Kaydet
a- | +A

Dansöz Asena ile Tatlıses olayı malûm... İş nerelere dayandı. Bu olayı ilk veren Hürriyet gazetesiydi. Ama olayı veriş biçimi soru işaretleriyle doluydu. Çünkü haberin başlığı "OTEL BASKINI" ifadesini kullanıyordu. Ama haberin içinde "Baskın" kelimesi, "Davet" biçimine dönüşmüş... Başlığa göre değil, habere göre; İbrahim Tatlıses kendi otelini terk edip başka otele giden ve orada sosyete playboyu ile aşırı samimi durumda bulunan Asena''yı, kendi oteline "Davet" etmiş... İbo''nun sille, tekme, tokat davetini televizyonda gördük. Ben de yazı yazdım... "Bu olay bir davetse, zaten haber olmaz. Zorla baskın olmuş ki, haber olmuş" dedim. Haberin üslubundaki İbrahim Tatlıses''i koruma içgüdüsü, beni şiddetle rahatsız etmişti. İbo niye kollanıyordu? Bazı müzik yapım şirketlerinin, bir kısım magazin gazetecilerini maaşa bağladıkları yolunda duyumlar almıştım. Bunu Şahin Özer''e de sormuştum, "Evet, oluyor" demişti. Acaba bu haber de, bu tezgahın bir uzantısı olarak mı, yumuşak yazılmış... Korkum buydu! Gazetenin üst düzey sorumlularından ve mesleğin saygın isimlerinden Seçkin Türesay''dan, bunu araştırmasını istemiştim. Olay büyüdü. Şahin Özer, "Ben Ali Sami Alkış''ı tanımam bile" diyerek, kendisinin ağzından yazdıklarımı tümüyle reddetmiş. Basın Konseyi''ne başvurmuş... Bir tekzip metni göndermiş... Mahkeme kararıyla gelmediği sürece, tekzip metninin yayınlanması zorunlu değildir. Ama ben, cevap hakkına saygı duyarak, açıklamasını (Bir kısım sunuş bölümleri hariç) aynen yayınlıyorum: Şahin Özer, şöyle diyor: " Ali Sami Alkış "Pis Kokular" başlıklı talihsiz yazısıyla; manevi şahsiyetimi ve ticari itibarımı zedelemekle kalmamış, işbu yazı tüm müzik sektörü ile basın camiasını da zan altında bırakmıştır. Basın - Yayın ahlâkı ve kurallarına, gazetecilik meslek kurallarına, Basın Konseyi Sözleşmesi ve Basın meslek ilkelerine aykırı şekilde tanzim edilmiş ve şahsıma haksız olarak suçlamalar yöneltilmiştir. Sayın Ali Sami Alkış, yazısındaki iddialarını güçlendirmek için, kaset piyasasında marka olan ismimi kullanmış ve şahsımla uzaktan yakından ilgisi dahi olmayan gündemdeki magazin olaylarını da örnek göstermiştir. Sayın Ali Sami Alkış ile tanışıklığımız yoktur ve dolayısıyla, aramızda iddia edildiği gibi bir konuşma da geçmemiştir ve geçemez... Yer, tarih ve diğer bilgileri belirtilmeden ağzımdan çıkmış gibi yazılan hakaret niteliğindeki asılsız iddiaların gerçekle ilgisi yoktur." *** Tekzip metni, geniş özetiyle bu kadar. Daha önce dediğim gibi; mahkeme kanalıyla gelmediği için, bu cevabı yayınlamak zorunda değilim. Ama bırakalım adam kendini savunsun. Çünkü gocunacak bir şeyim yok... Yalanım, dolanım, palavram yok. "Ali Sami Alkış''la tanışıklığımız bulunmuyor" diyen kişiyle, bir televizyon şirketinin sahibinin odasında karşılaşmıştık. Onu görünce sevinmiştim. Çünkü, "Aklından geçeni dilinden esirgemeyen" kişi olarak algılamıştım.

Soracağım bir soruya, doğru ve harbi cevap alacağımı biliyordum. Şahin Özer''e, magazin gazetecilerinin müzik yapım şirketlerinden maaş alıp almadıklarını sormuştum. Gayet açık, dürüst ve samimi konuştu... İddiaları doğruladı. Bunun marketing ve promosyon uzantıları olduğunu söyledi. Olağan karşıladı. Ama şimdi "Ali Sami''yi tanımam bile" diyor. O televizyon şirketi sahibinin odasında konuştuğun kimdi peki? Sözünün arkasında durmayacaksan, o sözü söylemeyeceksin. Bana, "Söylediklerim aramızda kalsın" şartıyla konuşsa, ya da "Bunları off the record söylüyorum" dese, yani "Cevaplıyorum ama sakın yayınlama" diye ambargo koysa, anlarım... İşte o zaman, bunu yazmam büyük bir ayıp ve büyük bir suç olurdu. Ama adam böyle bir kayıt koymadan bülbül gibi şakıyor; başı derde girince de yalanlamaya kalkıyor. Ayıp! Karşısındaki mahalle bakkalı, fenni sünnetçi değil ki... Gazeteci! Hiçbir kayıt koymazsa, elbet gelir bir gün yazılır. Bunu bilmesi gerekirdi. Ya da çenesini tutacaktı. *** Denilebilir ki; iki kişi arasında geçen bir konuşmanın, yazıya konu olması doğru mu? Doğru olmayan durumlar vardır. Kişilere bağlıdır. Şahin Özer; müzik yapım şirketlerinin oluşturduğu bir derneğin de başkanlığını yapıyor. Yani tüzel kişiliği var. Kendisi özel kişilikten çıkmış, haberin birinci derecede kaynağına dönüşmüş. Maliye Bakanı, "Enflasyonu yüzde 2'' lere düşürdük" diye açıklama yapsa, acaba doğru mu söylüyor diye, gidip Devlet İstatistik Enstitüsü''nden kontrol ettirmezsin. Doğruluğunu kabul edersin. Ama sıradan biri söylese, üzerinde durmazsın. Maliye Bakanı ile dernek başkanı Şahin Özer arasında, tüzel kişilik açısından bir fark yok. Yazdıklarım, iki kişinin özel konuşması olarak algılanamaz. Çünkü ortada dostluk yok, haber alanla haber verenin ilişkisi var. Haaaa, Şahin Özer şimdi reddediyor.... Burda benim hatam var. Çünkü, "Delikanlı" görüntüsünün arkasında, söylediklerine sahip çıkacağının güveni vardı. Güvenmemek gerekirmiş, onu öğrendik!