Kaydet
a- | +A

Amerika Birleşik Devletleri''nin, iki yüz küsur yıllık bir tarihi var. 1789 yılında yürürlüğe giren, "temel haklarla" ilgili 10 ek maddesi de 1790''da onaylanan, Anayasası, bazı eklemelere rağmen, esas ilkeleri itibariyle değişmemiş. Mesela, kuvvetlerin ayrılığı, yürütme, yargı ve yasama erklerinin, biribirlerini "kontrol ve dengeleme" prensibi değişmemiştir ve değişmeyecektir. Amerika''nın, bununla birlikte kolay değişmeyecek, her iktidara, yeni gelen tarafından, kolay değiştirilmeyecek, siyasal gelenekleri de var. Bu sebeplerle de, özellikle Başkanlık seçimleri, genellikle olaysız geçmiş ve Cumhurbaşkanlarının göreve gelip, görevden ayrılmaları da olaysız ve düzenli olmuştur. Amerikalılar bununla övünürlerdi. Herhalde, bu son seçimlerde yaşananların misli, emsali görülmemiş ve ülke seçimden sonra, günlerce yeni başkanını belirleyememiş duruma düşmemişti.

Seçim sistemi tartışılıyor Şimdi Amerika''da yazarlar ve siyasal bilimciler, 7 Kasım 2000 seçimlerinde olanlar karşısında, Anayasanın temel ilkelerini ve çatısını değil de, bazı hükümlerinin -başta, iki dereceli Electoral Kolej (ikinci seçmenler) sisteminin değiştirilmesi gerektiğini tartışıyorlar. Bu sistem, 1789''da Anayasa yazılırken o günün koşullarına göre, zorunlu ve makul sebeplere, geri kalmış bölgelere ve kesimlere temsil edilmeleri olanağını vermek gerekçesine, dayanıyordu. Ancak görünen o ki, bu sistem artık anakroniktir, zamana ters düşmektedir... Türkiye''de de, demokrasiye çok partili rejime geçilmeden önce benzer bir Müntehib-i saniler sistemi vardı. Gerekçesi de halkın, milletvekillerini doğrudan doğruya seçmek ehliyetini haiz olmadığı iddiası idi. İki dereceli seçimler, 1946''da çok partili sisteme geçince kaldırılmıştı. Amerika''da da kaldırılması artık vacip olmuştur. Çünkü bir taraf, daha fazla halk oyu alıp diğer taraf ise, "Electoral Kolej" salt çoğunluğunun oyları ile Başkan olursa, yeni Başkanın, ülkeyi yönetmek için halkın tam desteğini kazanıp kazanmadığı şüpheye düşüyor. Ayrıca halkın oylarını kazanıp İkinci Seçmenler heyetinde kazanamayan adaylar, içlerine sindiremedikleri bu çelişkiyi, Al Gore''un şimdi yaptığı gibi, zımnen de olsa, mızıkçılıklarına mesnet yapabiliyorlar.

