Kaydet
a- | +A

F.Bahçe''nin maçını televizyondan seyrettim.

Seyirci müthişti.

Bir televizyon kanalı, sabah saat 11.00 sıralarında stad önünde canlı bağlantı yaptı.

Maç sanki 1 saat sonra başlayacakmış gibi, ortalık ana-baba günü... İnanılmaz bir kalabalık vardı.

F.Bahçeli, takımına güvenmiş... Tutkulu!

Bayrağını kapan gelmiş.

Yeni hizmete giren tribünler... Gelin arabası gibi süslenmiş tribünler...

Ciğerlerini, bir gece öncesinden körükle tıka-basa şişirmiş gibi; coşkunun zirvesinde bir seyirci... Yeri-göğü inletiyor.

Bunları ekran karşısında seyrederken; Orhan Veli ağzıyla, "Şimdi oralarda olmak vardı anasını satayım" dedim.

Gitmediğime pişman oldum.

Tablo, heyecan vericiydi...

Oysa, sadece 3 ay öncesinin UEFA Şampiyonu G.Saray; bir gün önce Ali Sami Yen''de boş tribünlere mahkûm olmuştu.

F.Bahçe ise kapalı gişe oynadı.

Öyle anlaşılıyor ki; Şükrü Saraçoğlu Stadı''nı bu sene boşvermeye gelmeyecek.

* * *

Sarı-lacivertlilerin sergilediği oyun dışında, herşey mükemmeldi.

İçişleri Bakanlığı''nın açıkladığı rakamlarla; bütün Türkiye''nin toplamından daha fazla fişli holigana sahip olan İstanbul gerçeğine rağmen, telörgülerin önemli bir bölümü sökülmüştü.

Geç kalan gollere ve seyircilerin huysuzlanmaya başladığı dönemlere rağmen; telörgülerin kaldırılmasını pişman ettirecek en ufak bir olumsuzluk olmadı.

İşler iyi gidiyor dostlar... Galiba bu işi kıvıracağız.

Gerçi daha sezon başındayız, sonlara doğru gerilim yükselince ne olacağı şimdiden kestirilemez ama; bir ışık var.

Her il demir parmaklıklardan kurtulma ve kurtulduktan sonra yeni düzene sahip çıkma arzusunu taşıyor.

Şehirler arasında bir yarış başladı.

Bu gelişme bizi iyiye, doğruya ve güzele götürecek.

Başarırsak, devrim olur.

* * *

Ancak, herşey bu kadar düzgün gitmiyor.

Şükrü Saraçoğlu Stadı''ndaki yeni tribünler; henüz farkında olmadığımız bir sorunu, giderek daha zorlu hale getiriyor.

F.Bahçe seyircisinin büyük bir şikayeti var.

Pazar akşamı İstanbulspor maçını seyredenler, akşam eve geldiklerinde bana "Acil" kaydıyla e-mail geçmişler...

Hepsinin ortak sesi olarak, Kamil Kılıç''ın mesajını aktarayım:

"F.Bahçe-İstanbulspor maçını kale arkasındaki yeni tribünlerde seyrettim.

Ancak maç sonrası dışarı çıktığımda, gördüğüm manzara korkunçtu...

Söğütlüçeşme istasyonu tarafındaki caddeye çıkan tek merdiven vardı ve insanlar inanılmaz bir biçimde ezilme tehlikesi geçirdi.

Burası zaten yetersizdi. Bir de yeni inşa edilen 12 bin seyirci kapasitesi de; yine aynı merdivene yöneldi.

Maraton tribünün önemli bir bölümü de buradan çıkış yapar.

Tribünler büyütüldü ama, o merdivenler aynı kaldı.

Bu; çok yakın bir gelecekte felakete davettir.

Maç sonrasında yaşanan tabloları görseydiniz; paniğe kapılırdınız.

İzdiham sırasında çocuklar ve bayanlar çok ciddi şekilde ezilme tehlikesi geçirdi. Korkuyla bağırıyor, çığlık atıyor ve yardım istiyorlardı. Çaresizlerdi...

Çocuğun birisi öldü, ölecekti... Ben, babam, kardeşim ve beraber olduğumuz arkadaşlarla birlikte; kalabalığı yarıp bir halka yaparak kurtarmaya çalıştık. Ama bu mümkün değildi. Kendimizi tehlikeye atma pahasına, zor-bela selamete çıkarabildik.

Ama 2 hafta sonra, bu stadda bu kadar şanslı olamayabiliriz.

O dehşet anlarını yaşayınca; bir kaç yıl önce HAC''daki tünel felaketi gözümün önüne geldi. Yüzlerce insan kaybedilmişti.

Bir olay olsa, bir panik anı yaşansa; aynısı olur... Allah korusun!

Yeni yapılan tribünlerle beraber, Söğütlüçeşme''ye yönelik çıkışların mutlaka hem genişletilmesi hem de çoğaltılması gerekir.

Ne olur, insan kaybı vermeden bu işi halledelim."

Aksi halde felaket "Geliyorum" diyor.

* * *

Bana gece yarısı e-mail gönderenler; bu hafta teğet geçen felaketi önlemek için, ellerini çabuk tuttu.

Şimdi sıra; güzel şeyler yapan Aziz Yıldırım''da...

Eserine kan bulaşsın istemez.

Bu işi bitti bilin!