Kaydet
a- | +A

Amerika Birleşik Devletleri, hiç kuşkusuz büyük ve güçlü bir ülke... Adı üstünde tek "süper güç!" Dünyanın her köşesindeki bütün işler ondan soruluyor. Kısacası, dünyayı ABD idare ediyor. Başkaları, özellikle, Avrupalılar ve Rusya bundan rahatsızlar, ama sonunda onlar da Amerika''ya muhtaçlar. Tabi i bu da onları daha fazla rahatsız ediyor. Bize gelince, ABD, Türkiye''yi kendi çıkarları açısından bölgede, en sağlam "müttefik" olarak gördüğü için biz de, Amerika''nın ekonomik, mali ve askeri desteğine muhtaç olduğumuz için, bütün çıkarlarımız aynı olmasa bile, dünyadaki bu "tek süper güç"ün, Rusya veya AB değil de ABD olmasından memnunuz. Bugünkü durumun kısa özeti bu.

Nasıl oldu? Amerika Birleşik Devletleri, bugünkü haline nasıl geldi? Bu en çok üçyüz yıllık ilginç bir hikaye veya "tarih" bomboş bir kıtada Beyaz-Anglosakson ve Protestan bir azınlığın, önce İngiltere Krallığının hükümranlığından kurtulmak ve bu arada da güç doğa şartlarına ve yerli halkların direnmesine karşı, yeni bir uygarlık, yeni bir devlet kurmak mücadeleleri, başka milletlerin çok daha uzun tarihleri yanında, aslında çok hafif kalıyor ama bu tarihin de kendi, çoğu muhayyile ile oluşturulmuş menkıbeleri, efsaneleri ve kahramanları var. Sonraki yıllarda, Amerika''nın W.A.S.P. (Beyaz-Anglosakson-Protestan) nüvesi özellikle 19. yüzyılda yeni muhacir akınları ile, İtalyanlar, İspanyollar, Yunanlılar, Çinliler, Japonlar, son yıllarda da Portorikolular, Kübalılar, Vietnamlılar ve Koreliler''in de katılması ile çok daha çeşitlenmiş ve renklenmiş. Afrika''dan köle olarak getirilen zencilerin, gerçek Amerikalı olmak ve sayılmak mücadeleleri de ayrı bir destan bir yerde... Gene son yıllarda bu haritaya Türkler de yüksek düzeyden katılıyor. Amerika bir yazarın dediği gibi, aslında etnik bir "kırpıntı bohçası" ama kolay parçalanabilir bir mozaik de değil. Bu bohçayı oluşturanlar, özerklik peşinde ayrı kimlikler iddiasında değiller. Daha doğrusu kimlik iddialarını siyasal maksatlara, bağımsızlık ve özerklik taleplerine dönüştürmek peşinde değiller. Daha dün gelenler bile. Bir Vietnamlı yeni göçmenin dün televizyonda söylediği gibi "Amerikalı olmakla müthiş derecede iftihar ediyorlar".. "Ne mutlu ki Amerikanız" diyebiliyorlar! Belki de Amerikalı olmanın, birlik olmanın ekonomik vs. avantajlarını -ve kıymetini- bildikleri için. Kimse onların başına Amerikalılığı kakmıyor, onlar da bundan şikayetçi değiller!

Gurur ve şuur "Amerikalılık" gururu, "Amerikalılık" şuuru nasıl gelişmiş? Savaşlarla, doğaya ve Kızılderililere karşı ortak mücadelelerde, önce İngiltere''ye karşı bağımsızlık savaşı 1812''de gene İngiltere''ye karşı savaş. İspanyollar''a Meksikalılar''a karşı savaşlar. Birinci Dünya Harbi ve İkinci Dünya Harbi... Hatta talihsiz ve sonuçsuz Kore ve Vietnam savaşları hep kendi menkıbelerini ve kahramanlarını oluşturmuş, muhtelif etnik grupları kaynaştırmış... Bugün Amerika''da hâlâ zenci aleyhtarı, Yahudi aleyhtarı vs. bağnaz aşırı gruplar var ama daha yirmi yıl öncesine kadar çok etkili olan bu gruplar bugün çok çok marjinal. Son yirmi otuz yılda bunlara karşı başarılı bir mücadele verilmiş. Hele zenciler artık filmlerde, askerlikte, polislikte, bilim alanında ve hemen hemen her alanda, kahraman rolündeler. Zencilerin mesela Colin Powell gibi bir zencinin Genelkurmay Başkanı veya hatta Cumhurbaşkanı olması ihtimalini...artık kimse yadırgamıyor.

