Kaydet
a- | +A

İki Numaralı Devlet Güvenlik Mahkemesi bugün -29 Haziran 1999 Salı günü- eşkıyabaşı Öcalan hakkındaki kararını verdi.. Türk Ceza Kanunu''nun 125. maddesine göre: İdam! TCK''nın 159. maddesine göre bu cezayı hafifletici sebepler de görülmedi. Bunun, Öcalan''a bir ders olması artık akademik.. Dünkü yazımda belirttiğim gibi. Öcalan''a ölüm cezasının verilmesi ve infaz edilmesi ile, binlerce şehit yakınının ve onlarca gazinin ''ah''ları çıkacaktır. Eğer şu veya bu sebeple, DGM''nin verdiği bu ceza sulandırılır, tehir edilir veya bozulursa bu ah işleyen bir yara gibi kalacaktır.

BUNDAN SONRA Dün sabah duruşmayı izlemeye gelen İtalyan Parlamenteri Evangelısti "Kürt sorunu varsa, Öcalan''ın ölümü ile bitmeyecek!" dedi. Doğru ama, Öcalan''ın hayatta kalması ile hiç bitmeyecek. Bu sorunu sona erdirmek de Öcalan''ın, Avrupa''nın "Aklı ile olmamalı. Türkiye''nin "Aklı" ve dirayeti ile olmalıdır.

Öcalan''ın cezası infaz edilsin veya edilmesin, bundan sonra Güneydoğu konusunda ne yapılması gerekiyor? Ne yapmak gerekecek? Evvela hazır olalım: Ceza neticede infaz edilirse, hiç kuşkusuz buna uluslararası tepkiler olacak ve her zaman olduğu gibi Türkiye ve Türk adaleti suçlanacaktır.. Hoş ceza infaz edilmese de müebbet hapse de çevrilse, gene tepkiler olacak ve hatta af edilmesi için baskılar başlayacaktır. Bu takdirde, PKK yanlıları Türkiye''deki, dağlardaki ve şehirlerdeki terör eylemlerini artıracaklardır. İntikam almaya kalkışacaklardır. Eğer Türk Devleti güçlü bir devletse, kendisinden ve adaletinden eminse, bu tepkilere hiç aldırış etmemesi gerekir! Aksine korktuğunu gösterirse düşmanlarımız büsbütün azarlar. Öcalan''ın idam edilmesi ile Güneydoğu sorununun hemen halledilmeyeceği ve hatta daha çetin bir döneme girileceği de muhakkaktır. Öcalan''a hak ettiği cezayı vermek ve bu cezayı infaz etmek milli egemenliğinin bilincinde olan bir devletin politik faydalarına veya zararlarına bakmadan zaten yapması gereken bir şeydir. Burda da devlet olmanızın vecibelerini, gereklerini siyasi çözüm faydacılığı ile gözardı etmemek lazım!

TEMEL İLKELER Her şeyden önce, bazı ilkelerde anlaşmak gerekir. Eğer aramızdaki bazılarının ima ettikleri gibi, Güneydoğu konusundaki çözümü, bu coğrafyanın bundan sonraki rejimi veya adı ne olursa olsun, mevhum bir "anayasal vatandaşlık" esası veya kavramı üzerinde kurulu "üniter" olmayan, çok halklı, çok dilli, adı da Türk hatta Türkiye olmayacak bir devlette arıyor ve bulmak istiyorsak (ki Öcalan''ın da istdiği budur), o zaman bu gibilerle tartışacak birşeyim yok. Ben Türkiye Cumhuriyeti''nin kurucusu Atatürk''ün öngördüğü gibi Türk ve kendilerini Türk addeden vatandaşlardan kurulu olarak kalmasını istiyorum... Ve sanırsam halkımızın büyük çoğunluğu da bunu istemektedir, bunca şehit ve gazi de bu uğurda verilmiştir. Eğer siyasi kolaycılığa gidilmiş olsa idi, PKK''ya çok daha evvel teslim olunurdu. Radikal Gazetesi''nde İsmet Berkan, aynı konudaki yazısında soruyor: "Türkiye kana kan dişe diş intikam peşinde mi? diye. Doğrusunu söylemeli; hiç kuşkusuz olayın gerçekçi bir boyutu da bu! Sonra, yukarda da değindiğim gibi, egemen bir millet ve devlet olmanın ve milli egemenliğin gereğidir. Öcalan''a ve suç ortaklarına kanunlarımıza göre fazlası ile hakettiği olan cezayı, dış baskılardan etkilenmeden vermek ve infaz etmek... Ama Berkan''ın sorusunun ikinci kısmına, "Yoksa birlikte ileri gitmek mi" sorusuna gelince, evvela sorayım "Birlikte" kavramının içeriği ne olacak...Birlikte derken Türklük yutulacak mı: Bu hususu iyice tarihin perspektifinde düşünmemiz gerekir.. Hem birlikte kavramını, en iyi niyetli bir yaklaşımla alsak bile, bunca olup bitenden sonra, PKK veya halefleri bu birliktelikte samimi olacaklar mıdır? Gaflete gerek yok!

Berkan''ın diğer sorusunu "ölü bir Öcalan mı yoksa yaşayan bir Öcalan mı" sorusunu da biraz haysiyet kırıcı buluyorum. Eğer Türkiye''nin geleceği Öcalan''ın ölüsüne veya dirisine bağlı ise vay halimize...

BATAKLIĞI KURUTMAK Ben Güneydoğu sorununu Öcalan''ın değil Türkiye''nin düşük standartlarının meydana getirdiği savına da inanmıyorum. Hiç şüphesiz bataklığı kurutmamız, gereken ekonomik ve sosyal reformları yapmamız gerekiyor. Şimdi Öcalan ve PKK bertaraf edildikten sonra bunları yapmak zorunlu ve kolay olacaktır. Asıl yapılması gereken daha doğrusu zorunlu olan PKK bölücülüğü çıkmadan evvel yoluna giren sürecin yani "Ne Mutlu Türküm Diyene" sürecinin ve sadece Kürtlerle değil bütün etnik grupların aynı kazanda, aynı tabloda (mozayikte değil) devam ettirilmesi için, her alanda büyük çaba gösterilmesidir. Doğru; şu bağlamda çocuklarımızın torunlarımızın yaşayacağı ülkenin önce adının Türkiye ve halkının da hangi kökenlerden gelirlerse gelsinler Türk oldukları nasıl bir ülke olacağına karar vereceğiz. Bu neticede TBMM''nin yani siyasilerin karar verecekleri bir "siyasi çözüm" olacaktır.. Ama herhalde Öcalan''ın siyasi çözümü değil!