Kerem; kaleden çıkması gerektiği pozisyonda, yerinde çakılı... Çıkmaması gereken yerde fırlayınca, Popescu, "Dur" diye veriyor akılı... Ne söylersen söyle, goller şirketten... Hadi kaleci acemiydi, ya diğerleri neciydi? Bir kutu Diazem yutmuşlar gibi, hepsi kendinden geçmiş; uyuşuk... Goller, takımın uyku sersemliğiyle oynadığı dakikalarda geldi. Fakat öyle bir durum oldu ki; 19 ve 25''inci dakikalar arasında, biri bizden 6 dakikada 4 gol birden geldi. Bu ne biçim maç arkadaş? 6''da devre, 12''de maç mı bitecek? *** Hagi; Türkiye''deki en bitik, en çaresiz, en vurdumduymaz maçını oynadı. Sol kanatta çakılı kaldı. Kullandığı her topu, rakibe verdi... Tek olumlu hareketi olmadı.
Sakatım numarasıyla daha ilk yarıda çıktı, böylece sorumluluktan da kaçtı. Öte yandan Monaco; hem oynuyor Nonda''lı, hem oynuyor harmandalı... 18 sırt numaralı zenci futbolcu; özellikle ilk yarıda bizi perişan eden bir futbol sergiledi. Tarumar olduk. Şaşkın, üzgün, mahkûmuz... *** Rakibin hırsı; maçı yalnız gollerle değil, tekmelerle de kazanmayı amaçlıyor. Sertlikte olmayınca mertlik, arka arkaya kırmızı kartlar yemeye başladı. Bu arada G.Saray da; yutmuş olduğu Diazem''lerin etkisi geçmiş olmalı ki, uyandı... Kendine geldiğinde, kalesindeki 4 golü farketti ve uyuşuk futbolunu terketti... Başkaldırıya geçti! Rakibinin eksik kalmasından da faydalanarak; durmadan bindirdi, bir ara Monaco''yu sindirdi... Gol buldu, bir sürü pozisyon buldu. Ama ne yazık ki, bu başkaldırı, bu isyan; rakibin 2 kırmızı kartına rağmen 3 puan getirmedi. İlk yarının sünepe takımı, ikinci yarının künefe takımını sofraya çıkartmadı. Demek ki; ikinci yarıdaki diriliş, biraz da rakibin 2 kişi eksik kalmasından kaynaklanmış. Bu avantajdan bile faydalanamadık. Yazık!

