Mayıs''ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri için, alttan alta, ileri sürülen ve tezgahlanmakta olan bazı adaylar karşısında, hele yılın son basın toplantısındaki performansına ve de asıl, yedi yıllık performansına bakarak, şu bağlamda, gene de en makul olanın, Anayasa''da değişiklik yapılarak, Süleyman Demirel''in, halk oyu ile, Cumhurbaşkanı seçilmesi olacağını düşünüyorum. Demirel Çankaya''ya yakışıyor! Bir ihtimal daha var: Eğer Demirel seçilemezse, neden Devlet Bahçeli aday olmasın ve seçilmesin? O da herhalde diğer aday adaylarına nazaran ve iktidardaki performansı ile bu makama layık.. Biliyorum, MHP''yi bir türlü içlerine sindiremeyenler, MHP''ye alışamayanlar, entel takımı, kaşlarını hemen yukarı kaldıracaklar dudaklarını bükeceklerdir... ama acaba halka sorulsa büyük çoğunluk ne der?
CEM''E TERBİYESİZLİK... Diğer aday adaylarına gelince, Sayın Mesut Yılmaz hakkındaki düşüncelerimi daha evvel belirtmiştim. İsmail Cem kardeşimin de, birçok meziyetlerine ve medyatikliğine rağmen, bu göreve henüz hazır olmadığını düşünüyorum. Ancak, bu arada Doğu Perinçek''in Aydınlık dergisinde, Cem aleyhinde yürüttüğü ırkçı ve çağdışı kampanyayı şiddetle takbih ediyorum. Bu devirde böylesine iddiaların ileri sürülmesi tek kelime ile "ayıp"tır. Cem''in Cumhurbaşkanlığı''na aday olmasına mani olacak husus, asla aile kökenleri olamaz. Yakından tanıdığım ve dostum addettiğim Cem''in geçmişte çoğu fikirlerine katılmamışımdır. Ama bu, ne bizim dost olmamıza engel olmuştur, ne de Türkiye''de herhangi bir göreve talip olmasına atanmasına veya seçilmesine, ilke olarak engel olabilir. Cumhurbaşkanımızın basın toplantısında özellikle Avrupa Birliği ve Öcalan''ın idamı konusundaki ifadelerine katılmıyorum. Ben Çankaya''da Atatürk''ün makamında olan kişinin bu konularda daha başka türlü konuşmasını bekler ve isterdim. İdam konusu, kendisinin de söylediği gibi, muhakkak çok karmaşık, haklı duyguların ve haksız dış dayatmaların meydana getirdiği bir ikilem... belki de tarihimizde karşılaşılmış en güç problem! Cumhurbaşkanı, bu durumda konuya "kamu duygusallığı ile değil kamu aklıyla" yaklaşılması gerektiğini, eğer Avrupa Birliği''ne gireceksek Avrupa Birliği hukukuna ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi''nin kararına uyulması gerektiğini söylüyor, "eğer Öcalan''ı asarsak Avrupa ile ipler kopar" diyor... Bir defa, "ipin ucunu" Avrupa''nın eline veren kim? Eğer Avrupalılar bizimle "iplerini" sırf Öcalan''ı astık diye koparacaklarsa varsın koparsınlar, demek gerek! Demek ki "ip" sağlam değil!
DUYGUSALLIK Herşeyden önce, ben Demirel''in karmaşayı başından çözmesini, idam cezasının kaldırılması sorunu ile Öcalan''ın idamı konularını, kararlı bir kılıç darbesi ile biribirlerinde ayırmasını beklerdim. "Duygusallık"la, "kamu aklı" ayırımına gelince... iş o kadar siyah ve beyaz değil, özellikle Öcalan konusunda! Bu konudaki toplumsal duygusallığımız, futbol maçlarındaki fanatik duygusallığı değil. Bu "duygusallığımızda" büyük ölçüde akıl ve mantık var. Mademki, bazıları bu işi bakkal hesabına, Öcalan''ın asılıp asılmamasının getirisine ve götürüsüne indirgiyorlar, şehit kanlarının yıllar boyunca her alanda yaşananların, bu hesapta hangi haneye yazılması gerektiğini de söylesinler.. Halkın devlete güven duygusunun sarsılmasını, eğer mümkünse, bir tarafa bırakalım, kaale almayalım, ancak, Öcalan asılmazsa ülkenin, milletin birliğine muhtemel etkilerini, kesin olarak tahmin edilebiliyor mu? Daha açıkçası, Kürtçe TV ve radyoya haklı olarak nelere sebep olabileceğini düşünerek karşı çıkan sayın Cumhurbaşkanımız ve diğerleri kesin olarak Öcalan asılmazsa bölücülük sona erer, bu mücadele artık durur. Türkiye''nin bölünmez bütünlüğü garanti altına alınır, diyebiliyorlar mı? Yoksa, tabir caizse, bir kumar mı oynuyorlar? Ki, kimsenin Türk devleti hesabına böyle bir kumar oynamaya hakkı olmaması gerekir.
DEVLET ADAMLIĞI Sorun tabii çok karmaşık, ama gerçek lider odur ki, bu karmaşayı, idare-i maslahatla değil kesin ve cesur kararlarla çözer! "İdare-i Maslahat" diyorum çünkü Demirel de biliyor ki iş AİHM''nin, en az bir yıl sonra vereceği karara kalırsa, neticede Türk yargısının kararı uygulanmayacak ve Öcalan asılmayacaktır. O zaman, Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız "İdare-i Mashahatı" savsaklamayı bıraksınlar, Avrupa penceresini açıp cesaretle "Biz hain ve cani terör başını asacağız, şimdi de siz düşünün" diyemeyeceklerine göre, memleketin penceresinden millete hitap ederek, cesaretle ve açıkça. "Öcalan''ın asılmaması, beslenip semirtilmesi, ülkemizin yararına olacaktır. Bu sizin duygularınızdan ve isteklerinizden daha önemlidir vesselam!" desinler ve artık kelime ve mantık oyunları ve milletin duyguları ile oynamasınlar. O zaman, Türk Yargısı da, hiç olmazsa, kararının AİHM tarafından temyiz edilmesi zülünden de kurtulmuş olur... Ben, gene de, Sayın Demirel''in politikacılıktan devlet adamlığına çoktan geçmiş olduğuna inanmak istiyorum!
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Devlet adamı kendisini milletinin hizmetine adayan politikacıdır...Politikacı ise, halkı kendi hizmetine koşan devlet adamıdır..."
George PompidouFransa Başbakanı (1962-1968) "Politikacı hükümeti bilen adamdır ve hükümeti de ancak politikacılar idare edebilir... Devlet adamı ise 10 veya 15 yıldır ölmüş olan politikacıdır." Harry S. Truman ABD Başkanı (1945-1953)

