Amerika''nın Ankara Büyükelçisi Mark Parris, son yedi ay içinde çıktığı ikinci Güneydoğu seyahatinden, yeni döndü. 1400 km. yol kateden Büyükelçi ve eşi, Van, Hakkari, Şırnak ve Batman''ı ziyaret ettiler, önemli bölge kişileriyle görüştüler. Parris seyahat maksadının, bölgede Amerikan firmaları için uygun iş fırsatlarını incelemek olduğunu açıklamıştı. Hesapça, bu seyahat sonunda, 16 Haziran''da, Diyarbakır''da, GÜNSİAD''la (Güneydoğu Sanayiciler ve İşadamları Derneği) işbirliği ile kurulacak bir iş merkezi veya bürosu, merasimle açılacaktı. Ancak kibarcası, "mevzuata" takıldı. Muhtemelen birileri, bu merkezin ABD öncülüğünde açılmasının, hem mevzuata, hem de şu sıradaki ortama ve umumi havaya uygun düşmediğini hatırlatmışlardı. AMED''deki (bölücüler "Kürdistan"ın başkenti addettikleri Diyarbakır''a AMED diyorlar) bazı belli çevreler bu iptal veya ertelemeden hiç memnun olmadılar. Onların memnun olmamaları bizim memnun olmamız demektir; en azından, Amerika''nın olmasa bile kendi özel bazı beklentileri akim kaldığı için! Ne var ki, ABD ve Büyükelçi Parris bu merkezi veya büroyu açmakta ısrarlı imişler. Neticede Türk Hükûmetini ikna edeceklerine inanıyorlarmış. Bekleyelim, göreceğiz.
Yadırgamadım ABD''nin Güneydoğu ile yakın ilgisini de Kuzey Irak''ta özerk bir yönetim kurulmasına çalışmalarını da yadırgamıyorum. Parris''in ve onun dönüşünden sonra, ABD askeri ataşesinin de teftiş maksadıyla bölgeye gitmesini de yadırgamadım. Bir defa, iyi niyetle algılanıldığında, dostumuz müttefikimiz ABD''nin kendi bölgesel çıkarları açısından da dostluğumuz gereği de, Türkiye''nin istikrara kavuşmasını ve bu hususta anahtar durumunda olan Güneydoğu''da, iş imkanlarının açılması ile refah, huzur ve istikrar ortamının oluşmasını, içtenlikle arzu ettiğinden ve bu konuda olumlu bir şeyler yapmak istediğinden hiç şüphem yok. Sonra, Amerika, bir süper güç olarak Dicle veya Fırat kıyılarındaki koyunların hesabından da kendisini sorumlu tutmaktadır.
Çıkarlar ortak değil Benim itirazî kaydım veya çekincem, Türkiye''nin bölgedeki ve genel olarak Güneydoğu sorunu hususundaki, çıkarlarının, ABD''nin çıkarları ve hedefleriyle tamamen mutabık olmaması endişemden kaynaklanıyor. Çıkarlarımız tamamiyle eşgüdümlü değildir. Amerikalılar, resmî olarak, gayri resmi olarak, Güneydoğu''nun tarihi ve milli sebeblerle bizim için önemini ve mesela 1923''te neden bir Türk-Kürt devleti veya Anadolu Federasyonu kurmadığımızı anlamak durumumda değildirler. Resmî ve gayri resmi Amerikalı kişiler, hatta en yakın tarihlerde Ankara''da görev yapmış bazı büyükelçiler, bizim neden bu kadar "demokratik ve makul" bir çözüme razı olmadığımızı hep sorarlar ve bunu kitaplarında yazarlar.
Tarihî ilgi Amerikalılar''ın Güneydoğu ve Kürtler''le ilgileri yeni değildir. Ondokuzuncu yüzyılda Amerikan misyonerleri, bölgedeki Ermeniler''i önce "Kürtler''e karşı himaye etmek" ve protestan mezhebine geçirmek için, sonra da diğer İngiliz vs. yabancı ajanlarla işbirliği halinde, Osmanlı devletine karşı özerklik vaadi ile tahrik etmek için, hatta bir Ermeni-Kürt ittifakı oluşturmak için çalışmışlardı. Rahmetli Alparslan Türkeş anlatmıştı. 1950''li yıllarda Genelkurmay''da görev yaparken Amerikan askeri heyetinden Güneydoğu''da Kürt alfabesini çıkarmak için araştırmalar yapmak hususunda bir talep gelmiş. Zamanın Genelkurmay Başkanı isteği hiddetle geri çevirmiş. O sıralarda bölgede görev yapan bazı barış gönüllülerinin de Kürtler''le ilgili araştırmalar yaptıklarını sonra öğrendik.
Biz çıkarlarımızı bilelim Ama ben bu teşebbüsleri de yadırgamıyorum. Amerika''nın Güneydoğu ile ilgisini de tabii karşılıyorum. Her devletin hele süper güç Ameriaka''nın kendilerine özgü çıkarları ve hesapları olması normaldir. Mesela ABD''nin Güneydoğu ile ilintili hesaplarında, Irak ve Saddam''dan kurtulmak faktörü önemlidir. Ama ABD''nin bazı çıkarları da, Türkiye''nin de çıkarlarına uyar ve bunlarla örtüşür de... Yeter ki biz kendi çıkarlarımızı bilelim ve bu çıkarlarımıza aykırı teşebbüslere zamanına göre kibarca zamanına göre de kesinlikle "hayır" demekten çekinmeyelim. Diyarbakır''da Amerikalılar tarafından bir iş merkezi kurulması hususundaki muhakkak iyi niyetli talebini de, bu merkezin içeriğini ve kadrosunu da ancak kendi çıkarlarımız, güvenlik normlarımız ve duyarlılığımız açısından değerlendirmemiz gerekir.
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Kürtler etnik, töre ve din bakımından ayrı bir millettir. Kürdistan''da işler bu şekilde devam edemez... Biz ayrı bir halkız ve artık kendi işlerimizi kendimiz yönetmek istiyoruz" Nihrili Şeyh Ubeydullah''tan Amerikalı protestan misyoner Dr. Joseph Cochrane''e ve İngiliz Konsolosu Abbot''a mektuplardan
(19. yüzyıl sonları) (Bak Titrek Pusula - Altemur Kılıç - Timaş Yayınları 1999)

