Geçen sabah bilgisayarımın başına geçip, elektronik posta kutumu açınca, içerde oturan oğluma sevinçle bağırdım: "Meğer beni seven ne kadar çok hanım varmış!" diye! Çünkü ekranda altı adet "Seni Seviyorum" mesajı vardı ve hepsi de Türk isimli hanımlar tarafından gönderilmişti. Hiçbirini tanımıyordum ama bu aşk mesajlarının, belki de bir yazımdan dolayı hayranlıklarını ifade etmek isteyen gerçek hanım okuyuculardan geldiğini umarak, doğrusu duygulandım. Ne var ki, bütün mesajların yanında "ataş" işareti vardı; okumak için ataşları tıklamak gerekecekti. Elim bilgisayar faresinin tıklama bölümüne gitmişti ki, oğlum heyecanla içeri girdi: "Aman sakın yapma!" diye bağırdı. Donup kaldım. Bilgisayarı çok iyi bilen Talat daha evvel de "Aman ataş işaretli elektronik mektupları göndereni tanımıyorsan hatta tanısan da gönderene sormadan kesinlikle açma, büyük ihtimalle virüslüdür, bilgisayarının altını üstüne getirir, hard diskini, hafızasını siler, perişan olursun" diye ihtar etmişti. Ama, doğrusu bir an için, hanımlardan geldiğini sandığım "Seni Seviyorum" mesajlarının cazibesine kapılmıştım; "sevilmek" internette, sanal alemde de olsa güzel şey!
Aşk böceği! Birkaç saat geçmedi ki, "aşk böceğinin" müthiş bir bilgisayar virüsü olduğu bütün dünyada özel bilgisayarları büyük şirketlerin hatta devlet ve üniversite bilgisayarlarını istila ettiği ve ilk tahminlere göre iki buçuk milyar dolarlık zarara sebep olduğu anlaşıldı! Bu virüs programlarını "yazanların" en doğru tanımı bence "internet teröristi". Bu tehlikeli türün yanında diğer nisbeten zararsız internet suçluları var. En masumları kendi yazdıkları programlarla başka programlara giren "hacker"lar. Bunlara da, bir bakıma internet korsanları denebilir. Bazı korsanlar en mahrem hükümet ve askeri şebekelere girip bilgi çalıyorlar.
Eski terörist güvenlikçi.. Size garip bir şey söyliyeyim; internet korsanı veya teröristi yakalanınca ne olacak? Daha evvel de birçok virüsler, özellikle geçen yıl Mellissa ve Çernobil adlı virüsler dünyayı alt üst etmişti. Bunlardan evvel de birçok virüs teröristleri vardı: Bunlar yakalanıp cezalarını çektikten sonra, bu işin en iyi uzmanları olarak, anti-virüs yani virüslerle mücadele şirketlerine, yüksek maaşlarla uzman oldular..
Sanal alemde terör Gerçek dünyadaki terör ve korsanlık yetmiyormuş gibi, şimdi bir de sanal alemde siber-uzayda bu canilerle mücadele etmek gerekiyor. Bir şey de var; bu alemdeki teröre karşı önlemler ve adli müeyyideler de halen eksik.. Bir internet hukuku da gelişmiş değil. Bilgisayar ve internet konusunda kullanıcılıktan öte pek bilgim olmadığı ve bundan sonra da öğrenmeye pek merakım olmadığına göre, teröristlerin bu virüsleri nasıl oluşturup anında dünyanın dört bir yanına saçtıklarını, ne anlıyorum ne de anlamaya kalkışıyorum... Ama anladığım kadar, bir kişinin elektronik posta adresine girmeyi başarınca, virüs, zincirleme, fundalık yangını gibi, dünyanın dört bir yanını sarıyor. Gene anlaşılan, benim elektronik posta adresime de bir Filipinlinin İngilizce yazdığı "I love you" mesajı başka adreslerden bu sefer Türkçe olarak sirayet ettirilmiş. Virüsü, kim veya kimler nasıl, nerede Türkçeleştirdi? İzah ettiler gene de anlayamadım. İnternet teröristleri, bilgisayarları, internet sistemlerini "yıkıyor" ve milyarlarca dolarlık zarara sebep oluyorlar. Bugüne kadar 50 binin üstünde virüs üretilmiş ve yalnız 1999 yılında, bütün dünyada 12 milyar dolarlık zarar yapmış. Sadece Mellissa''nın verdiği zarar 80 milyon dolar.
