Kaydet
a- | +A

Milleniuma olmasa bile çağımıza, ters anlamda en fazla etki yapan kişilerin başında Karl Marx gelir. Friedrich Engels''le birlikte kaleme aldıkları "Komünist Manifestosu" dünyada ihtilalci sosyalizmin ilk çakmağını çakmıştı. Yazılması on gün sürdüğü için, bu süreye "Dünyayı sarsan on gün" deniyor. Rusya''da 1917''deki Komünist ihtilalin ilk on gününe de Amerikan gazeteci John Reed gene "Dünyayı sarsan 10 gün" demiş ve bu isimli bir kitap yazmıştı. Hatta hatırımda kaldığına göre, Rusya için "Geleceği gördüm, işliyor!" diye başlamıştı kitabına. Ünlü büyük sözlerden, ama ne işledi ne işledi!

Das Kapital Karl Marx, asıl baş yapıtı ve dünyayı asıl ateşe veren "Das Kapital"i, onbeş yılda yazdı. En hararetli Marksistlerin bile tamamiyle okuyamadıkları yüzlerce sayfalık Das Kapital, Lenin ve Stalin''den günümüzün teröristlerinin, hatta Abdullah Öcalan''ın ve tabii "bilimsel sosyalist" entellerin baş referansları, dünyada yıllarca süren bunca şiddet ve kanın sözde "bilimsel" izahı oldu!

Çıkmayan kehanetler Ancak sonunda Marx''ın hiçbir kehaneti doğru çıkmadı. Kapitalizm kendi kendisini yok etmedi, bugün özel teşebbüs ve piyasa ekonomisi olarak dünyayı çeviriyor. Başta Sovyet Rusya''da, "Sosyalist-Komünist" tecrübelerin hiçbiri başarıya ulaşamadı. Aksine hep hüsranla sonuçlandı. Bugünkü Rusya hâlâ Marksist döneminin cezasını çekmekte. Bizim hayalperest bazı Castro hayranı entellerimiz ne derlerse desinler, Marksist-Sosyalist tecrübe Fidel Castro''nun Küba''sında da can çekişiyor. Fidel''in hayatı pamuk ipliğine bağlı. O gidince tamamiyle çökecek. Komünist Çin''de ise, hele şu günlerde, ABD Çin''le normal ticaret ilişkilerine girip girmemeyi tartışırken, hâlâ Komünist olmak iddiasındaki bu ülkede insan haklarına aykırı, totaliter baskı yöntemlerinin ve belki de herkesin refahta değil fakirlikte eşit olmasının dışında, Marksist ve Komünist ilkeler ve yöntemlerden ne kaldığı -daha doğrusu kalamadığı- açıkça görülüyor.. Ama şurası muhakkak; Karl Marx ve Marksizm çağımızda fesat ve ıstırap kaynağı olmuştur. Marksizm lehinde o da zorla söylenebilecek tek şey var. Ondokuzuncu yüzyıldan itibaren ülkelerde sosyal konularda şuur oluşmasına yol açmıştır.

Ekonomi değil fantezi Edmund Wilson''un dediği gibi, aslında Das Kapital''i ekonomik bir tez veya eser olarak değil, son tahlilde, "hayal gücüne dayanan bir fantezi veya melodram olarak" kabul etmek gerekir... Modası çoktan geçmiş sloganlarla dolu bir melodram! Sylvia Nasar adlı bir yazar da bu sözlere dayanarak ilginç bir tespitte bulunuyor: "Galiba bunun için de, günümüzde Marksistler, çoğunlukla, üniversitelerin ekonomi bölümlerinde değil edebiyat bölümlerinde bulunuyorlar!... Ben de ilave edeyim, bizde de hâlâ "Türkiye Marksist deneyimden geçmedi" diye hayıflananlar da var bazı gazete köşelerinde!

Karl Marx kimdi? Kendi hayatımda, Das Kapital''i gençliğimde okumaya "çalıştığımdan" beri ve sonra da Amerika''da, üniversitede Sosyalist Profesörler tarafından mecburen "okutulmamdan" sonra, Marksizme ve başlıca ürünü olan Komünizme karşı olmuşumdur. Hocalarımdan ünlü Alman sosyalistlerinden, toprağı bol olsun Marksist Hanah Arend, "Das Kapital''i anlamak lazım değil, inanmak gerek!" derdi. Ben anlamaya çalıştımsa da bir türlü inanamadım. Bunun için de, şimdi yeni yayınlanan ve kendisi hâlâ inatçı bir Marksist olduğu anlaşılan Francis Wheen tarafından yazılmış Karl Marx biyografisi (*) benim antipatimi haklı çıkardı. O gür sakallı adamı da, resminden de olsa, hiç sevmemiştim. "Otuzundan önce Marksist olmayanın kalbinden, otuzundan sonra hâlâ Marksist olanın da kafasından şüphe edin" demişler; isterseniz benim de kalbimden şüphe ediniz; ben otuzumdan evvel de, Marksizme ve Komünizme sempati duyamadım. Marx''ın, hem de Marksist olan bir kişi tarafından yazılan yeni biyografisinden de, Marx''ın kendisinin, aslında, ne menem bir adam olduğu anlaşılıyor.

Pespaye bir hayat Biyografiye göre, Karl Marx, özel hayatında, pasaklı, haftada bir yıkanan ve çamaşır değiştiren, alkolizm derecesinde fazla içki içen ve cefakar eşi, servetini sömürdüğü Jenny Von Westphalen''in üzerine Londra''daki hizmetçisinden çocuk peydahlayan ve bu çocuğu da hemen başından atan, kendisine iyilik yapanları çabuk unutan ve dostu ve hamisi Friedrich Engels''i bile sömüren, sorumsuz bir kişi! İlginç bir husus da, yazılarında Burjuva ahlakını ve adetlerini yeren Marx''ın özel hayatında tipik bir burjuva gibi yaşamış olması.. Yeni biyografiye göre Marx sonunda Komünist Devrim''den umudunu kesmiş, o gür sakallarını da traş etmiş, bedbin hayal sükutuna uğramış bir insan olarak Londra''da ölmüş. Etkileri bu kadar kan ter ve gözyaşı dökülmesine sebep olan bir adam için acı ve garip bir son! Belki, birçok "büyük" addedilen adamlar da, özel hayatlarında "küçük"türler. Ama dünyaya ihtilal talkını veren Marx''ın özel hayatını teşrih ve teşhir etmenin bir yararı var; "putlaştırılmasına" mani olmak için. Hem, aynı şekilde, özel hayatları Marx gibi süfli, elaleme talkın veren ve vermiş, tanıdığım, bildiğim birkaç yerli -ölü veya diri- Marksist de var! (*) Karl Marx -Bir hayat- yazan Francis Wheen, Naşiri W.W. Norton-Newyork 2000

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "(Rus) Komünizmi Karl Marx ile Rus Çariçesi Katerina''nın gayri meşru çocuğudur"

Clement Attlee - (İngiliz İşçi Partisi lideri ve eski Başbakanlardan)

"Gerçek şu ki, ben "Marxist" değilim.. Karl Marx