Kim hangi takımı tutarsa tutsun; ilgi ve sevgi kontenjanında, Hagi''ye mutlaka özel bir yer ayırır. Onun saha içindeki öfkelenmelerine, hakemlerin geniş hoşgörü tanıması... İkili mücadelelerde, profesyonelce uyguladığı dirsek oturtması... Her pozisyona itiraz edecek kadar kendine bol malzeme buluyor olması, bir çok kişiyi sinilendirse de; Hagi''yi takdir etmeyen yok. 4 yıldır Türkiye''de... Sorun çıkardığını, huysuzluk ettiğini gördünüz mü? Ülkesine izinli ya da milli maç için gittiğinde, hep zamanında geldi. Nijeryalılar gibi; gelmemek için 50 türlü bahane uydurup, neredeyse silah zoruyla Türkiye''ye getirilmedi. Sık sık sakatlanmadı... Ya da sakatlanma numarasına yatmadı. Çünkü o bir profesyonel! Frikikleri... Topuk pasları... Kalecileri uzaktan avlayan şandel golleri... Arkadaşlarını hiç olmayacak zamanda pozisyona sokma becerisi... Ve nihayet, Denizli maçında sıfır çizgisinden gol atma yeteneği... Sevimli hergele, dikdörtgen çizdiriyor pergele! * * * İnci gibi özenle sıralanmış bembeyaz dişleriyle, gol sonralarının en güzel gülen adamı... Beyni işlek... Zekâsı kıvrak... Ayakları kısrak! Yeşil saha; onun göz nuruyla nakış işleyeceği bir kasnak...
Her gelin kızın rüyası, Singer dikiş makinası gibi; her futbolcunun rüyası, bir idol... Bir fenomen... "Ah keşke ben de onun gibi olsam" dediği, bir süpermen! Onsuz bir G.Saray, tuzu unutulmuş çorba... Şerbeti atılmamış baklava... Sütü katılmamış çikulatadır. Hamuru olmayan börek olur mu? O, futbolun gurmesidir.
Hem lezzetin kendisi, hem lezzetin uzmanıdır. * * * Yaşı 35''miş... Bana ne? İsterse 55 olsun... "Akıl yaşta değil, baştadır" derler... Hagi''nin futbolu da öyle. Bana tad verdikten sonra; koltuk altında değnekleri, çıkıp öyle oynasın. Torunu oluncaya kadar yolu var... Dede olmadan bırakmam! Kalp ilacını, sakarinini ben alacağım. Tansiyonunu ben ölçerim. Merdiven inemiyorsa, sırtımda ben taşıyayım. Ama onu sahada göreyim. * * * Daha önce de söyledim. Onun 90 dakika koşmasına gerek yok. Ali Sami Yen, Veliefendi Hipodromu değil ki; dört nala gitsin. Üstüne ganyan da oynamıyoruz. Kimse ondan maraton beklemiyor.
Koşmasın! Hatta uyku tulumunu getirsin... Çimlere serip içinde uyusun. Sonra canı istediği zaman kalksın, 5-10 dakika oynayıp gene uzansın. Razıyız. Yeter ki, "Sahada Hagi var" diyelim. * * * Son senesiymiş... Sezon sonunda ülkesine gidecekmiş... NAH gider! Yönetim gönderse, ben göndermem. Vallahi çek - senet mafyasından adam tutar, zorla sahaya sürerim. Çakıcı ve Nuriş dahil; ne kadar ünlü Türk büyüğü varsa, hepsini seferber ederim. Mehmet Ağar''ı da bugünler için yetiştirdik. Onu Romanya''ya gönderen taş olsun... Hagi''miyet; kayıtsız - şartsız Türklerindir! * * * Dilimizi az biliyor, kendi gramerinde seslenelim: Te lubesc Hagi... Yani; SENİ SEVİYORUZ HAGİ... Gitme, kal!

