Tek vuruşla, altın golle işi bitirdi.
G.Sarayımız, bir finalden daha yüzünün akıyla çıktı.
Ancak açıkça söylemek gerekir ki; maç içinde sıkıntılı anlar yaşadık.
Oyun kurmada, ciddi problemlerimiz oldu. Lucescu''nun maçın başından beri kötü oynayan Ümit''e nasıl tahammül ettiğini anlamak zordu. Hâli, mecâli yoktu. Önüne atılan çok uygun iki topta şaşılacak ve hatta kızılacak kadar ağır kaldı. Rakip arkasında kalmıştı ve top önündeydi... Üstelik kaleye kadar olan alan da bomboştu. İlerde Jardel''le asla anlaşamadı. Şiddetle değiştirilmesi gerekiyordu. Ama Lucescu nedense ısrarcı oldu. Hagi de, hayal kırıklığı içindeydi.
Hakeme karşı öfkeli, hocasına karşı kızgındı. Oyunun önemli bir bölümünü, oyuncu değişikliğinin yapıldığı nokta civarında dinlenerek geçirdi. Halbuki Süper Kupa onun için ciddi bir vizyondu. Ama nedense, dün gece futbola karşı biraz kırgındı. Bütün bu olumsuzluklara rağmen; G.Saray yalnız Avrupa''nın değil, dünyanın devi olan Real Madrid''e iyi direndi... İspanyol takımının temposu düşüktü... Figo ilk 15 dakikada mükemmel bir futbol sergiledikten sonra nedendir bilinmez; oyundan koptu... Bir daha da hiç ortaya çıkmadı. Lucescu, Fatih Terim''in prese yönelik futbolunu çağdışı buluyordu... Bu futbolu kişiliksiz görüyordu. Ancak G.Saray; hocasının verdiği taktikle başarılı olamayınca görünce, kendi kendine geleneksel futbol anlayışına döndü... Bu sayede Real Madrid''i kilitlemeyi ve durdurmayı başardı. Bu baskı karşısında sürekli top kaybeden İspanyol takımı, bütünlüğünü kaybetti. Böylece G.Saray; geçen yıl kendisini G.Saray yapan düzeniyle bir kez daha kupaya ulaştı. Yetmez, bi daha! Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu görmeden, şurdan şuraya adımımı atmam.