Netice Bunları neden yazdım? Anlayabilenlere üçyüz yıllık bir tarihi olan bir topluluğun, bir "kırpıntı bohçasının" nasıl olup da Amerikalı olmakla "Ben Amerikalıyım" demekle mutluluk ve "müthiş gurur" duyabildiğini ve buna karşılık, mesela bizim, çok daha uzun, yüzlerce yıllık tarihimize, kahramanlarımıza ve gerçek menkıbelermize rağmen, tarihimizden ve geleneksel değerlerimizden adeta utanacak hale getirilmiş olmamız çelişkisini ve ayıbını ortaya koyabilmek için! Gerçi, bazı marjinal Amerikalılar ara sıra Kızılderililere karşı verilen mücadeleyi bugünkü ve o mücadele sayesinde oturdukları rahat koltuklardan "insan haklarına" aykırı buluyorlar ama "gelin o işgal ettiğiniz topraklardan çekilin" deseniz hepsi gülerler. Biz ise, bileğimizin hakkı ile aldığımız İstanbul''da "fuzuli işgalci" olmaktan utanır hale getiriliyoruz. Yüzyıllarca mücadele ile kurulan millî birliğimiz etnik ve nitelikleri en azından şüpheli kültürel kimlik iddialarına teslim etmekten sözediyoruz. Ve tarihimizde sadece filmlerle değil kanlarla tescil edilmiş kutsal olan ne varsa, ne kadar değer varsa, entellik uğruna sulandırmaya teşneyiz. Mesela İstiklal Marşımızı sözleri güftesine uymuyor ve sözleri abartılı ve gayri mantıki değiştirmekten söz edenler var. Bir "büyük usta" çıkıyor, yakında Türk sancağının yerini turistik flamalar alacak diye bayram ediyor... Buna karşılık, tarihi yolculukları üçyüz yıla bile varmayan Amerika, kendisine tarih biçiyor; şimdi elli yıldızlı olan bayrağını, bakın nasıl kutsallaştırılıyor? "Modern" efsaneye göre 1812''de İngilizler''i mağlup ederken, Baltimore Körfezi''nden karşıdaki McHenry kalesi bombardıman altında. Frances Scott Key adlı bir genç karşı sahilden bu manzarayı ve alevler, toz duman, havai fişekler arasından hayal meyal seçtiği "yıldızlarla dolu" ve çizgili kırmızı mavi beyaz Amerikan bayrağından ilham alarak "Star Spangled Banner" (üzerinde yıldızların parladığı bayrak) adlı bir şiir yazıyor. Zaferden sonra bu şiir elden ele dolaşıyor ve bir Londra müzikhol şarkısının bestesi eşliğinde söylenmeye başlıyor ve yıllarca bu Amerika''nın gayri resmi milli marşı olarak Amerikalılar''ı bütün mücadele ve savaşlarında teşçi ediyor. Milli marş olarak kabul ediliş tarihi 1931. Bugün beyaz sarı, siyah bütün Amerikalılar''ın her fırsatta iftiharla birlikte söyledikleri milli marş bu. Kimse güftesi bestesine uygun değil, sözleri abartmalı vb. diye bu marşın yerine yeni bir marş teklif etmiyor. Amerikalılar''ı birleştiren de milli marşları ile birlikte bu yıldızların üzerinde "patladığı" bayrak Arasıra Amerika''da da bazı zibidiler çıkıyor, bayraktan külot yapıyorlar veya protesto makamında kendi bayraklarını yakıyorlar. Mahkemeler de söz özgürlüğü diye bunlara karşı önlem almıyor ama bunlar neticede çok marjinal. Ve bence de bu entel-liberal zibidilikleri, ilerde bu süper gücün de sonunu getirebilecek çürüme tohumlarından. Bu konuya sonra temas edeceğim. Ancak gerçek olan şu ki, bugün Amerikan vatandaşları, O Francis Scott Key''e Amerikan istiklal marşını yazmak ilhamını veren düşman bombardımanı altındaki Fort McHenry kalesinin üzerinde dalgalanan "yıldızlı ve çizgili" Amerikan bayrağı etnik kökenleri ne olursa olsun bütün Amerikalılar''ı birleştirmekte. Ve bugün bir müzenin baş köşesindeki kocaman orijinal bayrağı restore etmek için Amerikalılar milyonlarca dolar teberrü ediyorlar. Bizde kimbilir böyle, kanla sulanmış kaç sancak var! Velhasıl Amerika kendisine tarih yaparken biz var olan şanlı şerefli tarihimizi entelce harcamak peşindeyiz.

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Amerika, merkezi hiçbir yerde olmayan bir ülke.. İngiltere''nin ise merkezi her yerde!" John Updike