Aradaki puan farkının, G.Saray''ın vidalarını gevşettiği; son 4 haftadır zaten belliydi. G.Saray son bir ayı; biraz şansı, biraz rakiplerinin beceriksizliği ve nihayet hakemlerin sırtını sıvazlaması sonucu, kazasız - belasız geçirmişti. Bunun böyle devam etmeyeceğini uyarmıştım. Sonunda kabak başlarına patladı. Umarım, daha beter olmazlar! * * * G.Saray, İstanbulspor karşısına da; "Bana birşey olmaz" havasında çıktı.
Kendine güven duygusunun aşırıya kaçan dozu; "Baskıcı - Tempolu - Hırslı G.Saray" modeline fren koyuyordu. Ama gene de; her zaman olduğu gibi, şanslarının yaver gideceğine inanıyorlardı. Aslında İstanbulspor''un ilk yarıdaki silik futbolu da; geçmiş 4 haftanın benzer bir portresi olarak, G.Saray''ın işine yarayacak gibiydi. Ancak sarı - siyahlılar; ikinci yarıda silkinip yüklenmeye başlayınca, ibre zik - zak yapmaya başladı. İşin tuhafı; bu kez arkalarında nazar boncuklu hakem yoktu. Hagi ve Hasan Şaş''ın el - kol hareketli itirazlarına kart çıkaran... Topu elle çelen Capone''u oyun dışına alan... Kenarda rahat durmayan Terim''i "Atarım" diye uyaran bir hakem vardı. Daha önce; hakemlerce poh - pohlanmaya alışmış G.Saray, Mustafa Kalkandelen''den müthiş şekilde rahatsız oldu. Fatih Terim''in maç bitiminde hakemin yanına giderek öfkeli konuşmalar yapması; herhalde bir yemek tarifi değildi... Terim''in bir yığın küfürü hedefini buldu.
Bir polis şefi, onu hakemin yanından zor ayırdı. Kalkandelen''in; Terim''i rapor etmesi gerekir.
Bakalım ne olacak?

