Bugün 27 Mayıs... 27 Mayıs 1960 darbesinin 39. yıldönümü. Hem kişisel hem de "milli" sebeplerle, unutmak istediğim bir tarih. Benim hayatımın bir yılını yiyen bir olaydı bu darbe! Haydi, ülkem için yıllar da feda olsun diyeceğim, ama bu darbenin Türkiye''ye bir hayrı dokunmuş olsa! "Hayır" bir tarafa, şerri daha ağır bastı! Ünlü Bal Mahmud''un o zaman anlattığı fıkradaki gibi "günahlarla sevaplar denk geldi, çekilen acılar kâr kaldı!"
Türk Silahlı Kuvvetleri''nin emir-komuta zinciri dışında yapılan, bugünkü ordumuzla hiçbir göbek ve illiyet bağı olmayan bu hareket, ülkenin ve milletin bölünmesine, ordumuz başta, toplumdaki bütün dengelerin ve değerlerin altüst edilmesine yol açtı. Getirdiğinden çok daha fazlasını götürdü. Kendi kıymetli evlatlarını yedi. Üç kıymetli devlet adamı nahak yere idam edildi.. İki tehlikeli, fakat şükürler olsun ki akim bırakılan, askeri harekata daha yol açtı. Birçok genç Harbiyelilerin geleceklerine mal oldu.. Getirdiği 1961 Anayasasının oluşturduğu mümbit ve müsait zeminden ''68''liler ve terör örgütleri hatta PKK ve Öcalan çıktı.
DEĞER Mİ İDİ? Gerekli mi idi? Ve değdi mi? Şimdi geriye bakınca çok azı iyi olan taraflarının yanında musibetleri sivriliyor. Hele bu hareketi yapanların çoğunun (tabii başta Milli Birlik Komitesine dahil iken solcu darbeciler tarafından dışlanan rahmetli Alparslan Türkeş hariç) bugün nerelerde olduklarına veya olmadıklarına bakınca, insan darbeyi daha iyi değerlendiriyor... Bugün o darbecileri, Yargıç ve Savcıları kim hatırlıyor ve hatırlıyorsa bile, kim hayırla yadediyor?
SEÇİMİ İSTEMEDİLER 1960''da ülkenin çoğu, tahrikler yüzünden, bir çıkmaza girdiği doğrudur. Bunda maalesef Demokrat Parti''nin ve yöneticilerinin de kusurlarının bulunduğu doğrudur. Ama o zamanki, ortanın soluna doğru kaymış bulunan CHP''nin tahriki ve özellikle gençleri, orduya tahrik etmesinin, komünistlerin işlettiği yalan makinasının büyük rolü olduğu da doğrudur. Vedat Türkali adlı kişi bunu bir romanında açıkça yazmıştır. Sonra ortaya çıkan beyanat ve belgelerden de bu gerçekler anlaşılmıştır.
Zaten Türkeş ve arkadaşları da CHP ile olan bu yakın irtibata ve sola doğru kaymaya karşı çıktıkları için bertaraf edilmişlerdi. Ben şahsen şahidim, rahmetli Adnan Menderes Eskişehir''deki son konuşmasında seçimlerin hemen yapılacağını ilan edecekti. Hatta etti de.. Ne var ki, bunun duyulmasını istemeyenler, Eskişehir meydanındaki belediye hoparlörlerinin kablolarını kestiler ve ülke bunu hiç duyamadı. Duymasına da vakit kalmamıştı. Darbe ertesi gün yapıldı. Bazıları açıkça seçimlerin yapılmasını istemiyorlardı!
SANSÜRLÜ MEKTUPLAR.... Yassıada''da dışardan gelen ve dışarıya giden mektuplar sıkıca kontrol ve sansür edilirdi. Zarfların üzerindeki Sayın ibaresi de muhakkak silinir ve yanına soru işareti konurdu. Çünkü biz "düşükler"dik. O sırada Ankara''da ilkokulda okuyan kızım "öğretmeni" (!) tarafından sınıfa "düşük kızı" diye tanıtılıyordu. O küçük yaşta bunun anlamını pek anlayamamış olsa bile, sonra yıllar boyu bunun etkisi altında kalacaktı!
"Tıkıldığımız" Yassıada''daki koğuşlarımızda, dış dünyadan tamamiyle tecrit edilmiş durumda idik. Gazete ve radyo yasaktı. Bunun için de dışarda olup bitenlerden tamamiyle habersizdik. Hatta her gün bizi havadan bombalayabileceklerinden endişe ediyorduk. Nitekim, sonra da anlaşıldı ki, delişmen bir hava subayı biz "düşükler"i bir çırpıda ortadan kaldırmak için, jeti ile havalanıp Yassıada''yı bombalamayı ciddi olarak düşünmüş!
Dışardaki durumları anlamak ve istediklerimizi, merak ettiklerimizi, yakınlarımıza duyurmak için şifreli yazmak zorunda idik.. Mesela ben rahmetli annemden yargılamaların ne zaman başlayacağını sormak için bir şifre düşünmüş; göbek adım Osman olduğu için "Osmanın imtihanları ne zaman başlıyor?" diye sormuştum. Zavallı annem şaşırmış kalmış; çünkü Osman rahmetli olmuş dayımın da adı... "Vah vah, bizim oğlan herhalde çıldırdı" diye hayıflanmış. Gene bir arkadaşın dışardan aldığı bir mektup da ilginçti. "Caferler" diyordu dışardan yazan kişi "Evin hepsine talip oldular ama Albaylar engel oldu ancak üçte birini alabildiler." "Cafer"ler yani Halk Partililer, hâlâ evin tamamını bekleye dursunlar!
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Tarih kralların, liderlerin çiftliği değil milletlerin tarlasıdır. Her millet geçmişte bu tarlaya ne ekmişse gelecekte onu biçer." VOLTAİRE "Tarih bir dedikodudur." OSCAR WILDE

