Kaydet
a- | +A

Evet, Tivoli! Kopenhag denilince, ilk akla gelen yer... Bizim Gülhane Parkı''nı düşünün. Ama magandalardan, hanzolardan, kırolardan arındırılmış bir Gülhane Parkı''nı... Dibinde tünediği ağacın altında, çizgili pijamasıyla ve iğrenç dağınıklığıyla piknik yapan insanları; hayâlinizin dışına atın... İlkçağ insanı gibi nara atıp, birbirine elense çeken ve kaba hareketlerle güreşenler de olmasın! İçeriye birbirinden zarif giyimli; ince, nazik, şık insanlar doldurun. Konuşurken ne dediklerini, birbirleri bile zor duysun. Gülhane Parkı''nın basılmış çimlerine, koparılmış çiçeklerine... Her yana dağılmış pet, kola, hatta şarap şişelerine ve naylon torbalarına gözünüzü kapayın...

Onların yerine; yeşilin tüm tonları ile yakın akraba bir ağaç sülalesini ve aralarına özenle dekore edilmiş, sayısız çiçek armonisini yerleştirin... Çim - Çiçek - Ağaç üçgeni içinde çerçevelenmiş boş alanlardan birine, gölet düşünün... O göletin içinde, tam anlamıyla ve tam boyutuyla bir korsan gemisini var sayın... Korsanların size hizmet ettiği muhteşem bir lokanta... Barbaros Hayrettin Paşa yeni bir sefere çıkar, o kadırgayı elele geçirir de; muhtemel bir çatışmanın dışında kalmayı düşünürseniz, çok daha sakin köşeler var. Tamamen tahta, kütük ve samandan yapılmış; göletin salkım söğütlerle gizlediği bir köşesinde, başka bir ortaçağ ziyafeti çekebilirsiniz kendinize... "İlla bir şeyler yemek, illa da bir şeyler içmek zorunda mıyım?" diye düşünmeyin... Kendinizi; doğa ve insanın ortaklaşa organize ettiği harika yürüyüş yollarına bırakın... Yolunuzun üstüne, Vivaldi''nin "Four Seasons" opusunu çalan bir senfonik orkestra çıkabilir. Dururken bedeniniz, izlerken ruhunuz dinlenecek... Para yok... Pul yok... Bilet yok... Davetiye yok... Önceden rezervasyon yok... Sandalye bile yok. Dur, dinle, kulağının pasını sil, rahatla... Yoluna öyle devam et! * * * Kopenhag''ın Gülhane Parkı, bunlarla da bitmiyor. Paris''teki Disneyland''dan sonra, Avrupa''nın 2. önemli ekstrem lunaparkı da burada... 70-80 metrelik dev bir direğin etrafına yerleştirilmiş koltuklar; bir anda tepeden boşa bırakılıp çılgın bir hızla aşağı düşürülüyor, insanlar çığlık çığlığa zor göze alınan bir heyecanı da deniyor. 360 derece dönen gondollar... Dümdüz giderken bir anda dimdik tırmanan, derken en olmadık yerde tamamen yan yatan, hatta başaşağı giden trenler... Çok tehlikeliymiş gibi görünen, ama kesinlikle hiçbir tehlike riski olmayan ekstrem eğlenceler; macera duygusunu tatmin etmek isteyen amatör insanlara, unutamayacakları anlar yaşatıyor. Çok sakin bir ortamla, çok maceracı bir ortam; bunlardan birini tercih edenle etmeyen arasında, asla rahatsızlık vermeyen organik bir beraberlik ve bütünlük içinde... İşte Kopenhag''ın Gülhane Parkı bu! * * * Tivoli''nin içi ne denli doğa ile başbaşa, renk ve huzur cümbüşü içindeyse ; parkı sınırlayan duvarların ötesi de, o denli kan gövdeyi götürüyordu. Arsenal ve Galatasaray fanatikleri; cennet gibi bir köşenin hemen bitişiğinde, doğayla dost olacaklarına, birbirlerine düşman olmuşlar... Habire kan döküyorlar! Şunu kesin olarak söylüyorum. Temelde iki seyirci arasında bir problem yok. İki tarafın kavga etmek isteyen anarşist ruhlu holiganları; herhangi bir G.Saraylılı''yı ya da herhangi bir Arsenal''liyi aramıyordu... Kendisi gibi olanları arıyor, buluştukları yerde; birbirlerine giriyorlardı. Bu grupların dışında kalanların arasında, kesinlikle hiçbir problem yoktu. Tek istisna; Muazzez Abacı ve Aykut Işıklar''ın bulunduğu cafedeki olay oldu. Bu yerin dışındaki her kavga; kan dökmeyi önceden kafasına koymuş fanatiklerin işiydi... Bu grupların olmadığı yerde, huzur vardı. Bir elinde G.Saray, öbür elinde Türk bayrağını sallayarak 100 kadar Arsenalli''nin önünden bir Türk gençkızı geçti... Kimse dönüp bakmadı, "Hey ne oluyor, indir o bayrakları" demedi. Kavga olan iki noktanın dışındaki her yerde; Türkler''le İngilizler birlikte eğlendi, şakalaştı... Tivoli Meydanı''nda çıkan profesyonel arbededeyi bile, bu kavgaya karışmak istemeyen iki takımın taraftarları, Arsenal ve G.Saray formaları içinde beraberce, yanyana, içiçe seyretti... Bütün İngilizler''i düşman saymak yanlıştır. Lütfen bunu unutmayın.