Kaydet
a- | +A

Antalya''da bir hafta boyunca, 1. Lig''e yükseleme maçlarını seyrettik. Final hariç; her gün ikişer maçta, ikişer sefer milli marşımızı okuduk. Bazıları öf-püf etti; "Bu iş bu kadar ayağa düşmez" dediler. Günde iki sefer, oturduğu yerden kalkmaktan sıkıldılar. Sıkılırsan her şey zor gelir. Ayrıca İstikâl Marşı niye ayağa düşüyor, onu anlamadım. Sokak arası mahalle maçı değil ki; federasyonun resmi ve üstelik 1.Lig''e takım çıkaran önemli bir müsabakası... Bu maçlardan önce milli marş söylenmesinin, onu ayağa düşürmekle ne ilgisi var? * * * Daha bir çok kimsenin bundan şikayet ettiğini biliyorum, duyuyorum. "Ne gereği var" diyorlar! Herhangi bir gerek olmasına gerek yok. Milli marşı sıkça söylemenin, sakıncası da yok... Onu söylemekten sıkıntı duyuyorsan, sende bir sıkıntı var demektir. Ben her maçta, zorla değil; zevkle, heyecanla ve yüksek sesle söylerim. Hoşuma gidiyor... Kendi ülkemde, kendi toprağımda, özgürce ve keyfini çıkararak milli marşımı okumanın heyecanını duyuyorum. Maazallah, ya işgal altında olsak... Ya kendi toprağında kendi milli marşını sana söyletmeseler... Öleyim daha iyi! Böyle bir acı tablo aklıma gelir, ürperirim... Sonra Atatürk''ün hepimize armağanı "İllebet var olacak ve daima payidar kalacak" Türkiye Cumhuriyeti''nin, bize sağladığı

bağımsız devlet coşkusu; bana milli marşımızı her zaman ve her yerde yürekten söyletir. Yorulmam, sıkılmam, üşenmem... * * * Ancak her zaman işler düzgün gitmiyor. Bazı stadlarda o kadar eski, kötü, silinmiş, cızırtılı kaset koyuyorlar ki; adamı söylediğine de, söyleyeceğine de pişman

ettiriyor. Bazen kaset yeni ve temiz olsa da, hoparlör düzeni rezalet! Ne müziğinden bir haz alıyorsun, ne de söylenişinden... Bundan şikayet etmek, başka bir şeydir. Yoksa "Milli marşı okumayalım" demek çözüm değildir. Okuyacağız... Çözüm; adam gibi kaset, adam gibi ses düzenidir. * * * Milli marş çalınırken, futbolcuların yüzü; Şeref Tribünü''ne dönük olur hep... Yanlış! Doğrusu; bayrağa dönük durmaktır. Bayrak gönderleri öyle bir yerdedir ki; futbolcular Şeref Tribünü''ne arkalarını dönmek gerekirse, dönmelidirler. Stadda Başbakan, Cumhurbaşkanı bile olsa; farketmez. Avrupa, Dünya ve Olimpiyat Şampiyonaları''ndaki madalya törenlerini hatırlayın... Salonda isterse o ülkenin, isterse 10 ülkenin kralı, kraliçesi, devlet başkanı olsun; dönülen yer, kesinlikle bayrak gönderleridir. * * * Antalya''daki 1.Lig''e terfi maçları sırasında, Çaykur Rizespor''dan Yusuf, Kürşat, Koray, Cengiz ve Emre; bütün maçlarda ısrarla bayrağa dönük durdular. Bazı şerefsizlerin de girdiği Şeref Tribünü''ne değil, ay-yıldıza döndüler. Doğru yaptılar... Herkese ders verdiler. Tebrik ederim. Lâfı uzatmayalım; maçlarda milli marşlar söylenecek. Hem de çatır çatır söylenecek... Çünkü içte ve dışta düşmanlarla çevrili olduğumuz, üniter devlet modelinin sarsılmak istendiği bir dönemde; her maçta ve her fırsatta milli marşı söylemek zorundayız. Bunu kahpelerin beyinlerine sokacağız. Bozuk kasetle, rezil bir ses düzeniyle de olsa; söylemeye devam edeceğiz. Bunları nasılsa düzeltiriz. Yoruldum, sıkıldım, yeter artık diyen varsa; Türkiye''yi terketsin. Kafalarını dinleyecek, nasılsa bir ülke bulurlar. Bizim "Bir, bütün, tek ve üniter" olmak için; Mehmet Akif''in o müthiş dizelerine hâlâ ihtiyacımız var: Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak... Sönmeden yurdumun üstünde, tüten en son ocak!