Türkiye''de bir maça giderken; eğer hava fazla yağışlı, soğuk ve üstelik rüzgârlıysa... Kalitesi konusunda bilmem ama, temposu ve mücadelesi konusunda kesin garanti veririm. Böyle bir havadaki maçın uyuşuk, temposuz ve zevksiz geçmesi, kesinlikle mümkün değildir. Futbolcular; yağış, soğuk ve rüzgârın etkisini hissetmemek için, vallahi at gibi dört nala koşarlar... Isınmak için, vargücüyle ikili mücadeleye girerler.
Beşiktaş-G.Saray maçı da, bu gerçeğin noter kanalıyla tasdiki gibiydi. Seyir zevki ve heyecan, üst düzeyde oldu. Ancak bu olumsuz hava koşullarında oynanan maçların, kuru ve güzel havalara oranla farklı riskleri de vardır. Kaleci topu tuttuğunu sanır; ancak kaygandır, elinden kaçırır... Ters bir kafa ya da ayak vuruşuyla kendi kalene gol atma tehlikesi de artar... Böyle bir havada kalecine asla geri pas vermeyeceksin... G.Saray, daha oyunun ilk 13 dakikasında, Taffarel''e tam 3 defa geri pası verdi. Taffarel, bu topları riskli, tehlikeli ve tedirgin bir şekilde kullandı... Nitekim üçüncüsünde, Beşiktaş''ın presi sayesinde kapılan top, Nouma''nın kafasıyla gol oldu. G.Saray, meteoroloji gerçeklerine uyum sağlayamadığı için, yenik duruma düştü... Üstelik kalecisini de değiştirmek zorunda kaldı. * * * Beşiktaş; rakibini yakın presle dar alanlara mahkûm etmeye çalışıyordu... Bunda da başarılı oldu. Çünkü G.Saray; attığı gol dışında Beşiktaş kalesinde ilk yarıda hiç pozisyon bulamadı. Aslında gol de; Ümit''in başarısından çok, Shorunmu''nun tutması gereken topu kaçırmasındaki hatasının sonucuydu.
Ümit bile, yumuşak kafa vuruşunun gol olmasına şaştı. * * * G.Saray ikinci yarıda da pozisyon bulamadı. Ama bu defa, Beşiktaş''ın presi yüzünden değil, 1-1''e razı olmasının stratejisindendi. Oyunu ve rakibi denetim altında tutarak, maçı kontrolüne aldı. Beşiktaş istekli, baskılı ama etkisizdi. Ancak Popescu''nun çift sarı kartla oyun dışında kalması, G.Saray defansını tam anlamıyla dağıttı. O kadar ki; maçın başından beri rezilleri oynayan ve saç - baş yolduran Ahmet Dursun, dağılan G.Saray defansı arasında maçın kahramanı oldu. Bir Popescu''nun çıkışı, çöküşü hazırladı. Vay canına!

