Uyuşuk Ahmet ve çalımcı Hasan''la hiç birşey olamazdı. Kendisi de gerçeği gördü... Gerekenleri dışarı, gerekenleri içeriye aldı ama; iş işten geçmişti... Zemberek boşalmıştı bir kere... Lucescu; Monaco maçını düşünmek ve bazı futbolcuları dinlendirmek adına, rakibi küçümsemenin dersini ağır aldı. *** G.Saray, Samsun''un karşısına Okan''ın sakatlığı, Emre''nin kenarda dinlenilmesiyle; SÜPER ÜÇLÜ BÜCÜR''süz başladı. Okan, Suat, Emre; yan yana, iç içe, koyun koyuna, hep beraber olmayınca, ne yazık ki; G.Saray olmuyor. Suat, Trio''dan Solo''ya dönüşen yalnızlığıyla; tek başına prese başladı. Ahmet''in bu işlerle hiç alakası yok... Pres diye bir futbol kurgusunu lügatından çıkarmış, bildiği gibi oynuyor.
Hasan Şaş ise, illa da çalımı düşünüyor. Ümit, göz boyayan tarzda pres yapıyor gibi göründü ama; elbette yapamadı. Orta sahada yalnız kalan Suat gerçeği; Samsunspor''a ister istemez serbest alanlar ve avantajlar getirdi.
Geniş kulvarlardan rahat aktı. Ama İlhan, hem çok kişisel, hem çok kötü oynayınca; olabilecek herşey için, ihtimalleri sürekli düşürdü. İkinci yarıda kusurlarından arınması, daha gayretli olması takımın başarısında etkili oldu. *** İkinci yarıdaki Emre ve Hagi desteği bile; bilinen G.Saray kurgusunu oturtamadı. Denge bozulmuştu bir kere...
Samsunspor öne geçtiği anlarda bile, skoru korumak adına kapanmadı. Tam aksine fark için koştu. Samsunspor''da Bülent Ünder''in "G.Saray taktikleri" içeren oyun kurgusu meyvasını veriyordu. Bütün bunlar olurken; Bülent kendi takım arkadaşı Ümit''i saha ortasında dövdü, dövecekti. Boğaz boğaza geldiler. Ümit''ten hırsını alamayınca, Ertuğrul''a dirsek geçirdi... Konuşuyor, söyleniyor, öfkeleniyor, oyundan düşüyordu.
Bu arada Samsun; ilk yarıda kendi bildiğini okuyan futbolcu topluluğundan, takım oyununa dönüş yapınca; pozisyonlar ve goller arka arkaya geldi.
Fark bile olurdu. G.Saray, rezil olacak durumlara düştü. İnanın; 2-1 yenilmesi, şansıydı.

