Kaydet
a- | +A

Devir, "Hukuk Devleti" devri, bir başka deyişle "Yargıçlar İdaresi" dönemi... Onuncu Cumhurbaşkanımız bir yargıç. Yeni İdarenin diğer iddialı bacağı da Yargıtay Birinci Başkanı Dr. Sami Selçuk.

Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer, Birleşmiş Milletlerin, New York''taki, BM''nin Milenyum toplantısında bir hukuk adamı olduğu için ilgi çekmiş, Amerikalıların, Avrupalıların Türkiye konusunda umutlu beklentilerine yol açmış ve bir rivayete göre de, hayranlıklarını kazanmış! Ankara''da da, Dr. Selçuk, 115 sayfalık Adli Yılı açış konuşmasında, gene hukuk devleti temasını işledi. Geçen yılki konuşmasında dile getirdiği istekleri tekrarladı...

Tema ve gerçekler Teması gene "Hukuk Devleti", hukukun-devlete nazaran üstünlüğü idi! "Hukuk Devleti" deyimine yabancı demokrasilerin edebiyatında pek rastlamadım. Oralarda hukuk da var devlet de... Ama iki kavram biribirleriyle çatıştırılmaz, çeliştirilmez.. Zaten devlet olmazsa, hukukun da olamayacağı bir mütearife (aksiyon) olarak kabul edilmiştir. Bir de, nüans vardır: Asıl olan "Hukuk" değil "Adalettir.." "Mülkün temelı" olan da "Adalettir", hukuk degil, "Adalet"in de kaynağı "ebet müddet" olması gereken "Devlet"tir; İngilizcede "Law and Order" diye ifade edilen "Kanunlar ve kurulu düzen"dir.

Çünkü adalet ve devlet somuttur. Zamana zemine ve yoruma göre değişken olan "Hukuk" ise soyuttur. Hukukun, hatta Kanunların muhakkak ve her zaman adaleti sağladığı iddia edilemez. Nitekim hukukçular, hukuk müşavirlerı, avukatlar yer ve mevkilerine göre, akademik kişiler de ideolojilerine göre kanunları, hukuku kendi anlayışlarına ve cerbezelerine göre, yorumluyor ve kanunlardaki boşluklardan, muğlaklıklardan yararlanıyorlar... Sayın Dr. Selçuk''un konuşmalarında yaptığı gibi! Beni bağışlasınlar; bunlar da "yarım" hukuk bilgimle benim ukalalıklarım!

Bu yılki tema Sayın Baş Yargıç, konuşmasında, gene geçen yılki konuşmasında yaptığı gibi düşüncelerini -ve isteklerini- yabancı kaynaklardan alıntılarla ve dip notları ile tekrarladı. Dr. Sami Selçuk''un bu konuşmasını da, hukukun, hukuk devletinin kendisine göre, subjektif tarifi ve tahlili olarak telakki etmemiz gerekir. Bütün Yargıtay''ı temsilen yapılması gereken bu doktora tezi konuşmanın muhtevasından diğer Yargıtay üyeleri evvelden haberdar olmuşlar mı idi, olmuşlarsa da hemfikir mi idiler, belli değil!

Talepler Dr. Selçuk''un istekleri malum: "Meşruiyetini kaybettiğini" iddia ettiği 1982 Anayasası değiştirilmeli... 302. madde kaldırılmalı, idam cezası kaldırılmalı vb.

Bir defa Dr. Selçuk. bugünkü Anayasanın "meşruiyetini kaybettiğini" doktora tezinde savunabilir de, fiilen ve halen, yargının en başında bulunduğu sırada söylemekle, kendi konumunun meşruiyetini de inkar etmiş olmuyor mu?

Dr. Selçuk konuşmasında irtica, bölücülük ve terör tehlikelerine hiç değinmedi, laikliği savunurken "laisizmi" yani laikliğin saptrılmasını kınayarak akılları karıştırdı... Ulus-devletin modasının geçtiğini iddia ederek, dolaylı olarak "milliyetçiliği" yerdi... Atatürkçülük konusunda Atatürk''e ve Atatürkçülüğe bence söz rüşveti verirken söyledikleri, Atatürkçülüğü kendi kalıplarına uydurmak çabalarının şaheseri idi. Nihayet, bence Dr. Sami Selçuk Yargıtay adına konuşmadı, kendi adına geleceğe yönelik siyaset yaptı!

Hukuk derken Fehriye Erdal nerede? Nihayet geçen gün Hikmet Bila''nın Cumhuriyet gazetesinde vurguladığı gibi, Selçuk''un konuşmasında değinmediği daha doğrusu değinmemekle bariz eksikliği ortaya çıkan bir husus vardı: Türk adaletinin en başında olan Sayın Selçuk 115 sayfalık konuşmasında önemli bir fırsatı kaçırmıştı: "Hukuk hukuk" derken "Belçika-Avrupa adaletinin Sabancı Cinayeti katillerinden Fehriye Erdal''ı göz göre göre himaye etmesindeki bariz hukuksuzluğa, adaletsizliğe hiç temas etmemişti. Oysa bunu yapmış olsaydı, dünya kamuoyuna Türk adaletinin ve yargısının en üst katından kuvvetli ve anlamlı bir mesaj verilmiş olurdu...

Sezer New York''ta Medyamızda halen, Cumhurbaşkanımızın BM Milenyum toplantısına katılımı dolayısıyla, Ahmet Necdet Sezer hakkında, anormal sayılabilecek övülmenin çok ötesinde abartılı bir yağcılık-yağdanlık havası estiriliyor. Bütün BM bütün diğer devlet adamları Sezer''e hayran kalmışlar, bir hukuk adamı olması onları özellikle etkilemiş. Türkiye''nin geleceği konusunda umutlanmışlar!

Sanal medyatik övgüler Amerika''da ve Birleşmiş Milletler''de yirmi yıla yakın bulunmuş ve çalışmış bir kişi olarak söylemeliyim ki, bu yorumlar ve haberler çok abartılıdır. Sanaldır... Bu yabancılar Sezer''i nasıl yakından tanıyabilmişlerdir ki? BM kürsüsünden kağıttan,Türkçe okuduğu konuşmadan mı? Gene tercüman vasıtasıyla yaptığı ikili konuşmalardan mı? Medya ile direkt temaslarından mı? Yabancı devlet adamlarının ve medyanın, Sezer konusunda doğru bir değerlendirme yapmaları ve ona hayran kalmış olmaları fiilen mümkün degildir...

Ermeni iddiaları Sezer irticalen konuşamadığı ve anında cevap veremediği için Ermenistan Cumhurbaşkanı Koçaryan''ın yakışıksız iddialarına karşı, diplomatların alelacele hazırladıkları "bu olayı tarihe, tarihçilere bırakmalı" gibi diplomatlarımızın çok kullanageldikleri klasik bir cevabı okumakla yetinmiştir.

Ancak acele haksızlık da etmeyelım; yeni Cumhurbaşkanımız yedi yıl zarfında yeni konumuna, icaplarına görevlerine ve uluslararası toplantılara alışır ve inşaallah dünyanın hayranlığını kazanır ve biz de onu, o zaman gerçekten överiz!

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Politikada, ya seçmenlere ya da vatana ihanet etmek seçenekleri arasında kalınabilir... Ben, bu takdirde seçmenlere ihanet etmeyi tercih ederim!"

GENERAL CHARLES DE GAULLE