Kaydet
a- | +A

F.Bahçe''de balans ayarı tamam. Motor yağ yakmıyor. Çünkü rektifiye edildi. Köhnemiş amortisörler de değiştiği için, en ufak bir engebede hop oturup hop kalkmıyor. Fren balataları elden geçti. Takım; istediği yerde, artık hiç kaymadan duruyor. Toslamıyor. Hızlı gitmeye karar verdiği yerde de, patinaj yapmıyor. Anlayacağınız; yalnızca trafiğe değil, FORMULA 1''e bile girmeye hazır. * * * F.Bahçe''nin bu yılki konumunu anlatmaya çalışırken, gene de ayağımızı gazdan çekelim. Ölçüsünü aşan övgü, zarar verir. Bazı gerçekleri gizler. Olan biten şu: F.Bahçe, eskisiyle asla mukayese edilemeyecek kadar; "Takım" olmuş... Kazanma hırsları yüksek... Dikkatlerini 90 dakikaya yayma sorumluluğu, çok iyi... Kondüsyonları, mevsim normallerinin üstünde... Yardımlaşma, had safhada... Atılan gollerden sonra, mutluluğu paylaşma tabloları; duygu ve sevgi yüklü... Birbirlerine coşkuyla sarılırlarken; gözlerinin içi gülüyor...

Kısa bir süre öncesine kadar başka takımlardayken birbirine tamamen yabancı olan insanlar; sanki 40 yıllık bir dostluğun süzgecinden geçmiş gibi, birbirlerinin varlığından kopamayacak kadar yoğunluğa ulaşmış... Mükemmel! F.Bahçe''de aksayan 2 şey var: Birincisi... Kendi kale önlerinden, rakip kale önüne kadar uzanan "Tek parçalık bütün" olarak, organize atak şablonu yok. Ya da henüz yerine oturmamış. İkincisi... Pres koyarken, rakiple birebir vücut teması yerine, uzaktan gölge markajını seçiyor. Bu da; karşılarındaki teknik futbolcuların, daha rahat top kullanmalarına olanak sağlıyor. Oysa, yakın vücut temasıyla, rakibi sürekli tedirgin etmek gerekiyor.

Terim''li G.Saray''da, Okan - Suat - Emre''nin yaptığı buydu. * * * F.Bahçe, "Vücut temaslı presi" Almanya''daki Stuttgart maçında denedi, çok başarılı oldu. Fakat sonraki maçlarda bıraktı. Ancak bunlar kronik sorunlar değil. Çözüme açık... F.Bahçe''nin artıları, eksilerinden çok fazla... Şimdiden edindiği kazanma hırsı, dayanışma, tempo, sorumluluk duygusu, sevgiyi yüksek coşkuyla paylaşma gibi değerler; kolay kazanılmıyor. Çok uzun bir aradan sonra, bunlar F.Bahçe''de ilk kez var. Değerini bilmek gerekir. * * * Tek sorun; şimdilik F.Bahçe''yi övmeye mecbur kalan mikser kimlikli bazı F.Bahçeli yazarların, ilk tökezlemede cepheye çıkma ihtimalidir. Bunlar kılıç kuşanmaya hazırlar. Kelle uçurmaya bayılır. F.Bahçe''nin etrafını kuşatmış eski futbolcuların çıkar çatışmaları; "Kulüpten nemalanmak" ilkesine dönüktür. Çarkın dışına itilenlerle, çarkın içinde kalanların arasında amansız bir savaş vardır. Kulübün doğruları değil, kişisel doğrular ön plandadır. Kulüp için yararlı olan, kişi için zararlıysa; olmaması için savaş verilir. Futbolcu simsarlığı yapıp komisyon alan yazarlar... Cebine para konulup yurt dışında futbolcu izlettirmeye gönderilen yazarlar... Altına lüks araba çekilen yazarlar... Altyapı hocası, kaleci antrenörü, yönetim kurulu üyesi, transfer komitesi üyesi, menecer yapılan yazarlar... Bu fırsatlar şablonu, kulübün bir İKBAL YUVASI görünmesine neden oluyor. Bu pastadan pay kapmak için, kıyasıya savaşlar veriliyor. Kulüp başkanlarını ve yönetimlerini kafakola almaya çalışanlarla, bunu beceremeyenlerin mücadelesi; giderek F.Bahçe''ye zarar vermeye başlayan bir kördüğüş haline dönüşüyor. Sorun burda! F.Bahçe''ye zarar veren F.Bahçeli yazarlarda... Kenelerde!