Kaydet
a- | +A

Cezaevleri Türkiye''nin kanayan yarası. Devlet''in de yüz karası... Ancak son zamanlarda, bir defa af sözü çıktıktan sonra, tasarının Cumhurbaşkanının vetosu üzerine buzdolabına konması, cezaevlerindeki tedirginliği artırmış, çeşitli sebeplerle, zaten alttan alta mevcut ayaklanma çabalarına mümbit zemin hazırlamıştır. Çeşitli sebeplerin arasında, gerçekten kötü fiziki yaşam şartları vardır. Koğuş sisteminin mümkün kıldığı örgüt provokasyonları vardır. Gardiyanların -yeni adlarıyla infaz memurlarının- hatta savcı ve müdürlerin, ya korkudan ya da bazı "hediyelerle", koğuşlarda cep telefonlarından silaha kadar türlü yasaklara ve usulsüzlüklere göz yummaları vardır. Diğer taraftan da, belki önemlisi, yönetim ve güvenlik çok başlılığı vardır. Bazı cezaevleri, münferit gayretlerle istisna da olsalar, bugünkü cezaevleri toplumun en kötü taraflarının bir aynası, bir kesitidir.

İRADE ZAFİYETİ Devletin, daha doğrusu cezaevleri müdürlerinden başlayarak, savcılara ve sonunda Adalet Bakanlığı''na kadar, "Devletin", çıkan isyanları bastırmakta veya bastıramamakta gösterdikleri zafiyet, devletin itibarını ve güvenilirliğini sarsıyor. Sayın Adalet Bakanımız,"Uzlaşmadık, taviz vermedik" dese bile, gerçekte tavizler verilmiştir. En azından jandarmanın koğuşlara silahla girip her ne pahasına olursa olsun, isyanları, gerektiği gibi, bastırmalarına imkan verilmemesi veya jandarmaların silahsız olarak sokulmaları, neticede asker olan jandarmanın da itibarını zedelemiştir. Tabii Bakanlığın, Savcıların bir daha radikal ve kararlı şekilde hareket edememelerinin bir sebebi de, bir kısmın medyanın baskı ve eleştirileridir. Bugünkü durumu, bütün cezaevlerini yıkmadan ve yeni baştan inşa etmeden düzeltmeye imkan yoktur. Yukarda da söylediğim gibi, cezaevleri, "çok genel" bir afla, tamamiyle boşaltılsa bile, bugünkü sistem radikal bir şekilde değiştirilmedikçe, cezaevi sorunu halledilemeyecektir. Cezaevleri konusunda bütün suçu, sorumluluğu, çoğu hata ve günahları seleflerinden devralmış olan Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk''e yüklemek de yanlıştır, haksızlıktır. Bu ciddi, çalışkan ve iyi niyetli Bakanın, Çatlı konusunda da neden bu kadar haksız ve acımasız hücumlara uğradığını da doğrusu anlıyamamışımdır. Acaba cezaevleri konusunda bazı esaslı reformlara bu arada koğuş sistemini kaldıracak reformlara giriştiği için mi liberallerin ve eski tüfeklerin hedefi olmaktadır? Hatırlardadır birkaç yıl evvel Eskişehir''de koğuş yerine oda sistemini getiren E tipi cezaevlerine aynı kişiler, insan hakları ihlal ediliyor diye şiddetle karşı çıkmışlar ve CHP''li bir adalet Bakanı''nın döneminde, E tipinin sadece adı kalmış ve Eskişehir''de koğuş sistemine dönülmüştü. Şimdi de Bakan altı adet F tipi -yani koğuşlar yerine üçer kişilik, rahat odaları bulunan modern cezaevlerinin yapılmasına çalışıyor. Bu cezaevler Amerika''da ve Avrupa''da yapılıyor ama, her nedense mağdurların haklarını değil de suçluların "insan haklarını" korumaya meraklı olan "bizim" liberal enteler, bunlara da "insan haklarına aykırıdır" diye karşı çıkıyorlar. Elebaşlarının başka cezaevlerine dağıtılıp liderlik imkanlarından mahrum edilmelerine de aynı gerekçelerle karşıdırlar. Oysa bütün olaylarda da anlaşılıyor ki koğuşlar terör ve eylem eğitimlerinin merkezidir ve isyanların da yuvasıdır. İsyanlar her şeyin kolaylıkla düzenlenebildiği bu koğuşlardan çıkar. Silahlar ve cep telefonları ve de uyuşturucular bu koğuşlarda kolaylıkla gizlenebiliyor. İsyanları bastırmak için bu koğuşlara girmek de güç olur! Başbakan cezaevlerinde radikal reformlar yapılacağını ve bu arada altı F tipi cezaevinin, inşaatına hız verileceğini söyledi. Bu reformların sona erdirilmeleri, tesisler kadar ve belki de daha önemlisi, cezaevlerinde tek başlı ve iradeleri sağlam bir yönetim ve güvenlik sisteminin ve ehil kadroların yerleştirilmesi...

ÖCALAN MESELESİ Ankara''daki Öcalan zirvesinin neticesini, zamanlama açısından bu yazıma yetiştiremedim. Herhalde, netice ne olursa olsun, Pazar günkü yazımda yorumlamaya çalışacağım...

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Cezaevleri toplumun zorunlu parçalarıdır, toplumun aynalarıdır. Bir cezaevi müdürü güzellik müsabakasında kazanmak zorunda değildir." George Morrison ABD''de bir cezaevi müdürü