Neden? Bir yerde internet korsanlığının başka şebekelere hatta Pentagon bilgisayarlarına girmek çabalarını gençlerin hatta küçük yaştaki çocukların merak veya muziplik dürtüleri diye izah etmek ve anlamak mümkün. Ancak virüs "teröristlerinin" maksadını ve psikolojisini anlamak daha güç.. Bazıları belki ceza görseler bile, ilerde bu konuda uzman olarak para kazanmak istiyorlar. Bazıları seri katiller gibi psikolojik bakımdan hasta kişiler; meşhur olmak, adlarını dünyaya duyurmak, tanınmak, birşeyler ispat etmek istiyorlar. Bazıları, bu konuda ne kadar başarılı olabileceklerini sanıyorlar. Birçoğunun maksadı da hazza fesatlık! Eski virüs teröristlerinden ilk virüs cinayetini 17 yaşında iken Pentagon''un özel bir şebekesine girerek işleyen şimdi de bir internet güvenlik şirketinde (SecurityFocus.com) yüksek maaşla çalışan Kenneth Poulsen, "Otuz-kırk satırlık bir şifre yazarak dünyada meşhur olabileceğini bilmek 17 yaşındaki genç için çok cazip olabilir virüs şifresi yazmak veya üretmek de, söylenene göre o kadar güç değilmiş... Şimdiye kadar virüsleri ile, büyük zararlara sebep olan genç "korsanların" çoğunun yaptıkları veya yapacakları zararın boyutunu da, hatta terör olduğunu bile pek tahmin edemedikleri söyleniyor. Mesela 1988''deki ilk virüsün "Morris Kurdunun" üretici teröristi 23 yaşındaki Robert Moorris''i Massachussets Teknoloji Enstitüsü''ndeki laboratuvarda ürettiği virüsün mahdut bir alanda kalacağını tahmin etmişti. Oysa virüs kendi kendisini defalarca üstüste üretti, milyonlarca dolarlık zarar verdi. Bir uzman bu korsan veya teröristleri duvarlara yazılar yazanlara benzetiyor. Bunların "yazıları" bütün dünyadaki milyonlarca ekrana izinsiz giriveriyor ve milyarlarca zarara sebep oluyor.
Komplo teorileri İnternet terörü, korsanlığı konusunda çeşitli komplo teorileri var. Bir iddiaya göre bu virüsler ancak Microsoft programlarını etkilediğine göre, bu programlarda yeterince koruma yok hatta virüslere imkan da veriyor. Bu da acaba, Microsoft''un bunu kasden yaptığı yolundaki komplo teorilerine yol açıyor. Tabii Microsoft sözcüleri bu iddiaları reddediyorlar ve "kabahati, teröristlerin emel ve maksatlarında aramak gerekir" diyorlar. Komplo teorileri arasında anti-virüs programları üreten şirketlerini de, kendilerine iş çıksın diye en azından gerekli önlemlerin, virüs girmeden evvel alınmasına engel oldukları iddiası ile suçlayanlar var. Bazı belirli müzik ve resim "dosyalarını" hedef alan virüslerin pornografik programların serbestçe yüklenmesine engel olmak isteyen "ahlak bekçileri" tarafından gene müzik programlarının bedava kopyalanmasına engel olmak isteyen şirketler tarafından "konduğu"nu iddia edenler de var. Sanal alemde işler öylesine giriftleşmiş ki, kimin ne yaptığı da pek belli değil artık.
Önlem Pekala, Virüs Korsanlığı önlenemez mi? Önce bu konuda hukuki müeyyideler yeterli değil, polisiye tedbirler de global olarak yeterli değil. Aslında, virüsleri daha siber-kapıda belirince hemen tanıyacak ve yok edecek bilgisayar programlarının halen de mevcut olduğu ve daha da geliştirilebileceğini bazı uzmanlar söylüyorlar. Fakat her nedense, bunlar aktif hale getirilemiyor. En garibi, nasıl bomba yapılacağını tarif eden internet sayfaları olduğu gibi nasıl virüs üretilebileceğini tarif eden sayfalar da var! Ancak gerçek terörizme, kesin olarak, mani olmak nasıl mümkün değilse, İnternet terörizminin, internet virüslerinin hiçbir zaman tamamiyle önlenemeyeceği de ortada. Bütün anti-virüs çarelerine karşı yeni virüs üretecek deli-dehalar çıkacaktır.
En iyi savunma Sonunda, virüslere karşı en iyi savunma galiba kişilerin inisiyatifinde. Bu komplike dünyada iş neticede ana ve babalarımızın bize verdikleri bir nasihata dayanıyor: "Sokakta yabancılardan şeker veya hediye almayanız!" Yani "ataşlı" nereden geldiği belirsiz mesajları açmayınız!
Daha büyük tehlike Aşk Böceği virüsün Filipinler''de 23 yaşındaki bir genç tarafından konduğu anlaşılmış. Bunu sırf muziplik olsun veya meşhur olmak için mi yaptığı belli değil. Belki de başka maksatları olanlar tarafından finanse edilmiş bir "paralı terörist". Ama olay çok daha tehlikeli ve müthiş bir ihtimali akla getiriyor. Çoluk çocuk kolaylıkla böylesine terör eylemleri yapabilirlerse, gelecekte ellerinde çok daha büyük teknolojik imkanlar olan gerçek teröristler veya devletler, hasımların ekonomilerini, savaş kabiliyetlerini internet vasıtası ile, kan dökmeden elektronik savaş yöntemleri ve güçlü virüslerle yıkmak istemeyecekler midir? Bu imkanları var!
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Delikli demir (internet) çıktı, erkeklik öldü!" George Marshall

