Şampiyonlar Ligi''nin, artık deneyimli bir ülkesiyiz. Galatasaray 6, Beşiktaş 2. kez katılıyor. Buna rağmen; UEFA''nın belirlediği stad kalitesini bir türlü yakalayamıyoruz. UEFA; ite-kaka, elinde değnek, dürte dürte zorla adam etmeye çalışıyor ama; nafile... Avrupa''nın en uyduruk tesislerine sahip Türkiye; ilkel şartlarda kalmaya inat ediyor.. Geçtiğimiz Pazartesi günü; bir tanıtım çekimi için İnönü Stadı''na gittiğimizde, yüreğimiz sızladı. Sporcu girişi, 20 yıl önce nasılsa, gene aynı... Tavanı kirli borularla dolu, iç karartan bir mekan. Uzun, kasvetli ve korku filmlerindeki tünellere benzeyen bir koridor... 21. Yüzyıl Türkiye''si, şamar gibi yüzümüzde şaklıyor. *** Yeni açık tribünün iç ve dış, her yanını dolaştık. Gene yüzümüz kızardı. Kalite; tam anlamıyla sıfırın altında... Burada insanlar, adeta aşağılanıyor. Duvarlar çürümüş, yıkılmış... Merdivenler tarumar olmuş... İnsana ürperti veren, eski, yıkık, boyasız duvarlar. Aradan günler geçtiği halde hâlâ kaldırılmamış, öbek öbek çöp yığınları; sızan akıntılardan dolayı, kötü bir kokuyu yerleşik hale getirmiş... Artık temizlesen bile, o koku ortadan kalkmaz! *** İnönü böyle de, Ali Sami Yen çok mu temiz?.. Türk her yerde aynı Türk''tür! Pislik ve kalitesizlik içimizde yer etmiş... Şeref Tribünleri''ni yıkıyoruz, yağlıyoruz, parlatıyoruz... Özel localar fiyakalı... Görünen yerlere de bir iki aldatıcı badana çektik mi, göz boyama işlemi tamam! Kuzguna yavrusu çok şirin görünüyor. Ama vatandaşın giriş, çıkışı, içerdeki hizmet, yiyecekler, yer bulma ve tuvaletler; tam anlamıyla bir felaket... Seyirciyi adam yerine koyan yok. Kapalı gişe olan önemli maçlarda ise, daha farklı bir durum var. Türkiye; elinde bileti olduğu için, yarım saat kala stada gelen adamı, 2 saat önce kapılar kapatıldığı için, içeri sokmayan tek ülkedir.
Nice önemli maçlarda; insanlar biletleri ellerinde, seslerini duyuracak bir yetkili arar... Feryat ederler. Ama onları kimse dinlemez, iplemez! Üstelik coplanırlar... Ne yazık ki polisin de bulaştığı Stad Kapıları Çetesi; istediği adamı rüşvetle içeri istediği zaman sokuyor... Ama dişinden-tırnağından keserek artırdığı parayla resmi bileti alanı, içeri sokmuyor. Bu bir suçlama değil... Bu bir iddia değil... Bu bir iftira değil... Herkesin, her zaman şahit olduğu, sıradan ama utanç verici bir gerçek. "Genelleme yapma, kim yapıyorsa onu söyle" demek kolay... Stadları dolaşın, kendi gözünüzle görün... Bu kadar basit! *** Açıklanan resmi rakamlarla, staddaki seyirci sayısı arasında her zaman çelişki vardır. Stadda görünen 25 bin... Gişeden geçen 15 bin... Kapılar açılıp, vatandaş içeri bedava alınmış da değil! Aradaki 10 bin kişilik fark, gökten zembille mi indi? Helikopterden aşağı mı sarkıttılar? Bunların asla cevabı olmaz. Kapı Mafyası, kapı gibi maaşallah... Hiç firesi yok. Çünkü; ne yaparsa yapsın, hesabını soran yok! Tedbir almağa kalktılar ama, hikaye! Seyirci kaçağını önlemek için, özel güvenlik şirketleriyle anlaştılar; olmadı... Turnike koydular, olmadı... Yerleri numaraladılar, olmadı... Kulüpler, kapılara kendi adamlarını koydu; gene olmadı... Stadların gerçek hakimi çete; her durumda ve her konumda bildiğini okumaya devam ediyor. *** Kaçak 10 bin kişi olduğunu varsayalım. Maçına göre 25, 30, 50, 150 milyonluk bilet de var. Onları boşver! Çok değil, adam başı 3 milyondan sayalım; toplam 30 milyar eder. Devrede 60 avantacı olsa, adam başına kafadan 500 milyon lira düşer.
Taş atıp da kolun mu yoruldu; bereket versin! Lig, derby; şampiyonlar ligi maçları derken; sürümden bayağı bir yük tutulur. Bu durumda stada girememiş biletliyi kim düşünür? Onlara biletsiz adam gerek, biletsiz...

