı. *** İkinci yarıda Çaykur; derlenip toparlandı... Gene organize atak üretmekte sıkıntı yaşıyordu ama; futbolcular maça bu defa asılmaya başlamıştı. Bu da; sakin ve temposuz geçen maça, bir hareketlilik, bir renklilik kazandırdı... G.Saray ilk yarıdaki gibi gel keyfim gel futbolu oynayamıyordu. Rize''nin mücadeleci futbolu; önceden planlanmış bir oyun kurgusu içermediğinden, etkili olamadı. G.Saray Serkan''ın bir sayılmayan, bir de kaçan golüyle farkı çoğaltamadı. Ama Hakan Ünsal, gene ince kıyım sokuluşlarla sıfırdan gönderdiği inanılmaz ortayla Jardel''i ikiletti. Şapka çıkarılır...

Bere çıkarılır... Fes çıkarılır...