Haftanın konusu, Hakan''ın 2. evliliğiydi... Saltanatlı, abartılı ve biraz da "Sonradan görme" anlamında ezgiler taşıyan bir düğündü. Gene de gönüllere mestan, dillere destan oldu... Türk örf ve adetlerinde; ilk evliliğin coşkulu kutlanması normaldir... Ama ikinci evliliğin tantanayla, debdebe ile, "Dünyaya şan olsun" diye yapılması; uygun değildir. Bizim geleneğimiz; ikinci evlilikilerin daha ağırbaşlı ve daha sade kutlanmasını öngörür. Ama Hakan, ipin ucunu kaçıran görüntüler sergiledi. O kadar ki; kirpiklerine rimel sürülmüş... Gözlerine sürme çekilmiş... Yüzüne pudra, fondöten ve allık yayılmıştı... Kat kat boyalı yüzü, tuhaf görünüşlü yapay bir Hakan ortaya çıkarmıştı. Gülümsemesi bile tuhaftı... Son dönem sosyete düğünlerinde, damatlara da ağır makyajlar yapıldığını biliyoruz. Ama gol kralımızın onlara özendiğini görmek; bir çoğumuzu hem şaşırttı, hem üzdü. Bir kaç gün önce yayınlanan Çarkıfelek programına katılan bir bayan yarışmacı, Mehmet Ali Erbil''e "Ne o öyle Hakan gibi yüzünü-gözünü boyamışsın" diye lâf attı. Demek ki. kimsenin dikkatinden kaçmamış! Bu yüzden, alay edilecek duruma düştü. * * *
Düğün öncesi bir basın toplantısı yapıp, evliliğinin ilk gecesinde kullanacağı bornozları, televizyon kameralarına göstermesini anlamak mümkün değildi. Bu çocuk şaşırmış! Bornozlarından millete ne arkadaş? Herşeyden önce ayıptır! Yarın öbürgün; Anadolu Ajansı ve TRT''ye verdiği yetkiyle, yatak odasında olup bitenlerin görüntüsü de ortaya çıkarsa, şaşmam!... İlk banyodan sonra kullanacağı bornozu gösteren adam, onu da gösterir. * * *
Hakan''ın, düğününden görüntü alacak gazeteciler konusunda sınırlama koymasını anlayışla karşılıyorum. Doğru, hepsi birden girerse, kargaşa yaşanır. Zaten ilk düğünü öyle olmuştu. Tedbir alması normal. Ama yaz-kış demeden ve yurt içinde-yurt dışında, her zaman onu takip eden, yazan, röportaj yapan G.Saray muhabirlerini dışlamasını anlayamadım. Düğüne fotoğraf ya da kamera getirmemek şartıyla; G.Saray muhabirlerinin kendi aralarından seçeceği 3-4 gazeteciyi, hepsinin adına davet etmesi uygun olurdu. Çünkü onlara karşı, bir minnet borcu mutlaka vardır! Onu topluma daha yakından tanıtan Televole röportajları ve gazete fotoğraflarının hepsini A.A. ve TRT çekmedi. Davetli 1500 kişi arasında; 3 G.Saraylı muhabire yer mi bulamadı?
* * *
Onlara da, Krep hamuru içerisinde şampanya Mousseline ile gratine edilmiş sote bıldırcın göğsü ikram etseydi ya!... Ruşen Güven de, yine kendi mönündeki ifadenle; Melba sos ile çilek parfe yese, fena mı olurdu? Bizim Engin Atay; Siyah Truffle sos ile dilimlenmiş fırın patates''ten tadsa, midesi mi bozulur? Mustafa Ersoy onun haberini yaparken iyiydi de; iş Petit Fours ikram etmeğe gelince mi kötü oldu? Florya''daki kulüp tesisleriniz içinde, kendilerine ait özel bürosuyla, neredeyse bir tüzel kişilik haline gelen G.Saray muhabirleri grubunu, fena dışladın... Ama hapisten yeni çıkmış azılı Mafya babası Sedat Peker''i davet etmeyi ihmal etmedin. Mafya''ya, gazetecilerden daha fazla değer verdiğini öğrenmemiz iyi oldu. Kimlere Balsamico sirkesi ile, somon balığı rulo ikramında bulunacağını artık iyi biliyoruz. * * *
Kaşları cımbızla alınıp yay gibi yapılmış... Kirpiklerine rimel sürülmüş... Gözlerine sürme çekilmiş... Yüzüne iki kat 4 numara fondöten yerleştirilmiş... Üstüne de allık ve pudra atılmış... Vücudu Chanel kremleri ile nemlendirilmiş... Bir tek ruju eksik kalmış Hakan; ikinci evliliğinin görkemini, ilk evliliğinin üstüne çıkardı. Çok daha iyi, çok daha tantanalı, çok daha şatafatlı olması için, özel çabası vardı... Bu yüzden, HAVALI olmakla, GÖRGÜSÜZ olmak arasında bocaladı. Amacını çok aşan, aşırı gösteriş merakıyla; eski eşi Esra''ya nispet mi yaptı, ne? * * *
Fatih Akyel de düğün yaptı. Ama Hakan gibi görgüsüzce değil, sade... İyi bir otelde, adam gibi bir düğün... Çocuğa giden olmadı! Terim bile, söz verdiği nikah şahitliğini yapmadı.
Derken... Popescu, Romanya''da Çavuşesku''nun sarayında Limuzinli evleniyor.
Yönetim orada! Bazı şeyleri benim mi kafam almıyor, yoksa millet mi üşüttü?

