Kaydet
a- | +A

5 ay öncesinin son Avrupa Şampiyonu, 2 yıl öncesinin son Dünya Şampiyonu; Türkiye''ye, yani ayağımıza geliyor.

Tribünler bomboş...

Bu takım, yakın zamanda Kamerun''da özel maç oynadı; stada tam 75 bin seyirci geldi.

İşte onların ve bizim, kaliteye verdiğimiz önem...

Avrupa ve Dünya Şampiyonu''nu seyretmemek, yalnız Fransa''ya karşı değil; futbola karşı da ayıptır.

Özel maçlara ilgi göstermemek; milli futbolculardan sonra seyircimize de yansıdı.

Maçın ÖZEL değil, GÜZEL olması önemlidir.

Fransa; futbolu oya gibi işleyen tekniğiyle göz okşadı... Futbolun yalnız güç değil, bir estetik ve sanat olduğunu da belgeledi.

Golleri yerken büyük bir acı duysam da; futbolun evrensel lezzeti karşısında, tat aldığım anlar daha çok oldu.

Sahayı kaneviçe gibi küçük karelere bölüp, her kareye ayrı bir göz nuru dökmenin inanılmaz maharetini gördüm.

Yerken acı çektiğimiz gollerde bile, "Helâl olsun" dedirten bir futbol namusuna tanık olmak; gerçekten bir ayrıcalıktı.



Biz; jeepli, yatlı, katlı primlerle ÖDÜLLÜ sporcular yetiştirdik... Onlar ise; özel maçta bile, terinin son damlasına kadar SORUMLU sporcular yetiştirmiş...

Milli takımı külfet gören bir anlayış, milli takımı onur gören bir anlayışa yenildi.

Fark bundandı...



Fransa ikinci yarıya; 3-0''dan sonra Türkiye''ye yüklenmenin yakışıksız kalacağını düşünmüş olmanın inceliğinde çıktı.

Atakları post-modern değil, soft-moderndi...

Yani yumuşamıştı.

Taktiğine, insafı da eklemişti.

Türkiye''yi fazla mahcup etmek istemeyen anlayış, bizim biraz daha fazla topla oynamamıza fırsat verdi... Onların özel izniyle, ataklar yaptık.

Ama bu hoşgörü bile işe yaramadı, golü yiyen gene biz olduk.

Anlayacağınız; futbolun Bolşoy Balesi karşısında, Sulukule ekibi gibi kaldık.

Standart farkı, skor farkını da ortaya çıkardı.

Acı ama gerçek!