Kaydet
a- | +A

Yedi Kasım Salı günü yapılacak Amerikan seçimlerine iki hafta kala, iki Başkan adayı, Cumhuriyetçi George W. Bush ile Demokratların adayı, halen Başkan Yardımcısı Al Gore, kamuoyu yoklamalarına göre başa baş gidiyorlar. Arada Bush lehine iki puanlık bir fark var ama bu nazik denge son ana kadar birinden biri lehine bozulabilir. İki aday da son haftada mümkün olduğu kadar netameli eyaleti veya bölgeyi, sür''atle dolaşarak şanslarını arttırmaya çalışacaklar. Üç TV tartışmasında da adeta berabere kalmışlardı.

Oy verenler şu sırada ikisi arasında kararsız durumdalar. Bir yerde, Bush''un tecrübesizliği ve dış ilişkilerde daha ihtiyatlı hatta "infiratçı" -Amerika''yı ve silahlı kuvvetlerini maceralara atmamak temayülü, diğer tarafta da Al Gore''un son dört yılda hükumet içinde tecübeleri, Bush''un Clinton döneminin yozlaşmalarına bulaşmamış olmasına karşılık, Al Gore''un bu kampanyada kendisi ile Clinton arasına mesafe koymaya itina göstermesine karşılık, kamuoyu tarafından ister istemez Başkanının olumsuz ve olumlu yanlarının gölgesi altında algılanması, mücadelede ve neticede etkili olabilecek faktörler. En son hafta teke tek bir TV tartışması yapılacak ki bu da nihai galibi belirleyebilir. Geçen bir yazımda da belirttiğim gibi bu seçimde sadece ABD''nin, bundan sonraki sosyal, ekonomik yönünü tayin edecek Başkanı seçilmiyor, son uluslarası olayların ve bunalımların dramatik bir şekilde hatırlattığı gibi, süper gücün başkanı ve bir bakıma dünyanın da lideri seçiliyor.

Tabii bu seçim ülkemiz için de hayati önem taşımakta. Gene geçen yazımda belirtmeye çalıştığım gibi, şimdiden hangi adayın, Türkiye''nin yararına olacağını kestirmek, iyimserliğe veya karamsarlığa kapılmak doğru değil. Clinton giderayak Ermeni tasarsısı konusunda, gerçekten bir devlet adamı gibi hareket etti. Ama aslında bunu, Amerikan deyimiyle "bizim güzel mavi gözlerimize hayran olduğu için" değil, ABD''nin gerçek çıkarlarını bildiği için, cesaretle yaptı. Yerinde bir Demokrat Başkan olsa idi o da -sağduyu sahibi olarak- muhtemelen aynı şeyi yapardı. İlerde de, yeni Başkan, kim olursa olsun, Cumhuriyetçi veya Demokrat, Amerika''nın çıkarları ile, Türkiye''nin, özellikle Amerika için önemini tartarak hareket etmek durumunda olacaktır. Her şeyden evvel bizim kendimize güvenmemiz ve önemimizi kendimiz bilmemiz ve hatırlatmamız gerekir.

Uzun sürecin sonu Demokratik ülkeler arasında en uzun Başkanlık seçimi süreci Amerika''da; geçtiğimiz Şubat ayından Haziran sonlarına kadar her eyalette yapılan önseçimlerle başlamış olan süreç, 7 Kasımda yeni Başkanın 4 yıllık bir görev süresi için seçilmesi, ayrıca 2 yıllık görev süreleri tamamlanan Temsilciler Meclisi üyelerinin ve 6 yılları dolan Senatörler yerine yenilerinin seçilmesi ile sona erecek. "Sona erecek" dedim ama 7 kasımda seçim formaliteleri tamamlanmış da olmuyor!

ABD Seçim sistemi, komplike; 7 Kasımda yapılacak genel seçimlerde halk doğrudan iki adaya oy vermeyecek; seçmenler, eskiden bizde, tek parti dönemindeki, iki dereceli seçimlerde "müntehibi sani" yani "ikinci seçmenler" sözüne tekabül eden "electoral college" üyelerini seçecekler. Bu heyetin sayısı her eyaletin Senatodaki ve Temsilciler Meclisindeki üye sayısına, artı Columbia bölgesinden de 3 oya tekabül ediyor.

Bu "electoral college" (yani ikinci müntehipler heyetinin)

çoğunluğunun Demokrat mı yoksa Cumhuriyetçi mi olduğu, hangi adayın Cumhurbaşkanı ve Başkan Yardımcısı seçilmiş olduklarını, aslında, o günkü seçimlerin neticesi belli edecek ama formalite gereği, "Electoral Kolej"in 13 Aralıkta toplanarak oylarını resmen kullanmaları gerekiyor. "İkinci" seçmenlerden bazılarının o gün partilerinin adayından başkasına oy atmalarına engel olacak anayasal bir müeyyide yok ama partilerin milli komiteleri ikinci seçmenlerden söz almışlardır.

"Electoral College" mensuplarının verdikleri oy mazbataları, her eyaletçe resmen tasdik edildikten sonra Kongreye gönderilecek... Senato Başkanı bu mazbataları 6 Ocak tarihinde Kongrenin her iki Meclisinin üyeleri huzurunda, saydırıp neticeye göre, yeni Cumhurbaşkanının -ve Yardımcısının- isimlerini ilan eder. İşte bu uzun ve alangirli sürecin en sonunda, ABD''nin 43. Cumhurbaşkanı, bu yıl 20 Ocak Cumartesi günü Kongre binasının önündeki merdivenlerde, and içerek göreve başlayacak.

TIME dergisi geçenlerde "İkinci seçmenler" (Electoral College" oylarında berabere kalınırsa ne olur diye soruyordu. O zaman galiba iki berabere aday arasından birini galip saymak Senato''ya düşecek... Ama bu çok uzak bir ihtimal!