Kaydet
a- | +A

Bu yazıyı yazdığım sırada, koalisyonun üç ortağının "demokratik bir uzlaşma" neticesinde üzerinde anlaştıkları sürpriz aday Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer''in TBMM''de 10. Cumhurbaşkanımız seçilmesi ihtimali kuvvetlenmişti... Tabii, görünüşteki koalisyon konsensüsüne, muhalefet parti başkanları Recai Kutan''ın ve Tansu Çiller''in de katılmaları ve milletvekillerinin de hiç fire vermemeleri şartı ile.. Bu noktadan sonra muhalefet partilerinin de koalisyon partileri gibi Türkiye''nin düzeni uğruna, kendi gönüllerinde yatan adaylardan fedakarlık etmeleri gerekiyor. Recai Kutan''ın ve Tansu Çiller''in, şu bağlamda, aykırı davranacaklarını sanmıyorum. Ne var ki gene de Sezer ''in ilk turda gereken 367 oyu alıp almayacağı belli olmaz!

Galiba en büyük özveriyi de Cumhurbaşkanı olmayı çok arzu eden ANAP lideri Mesut Yılmaz yaptı, sonunda; bunun için de kendisini takdir gerekir! Tesellisi de, nisbeten genç olması ve yedi yıl sonra, gene aday olabilmek şansıdır. Eğer bütün göstergelere rağmen aday olmakta ısrar etse idi, büyük ihtimalle kaybedecek ve böylelikle ilerdeki şansını, hatta ANAP''ın başında kalmak şansını da kaybedecekti... Şimdiden kehanette bulunulamaz ama yediyıl sonra MHP kökenli bir kişinin de o günün şartları içinde, aday olması ve seçilmesi mümkündür. Disraeli''nin dediği gibi "Politikada en son" diye bir şey yoktur.

Kısır döngü önlendi Sayın Sezer bir parti veya partiler tarafından aday gösterilmiyor bu hukuken mümkün değil. Ama bugünün şartları içinde en mümkün olan yapılıyor ve en uygun aday üzerinde "demokratik" bir uzlaşma sağlanmış oluyor. Geçmişte hüsranla sonuçlanan turlar kısır döngüsü, bu sefer bertaraf edilmiş görünüyor; Türkiye''nin demokrasi sürecinde olumlu bir aşama! Şu bağlamda, Sayın Ahmet Necdet Sezer, Cumhurbaşkanlığı için üzerinde kolaylıkla uzlaşılabilecek bir isim; parti kökenli değil, bitaraf bir hukukçu, hem de Anayasa hukukçusu. Kimseye minnet borcu yok. Tertemiz bir sicili var. Diğer ülkelerde de Anayasa Mahkemesi Başkanlığı Cumhurbaşkanlığı için kabul edilmiş bir merhaledir. Sezer''in Anayasa Mahkemesi''nin geçen yılki açılışında düşünce özgürlüğü konusunda yaptığı konuşmada, kuralları ortaya koyan fakat laf ebeliği yapmadan, malumat füruşluk taslamadan yapılmış ilkesel bir konuşma idi.. Yargıtay Başkanı Dr. Sami Selçuk''un, Kutan''dan Öcalan''a kadar birçoklarını ve bu arada kıytırık entelleri de memnun eden "çok bilgiç" konuşmasından çok farklı idi!..

Efradını cami, ağyarını mani... Ahmet Necdet Sezer''in adının ortaya çıkması ve Cumhurbaşkanlığı''na seçilmesinin ihtimali, beni şahsen çok sevindirdi. Önce, günlerdir birtakım medya tarafından pompalanan ve beni ürküten bazı isimler elendiği için.. Bunların hiçbiri benim dünkü yazımda belirtmeye çalıştığım kişisel kriterlerime, kesinlikle uymuyordu. Maazallah bunlardan biri, kazaen aradan sıyrılıp Cumhurbaşkanı seçilirse ne yaparım, ne yazarım diye kara kara düşünüyordum. Tabii benim aksime, bazıları da, şimdi bunlardan biri aday olamayacak ve seçilemeyecek diye karalar bağlamışlardır. Çünkü bazı isimlere düzmece kamuoyu araştırmalarına dayanarak olmuş nazariyle bakıyorlardı. Şimdi Ahmet Necdet Sezer''i ilk fırsatta tenkide başlayacaklardır. Ahmet Necdet Sezer''in kendisi ve siyasi düşünceleri hakkında biyografik bilgiler dışında ve şaibesiz, dürüst ve düşünce salabetini haiz bir hukuk bilgini olduğundan fazla bir şey bilmiyoruz. Bilmiyoruz, çünkü kendisi, şimdiye dek, bazıları gibi gevezelik yapıp medyatik olmaktan özenle kaçınmıştır. Ama şimdi bütün projektörler üzerinde olacak ve birçok kesimler onu etki altına alıp sahiplenmeye kalkışacaklardır. Bazıları da eşeleyip bir pürüzünü iddia ederlerse şaşmayın! Ben bütün kalbimle Sezer''in "bütün" Türkler''in ve birinci ve tek Atatürk Cumhuriyeti''nin, milliyetçi bir Cumhurbaşkanı olarak temayüz etmesini umuyor ve diliyorum. Zira dünkü yazımda da söylediğim gibi gelecek yedi yıla Türkiye''nin, Türklüğün geleceğine ve varoluşuna en önemli damgayı, kişiliği ve davranışları ile o vuracaktır!

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.

(Ekim 1923)..

"Türkiye Cumhuriyeti yalnız iki şeye güvenir...

Biri milletin kararına, diğeri de ordumuzun kahramanlığına"

(Şubat 1924) Gazi Mustafa Kemal