Şurası kesinleşti: Türkiye Kupası finalinin; alışageldiğimiz şehirler dışındaki bir ilde oynanmasının herhangi bir sakıncası yok. Tam aksine yararı var. Diyarbakır; ciddi bir sınavdan geçti ve başarılı oldu. Çevre iller bile, bayram coşkusu yaşadı. Futbol Federasyonu''nu yaptığı tarihi tercihten dolayı kutluyor, gelecek yıllarda da benzer uygulamalar bekliyoruz. * * *
Yalnız dikkatimi çeken birşey oldu. Diyarbakır; Türkiye Kupası finali için, sadece G.Saray''a endeksli olmuştu.
Kent sarı - kırmızıya boyandı. Ama hiçkimse, finalin diğer ortağı Antalya''yı hatırlamadı. Tarafsız bir kent olarak kırmızı - beyazlı renklere de rastlamak isterdik Üstelik Antalyalılar, sahaya "Diyarbakırspor''u 1.Lig''de görmek istiyoruz" pankartıyla çıkmıştı. G.Saray ve Fatih Terim, davul - zurnalarla karşılanıp, ağa çadırlarında ağırlanırken; finalin diğer ortağına saygı gösteren yoktu. Doğrusu onlara karşı, biraz ayıp oldu. * * * Final maçı, son derece centilmence başladı. İki taraf futbolcuları birbirine saygılıydı... Bu yüzden de, sıkı sıkıya, kora kor bir yakın mücadele olmadı. Devre bittiğinde; son dakikalardaki ilginç beraberlik golündeki itirazlar hariç, hiçbir hakem kararına kimse tepki göstermedi. Anlayacağınız; çocuklar iyi niyetli ve kuzu gibiydi.
Bu centilmenlik atmosferinin yanında, sıcağın da etkisiyle olacak; yüksek tempolu maç olmadı... Ama sıkıcı bir maç da değildi. İlk yarıda son derece durgun ve sakin giden maçı, Fazlı hareketlendirdi. Oysa bu futbolcu, devre bitimine yakın dakikalara kadar; Fazlı gibi değil, nazlı gibi oynamıştı. Ama iki hareket yaptı; biri gol oldu, ikincisi olmak üzereydi.
Beraberlik golü; Kerem''in tecrübesizliğinden geldi. Bulunduğu yer itibariyle, yere dikey düşeceğine; kendini arkaya doğru atarak düştü... Böylece tuttuğu top, çizgiyi geçmiş oldu. Aslında o ana kadar; düzgün fiziği, telaşsız halleri ve bazı kurtarışlarıyla, fena da değildi. Pis bir gol yedi. Talihsizlik! * * * Yenilen gol; G.Saray''ın aklını başına getirdi. Kupayı "Çantada keklik görmek" zaafından sıyrıldı... Mücadele etmesi gerektiğini hatırladı. Ama işin tuhafı, golü gene kendi yedi... 2-1''lik yenilgiye düşmek, ilk yarının "Ne kokar, ne bulaşır" görüntüsünü sildi götürdü. Sahaya mücadele ve pozisyonlar geldi. O ana kadar, sadece Okan''ın kişisel çabasıyla üstünlük kurmaya çalışan G.Saray, topyekûn harekete geçti.
Antalya''nın da zorlayıcı futbolu, finali adına yakışır hale getirdi.
Maça; heyecan, goller ve uzatmalar geldi. Aslında G.Saray, hareketlenmesine rağmen kötü oynuyordu.
Rakip futbolcular; kişisel hataları ve egoları yüzünden sayısız goller kaçırdı. G.Saray da; maçtan önce rakibini küçümsemenin, sonra da kötü futbolun cezasını alacakken; günü tecrübesiyle kurtardı. Kupa hayırlı olsun!

