Kaydet
a- | +A

Zııırrr...Telefon! Bizim Hasan Ali... Adapazarı''ndan bir okuyucunun beni aradığını söylüyor. Adı üstünde, Adapazarı... 17 Ağustos''u bütün şiddetiyle yaşayan, yerle - bir olan kentimiz. Depremden 4 gün sonra oraya gitmiş, felaketi sıcağı sıcağına görmüştüm. Acıya, derinden ve yerinden tanık oldum. Adapazarı, Kocaeli, Yalova, Gölcük, Düzce denildi mi; içim yanar. Kavrulurum. Bu yüzden, deprem bölgesinden gelen telefona hemen çıktım. Ahizeden; mahçup, kırılgan, narin, çekingen bir bayan sesi geliyor... Adı Şükran! 20 yaşında... Sıkı bir G.Saraylı. Gönül verdiği takımının hiçbir maçını, çıplak gözle seyredememiş... Bu yüzden biraz mahzun. Yüreği özlemle dolu. "Acaba" diyor, "İstanbul''a gelsem de, ligin son maçında, İstanbulspor''a karşı seyretsem; olur mu?... Bana yardım eder misiniz?..." Bir şeyi çok ama çok isteyen insanların beklentisi içinde, "He" dememi bekliyor. Ama "He" demiyorum. " -Sevgili Şükran... Seni maça sokmak bir şey değil; bunun öncesi sonrası var... Saat 21.00''de maç bitecek. Nereye nasıl gideceksin, nerde, kiminle kalacaksın?" diyorum. -Tanıdıklarım, yakın aile dostlarım, akrabalarım var; onlara giderim. -İyi de; tek başına bir gençkız maçta ne yapar?... Arsızı, uğursuzu, magandası, sapık ruhlu olanı var. Tacize uğrarsın... Bunu göze alamayız... Böyle deyince, morali bozuldu. Mahzunlaştı. Umudu kırıldı, Ona; "Şimdi sen telefonu kapat. Ailenden baban mı olur, amcan mı olur, ağabeyin mi olur; kim olursa olsun, bir büyüğünü bul. Birlikte bana bir telefon edin" dedim. "-İyi ama, ben 20 yaşındayım. Kendi işimi kendim görecek yaştayım." diye karşılık veriyor. Cevabım kesin: - Tek başına olmaz! - Beni bir aile büyüğünle ara... * * * 4-5 gün sonra, amcası Mecit beyle aradı. Beraber gelebilirlermiş. Telefondakinin amcası olduğunu teyid ettirdim. Annesi ve babasıyla da konuştum. İnançlı bir ailenin kızı! Karşılıklı selam, hoş - beşten ve kısa bir ara verip müdürümüz Sadık Söztutan''la görüştükten sonra; müjdeyi verdim: "Baban Vahdettin ve amcan Mecit beylerle birlikte; Türkiye Gazetesi''nin misafirisin... İstanbul''a gelin, 5 yıldızlı bir otelde maç gecesi ağırlanacaksınız... Her türlü masrafınız karşılanacak... Yani G.Saray''ı çıplak gözle seyredeceksin..." "Tamam mı?" dedim.

Şükran''ın telefondaki çığlığını duymalı ve yüreğine sığmayan mutluluğunu hissetmeliydiniz. Sevinçten havalara uçmuştu. Ancak bir sorun vardı. Babası gelemiyordu. "Neden?"

Şükran üzgün; "Biraz rahatsız. Bel fıtığı var. Otobüse binip İstanbul''a gelemez." dedi. - Baban olmadan olur mu Şükran...

Hiç merak etme... Özel bir otomobilimiz; Adapazarı''ndaki evinize kadar gelip, babanı, amcanı ve seni kapı önünden alacak... Maç günü İstanbul''da 5 yıldızlı otelde krallar gibi ağırlandıktan ve G.Saray - İstanbulspor maçını en iyi yerden seyrettikten sonra, ertesi gün tekrar geri götürecek... Var mı başka bir sorun? Çığlık çığlığa bir cevap: - Sağolun, Allah razı olsun. Allah sizden de razı olsun. * * * Şükran, bir hafta sonra bugün; İstanbul''da olacak. 20 yıldır göremediği, görmek için can attığı Galatasaray''ına kavuşacak... Futbolcularla tanışacak... Türkiye Gazetesi de; deprem bölgesindeki bir gençkızın, hayallerini süslediği beklentilerini yerine getirebilmenin huzuru içinde olacak... Galatasaray, Çarşamba gecesi Kopenhag''da kupaya sarılırsa ; Adapazarlı Şükran; haftaya bugün, galiba bir Avrupa Şampiyonu''nu seyredecek. Hadi bakalım, inşallah!