Pas tutan makine New York Times dünkü başyazısında, Amerika''daki "Demokrasi makinasının" paslandığını ve bütün ülkedeki tüm seçim ve oy sisteminin gözden geçirilip ıslah edilmesi gerekeceğini yazıyordu. Son bunalımın veya çıkmazın da bir faydası bu gecikmiş reformu gündeme getirmesi oldu. Bugün, bütün ülkede yeknesak ve milli bir sistem yok. Her eyaletin bazan da yörelerin sistemleri ve oy pusulaları ayrı. Bazı eyaletlerde, Florida''da olduğu gibi, özel makinelerde çözülen delikli kart sistemi, bazılarında elle doldurulan oy ve bildiğimiz sandıklara atılan sonra elle sayılan oy pusulaları, bazılarında mekanik bir sistem kullanılıyor. Pek az yerde elektronik dijital sistem var. Mesela Orregon eyaletinde de, seçmenler sandıklara gitmiyorlar ve oylarını posta ile gönderiyorlar. Florida''daki Demokrat oyunbozanlığın asıl sebebi de bu sistemler karmaşası. Palm Beach yöresinde aslında Demokrat bir görevli tarafından dizayn edilen oy pusulasının şaşırtıcı olması sebebiyle, yanlış veya mükerrer doldurulan 19.000 oy pusulası iptal edilmiş. Demokratlar, bu oyların çoğunun Al Gore''a gitmesi gerektiğini iddia ediyor, çamura yatıyorlar. Bush tarafının dediği ise, kısaca şu; her seçimde mükerrer ve yanlış doldurulmuş oylar iptal edilir. Kaldı ki yanlış oyların gerçekten Al Gore''a gideceği ne malum? Bir defa, Kennedy ile Nixon''ın yarıştıkları 1960 seçimlerinde bir usulsüzlük iddiası ile oyların yeniden sayılması söz konusu olduğunda, Cumhuriyetçiler haklı olduğu halde, Nixon ülkeyi sıkıntıya sokmamak için ısrar etmemiş ve kendi aleyhindeki neticeyi centilmence kabullenmişti.

Medyanın sorumluluğu Nihayet, medyanın da bugün yaşanan kargaşada sorumluluğu var. Seçimlerden evvel yapılan kamuoyu araştırmalarına diyecek birşey yok. Ancak oylama devam ederken seçim salonlarından çıkanlar arasında yapılan anketlerin neticelerini TV ve radyolarda devamlı yayınlamak hem oy verenleri etkiliyor, hem de Folarida''da olduğu gibi bunlara istinaden yapılan projeksiyonlarla, galip, vaktinden önce ve yanlış olarak ilan edilebiliyor ve karmaşaya sebep oluyor. Bu tür "çıkış anketlerinin" neticelerinin yayınlanmasının, Türkiye''de olduğu gibi yasaklanması önerileri de "haber alma ve verme" özgürlüğüne aykırı olur diye tepki ile karşılanıyor. Bu tür anketlerin yapılması değil de oylama bitmeden yayınlanmaması, belki medya arasında yapılacak bir centilmenlik anlaşması ile sağlanabilir.

Şimdi n''olacak? Şimdi Al Gore ve taraftarları ilerde kötü emsaller teşkil edecek, ülkeyi zaten olduğundan da fazla bölecek yanlış bir yola girmiş bulunuyorlar. Hele olayın siyasi arenadan açılacak davalarla yargı arenasına çekilmesi de, yargıçları sadece hile ve zorlama vakaları gibi iddialarda değil, siyasi yorumu yapmalarını gerektirecek hallerde de işe karıştırmakla, kuvvetlerin ayrılığı ilkesine aykırı düşecek. Aslında Liberal ve Demokrat olan New York Times ve Washington Post gibi gazeteler ve bazı Demokrat politikacılar da Al Gore''u gözü dönmüş politikacı danışmanlara uymaması ve Amerikan tabiri ile "içi solucanlarla dolu tenekenin kapağını daha fazla açmaması" için uyarıyorlar. Dananın kuyruğu muhtemelen yarın veya 17 Kasım''da kopacağa benzer. Al Gore mızıkçılıkta ısrar ederse hele bitmez tükenmez yeniden oy sayımlarına ve her eyalette de yargıya gidilirse, yeni Cumhurbaşkanının, 20 Ocak''a kadar göreve başlaması da belki mümkün olmayacak... Böylelikle, bugün bir süpergüç ve dünyanın lideri durumunda olan Amerika kargaşaya, kararsızlığa düşecek, bölünmüşlük manzarası arzedecek. Bunun için de çıkmazdan biran evvel kurtulup, yeni Başkanını seçmesi ABD için global prestiji bakımından çok önemli.

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Başkan, bir defa Beyaz Saray''a gelip oturdu mu, artık O''nun tek önemli muhatabı tarihtir." Dorris Kearns Goodwin

"O (J.F. Kenndy) artık bir efsane... ama aslında kendisi sadece bir adam olmayı isterdi!" Jacqueline Kennedy