Kaydet
a- | +A

"Avrupa Birliği''nden başka seçeneğimiz yok!" diyorlar. Aslında, bu sav ülkemizin gerçek gücünü ve stratejik üstünlüğünü farkedemeyenlerin, hatta, Kamran İnan''ın dediği gibi, kompleksleri yüzünden kendi ayak seslerinden -seslerimizden- korkanların iddiası... Dünkü yazımda, Avrupa Birliği konusunda asıl "seçeneğimizin" haysiyet ve milli egemenliğimizden, milli değerlerimizden taviz vermemek olduğunu yazmıştım. Bir başka önemli seçeneğimiz -dayanağımız- da kardeş, soydaş Türk ve Müslüman halkların yaşadığı Orta Asya ve Kafkasya... Yıllarca, Sovyet ve Kızılordu kompleksi veya korkusu ile, Turancılığı ve Pantürkizmi adeta "ağza alınmaması gereken" tabu konular yapmışız ve bu alanı tamamiyle ihmal etmişiz. Sovyet İmparatorluğu çökünce de yanlışlar yaparak, buradaki gücümüzü konsolide edememişiz.

Milli strateji var mı? Bu alanda hâlâ, uzun vadeli belirli ve iyi düşünülmüş bir milli stratejimiz olduğunu sanmıyorum. Eski Cumhurbaşkanı Demirel''in kişisel çabalarına ve Dışişleri Bakanlığı''nda, bu konuda inanmış ve idealist bazı memurların mevcut olmasına rağmen, Orta Asya''nın ve Kafkasya''nın uzun vadede ne kadar hayati önem taşıdığını takdir edememiş kişiler hakimdir. Bunlar, mesela Çinliler "höt" deyince Uygur Göktürk Bayrağını yasaklatmaya hazırdırlar. Mesela Özbekistan politikaları en azından Türk olduğunu bile kabul etmeyen diktatör Kerimov''u kucaklayıp, muhaliflerine, ERK Partisi lideri, şiirlerinde bile buram buram Türklük kokan Muhammed Salih''e (açıkça destek verilsin demiyorum) sırt çevirmişler, adeta terörist muamelesi yaparak Türkiye''den çıkarmışlardır.

ABD''nin gerçekçiliği Buna karşılık. ABD, Muhammed Salih''in ve partisinin terörist olmayıp meşru bir muhalefet olduklarını resmen tanımıştır. Sözkonusu gerçekçilik ve menfaatler ise, ABD''nin de Özbekistan''da ve diğer Türk Cumhuriyetlerinde çıkarları vardır ama Amerika daha uzak görüşlü bir yaklaşımla gerek Kerimov''un ve gerekse diğer Sovyet kalıntısı liderlerin demokrasiye ve insan haklarına karşı olduklarını resmen ifade etmektedir.

Son olarak ABD Kongresi de bu konudaki bir karar tasarısını ittifakla kabul etmiştir. Kararda özellikle Özbekistan''da Kerimov rejiminin demokrasiye ve insan haklarına aykırı davranışları anlatılıyor.

Temsilciler Meclisi üyelerinden Christopher Smith''in sözleri ilginç: "Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan ve Türkmenistan liderleri, ABD''nin, stratejik menfaatleri ve köktendincilik korkusundan dolayı, bu devletlere, insan hakları ve demokratikleşme alanlarında baskısını azaltacağını umuyorlar. Onlara bunun böyle olmadığını, Amerika''nın stratejik menfaatlerinin, insan hakları ve demokrasi kaygılarını unutturamayacağını hatırlatmalıyız!"

ABD, Çin''in Uygur kardeşlerimize artarak uyguladığı baskılar konusunda da bizden çok daha hassas...

Hassas dengeler Orta Asya''daki yakınlıklarımız ve kısa vadeli çıkarlarımızın bu ülkelerdeki rejimler ve liderler konusunda, Amerika''dan ve Avrupalılar''dan dikkatli olmamız gerektirdiği muhakkak. Ancak bu gerçeklerin ve protokol yakınlıklarının dışında, gözetmememiz gerekeni asıl uzun vadeli çıkarlarımız da var. Geleceğe köprülerimizi yıkmamalıyız. Mesela Kerimov ve diğerleri ne kadar kalıcıdırlar, bunu düşünmeliyiz.

Cumhurbaşkanımızın son Taşkent ziyaretinden medyaya dostluk sözleri ve görüntüleri yansıdı ama galiba olup bitenlerin hepsi, basın mensuplarımıza, hatta Cumhurbaşkanımızın korumalarına Kerimov''un gizli polisi tarafından yapılan hoyrat muameleler, Dışişleri Bakanlığı''nın uyarıları üzerine tamamen yansımamış. Ama umuyorum ki bu seyahate katılanlar ve sayın Cumhurbaşkanımız, Kerimov ve rejimi hususunda doğru bir fikir edinmişlerdir.

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Başka dilde veririm kendi selamımı/Başka dilde çağırırlar kahvaltıya/Bu şehrin sokaklarında kör gibi beni/Başka dilin üç dört kelimesi sürükler yedeğinde/Vatan ise benim düşüm/Vatan düşümdür/Kendi dilimde konuşurum sadece düşümde..."

*Muhammed Salih

(Özbekistan ERK Muhalefet Partisi Lideri Muhammed Salih, kendi vatanından uzakta... Türkiye''ye de gelemiyor ve Kopenhag''da yaşıyor)