Kaydet
a- | +A

Oyun başlar başlamaz, Beşiktaş''ta ilk göze çarpan tablo şuydu: Tayfur, Okan''ı... Halilagiç, B.Hakan''ı... Ali Eren, Hasan Şaş''ı... Yasin, Emre''yi; Alkatraz Kuşçusu gibi, hücre hapsine almışlardı. Yakın, sıkı ve körü körüne adam markajı, eğer 4-5 futbolcuda yapılırsa; bunun anlamı açıktır: "Benim üretebileceğim hiç birşey yok... Bari rakibin üretebilme yeteneklerini kısıtlayayım." Beşiktaş; çağdışı kalmış, köhnemiş bir futbol taktiğini milenyuma 2 hafta kala vizyona sürüyorsa, gerçekten vay haline... Üstelik kilit altına, kontrol altına, markaj altına almaya çalıştığı bütün G.Saraylılar, düşündüklerini yapabilmekte hiç sıkıntı çekmedi. Emre, B.Hakan, Hasan Şaş, Okan, her deplase olduklarında, takipçileri onların peşinden gitti... Bu yüzden de Beşiktaş defansı, kademe hatalarıyla sersem oldu. O zaman bu ilkel markajın, kime ne faydası oldu? * * * Her defasında ısrarla belirtiyoruz... İnatla uyarıyoruz... Emre; ikili mücadelelerdeki kimi zaman gaddar, kimi zaman hödük, çoğu zaman da gizli profesyonel faullerini bırakmalıdır. Üst üste sarı kartlarla ya da doğrudan kırmızı kartla oyun dışı kalmıyorsa, hakemlerin kontenjanındaki hoşgörüsünden yararlanıyor demektir. Şehzadeye zarar gelsin istemiyorlar. Ama bıçak kemiğe dayanırsa; "Avrupa Fatihi Cimbom" hatırı da, gürültüye gidebilir... Kırmızı kartlar, en olmayacak bir anda, kılıç gibi kınından çıkar. Testi kırılmadan, uyarıyorum. * * * G.Saray''ın Beşiktaş karşısındaki kesin, açık ve net üstünlüğünü tartışmıyorum. Arada, ciddi şekilde gravite ve krat farkı var. Önemli olan, bu farka ayak uydurmakta zorlanan bir G.Saraylı olması.

Fatih; her nasılsa kestiği ya da kaptığı topları, öylesine dan-dun gönderiyor ki, şaşırıyorum. Yani; insan kamyondan tezgâha karpuz atarken bile, hesap kitap yapar... Onun da kendine göre bir usülü, bir tekniği var.

Bu adama kamyondan karpuz indirtin, yarısını patlatır. Nasıl bu kadar dengesiz ve savruk oynuyor anlayamıyorum. * * * Trabzon''un Trabzonluğu son dönemlerde ne kadar ağır yaralar alıyorsa; Beşiktaş''ın Beşiktaşlığı da giderek eriyor. Sıradan bir takım olma yolunda, tehlikeli ve geri dönülmez sürece girmek üzereler... Ne yapmak istediğini bilmiyor. Bildiklerini de, nasıl yapacağını bilmiyor. Durumu vahim!.