Kaydet
a- | +A

Yarın Fransa ile oynayacağız da, nasıl oynayacağız? İşin ucunda Jeep, yat, kat ve bunun gibi bir kaç tat prim dopingi olmayınca; bizimkilere bir rehavet çöküyor. İşin içine sakatlanma korkusu da girince; Türk futbolcusu bu tür özel maçları, Filistin Askısı türü, bir işkence metodu sanıyor. İpin ucu kaçan prim sistemi sayesinde, milli takıma aldığımız futbolcuları ÖDÜLLÜ sporcular haline getirdik... Ama SORUMLU sporcular haline getiremedik. Üstelik kulüpçülük anlayışı, milliyetçilik anlayışının önüne geçti. Özel maçlar; bir külfet ve taşınması zorunlu ağır bir yük haline geldi. Heyecanı düşük, isteği az, temposu hantal bir milli takımla hazırlık yapmanın; teknik açıdan hiçbir getirisi yok. Tam aksine; moral bozucu sonuçlara yolaçıyor. Denizli milli takımın başındayken, işte bu yüzden hazılık maçı yapmaktan çekiniyordu. Türkiye bu sendromdan kurtulmalıdır.  Benim anlayamadığım şu: Sayısız Avrupa şampiyonluğu, bir kaç kez dünya şampiyonluğu kazanmış futbolun first class ülkeleri; nasıl oluyor da, tüm özel maçlarını kupa ciddiyetinde oynayabiliyor? Adamlar özel, güzel, jübile, o bile, tüm maçlara aynı ahlâk ölçüsünde çıkıyor.

Fransa 1998''de Dünya Şampiyonu olurken, futbolcularının aldığı prim; EURO 2000 elemelerini geçtiler diye, bizim futbolculara verdiğimiz primin altında kaldı. Buna rağmen, oynadığımız oyunun kalitesi ortada!  Bir Alman, bir İngiliz, bir İtalyan; paraya, şana, şöhrete, kupalara, zaferlere doymuş ve alışmış olduğu halde; kıytırık bir özel maçta dahi tüm enerjisini nasıl ortaya dökebiliyor? Fransa Milli Takımı''nın, olaya bakış açılarını maçta göreceksiniz. Zaten, Djorkaeff dışında tam kadro geliyorlar. Türkiye''ye uyduruk bir takım götürelim demiyorlar. Onlar, milli takımlarında büyük bir sorumluluk duygusu içinde oynarken; bizimkiler niye işi başlarından savarlar... Gazeteler yazmıştı. Milli futbolculardan, yat isteyenler oldu. Tut ki verdik! Yatı görünce başka, nasihatı görünce başka oynuyorlar. Özel maçların hepsinde rezil olduk. Arnavutluk''tan ve İsrail''den yediğimiz 4''lüklerin acıları, halâ yüreğimizden çıkmadı. Yeter artık!  Yarınki Fransa maçına da; hangi umudumuzu yenileyelim, tazeleyelim; bilmiyorum. Eski tas... Eski hamam... Eski peştemal Akan su aynı... Kurna aynı... Sabun da aynı... Bir tek tellak yenilendi. Ama bizde hocalar değişse de, kafalar değişmez. Göbek taşı çatlar! Özel maç diye, hepimiz hamamın Halvet odasında mayışırken; Fransa bizi keseler gider. Kirimiz elimizde kalır.  İstediğimiz fazla bir şey değil. Dünya ve Avrupa Şampiyonu Fransa karşısında, milli olmanızın sorumluluğunu ve coşkusunu yaşayın. Ay - yıldızlı forma altında kaytarmayın. Bu skorlar tarihe ve kayıtlara geçiyor. Sorumluluk duygusunu yeteri ölçüde yüklenmiyorsunuz diye, maziye kara bir leke bırakmaya hakkınız yok. Mağlup olabilirsiniz ama, laubali olamazsınız. Lütfen biraz ciddiyet!