Nazlı Ilıcak hanımın maalesef, Türk Silahlı Kuvvetleri''ne karşı, daha Fazilet Partisi''ne katılmadan önce de ve belki de bu partiye katılmasına sebep olan sönmez bir hıncı vardır. Daha önce de yazmıştım; bu hıncın sebebi, 27 Mayıs 1960 "darbesi", bu darbeden sonra, babası merhum Muammer Çavuşoğlu''nun Yassıada''da yargılanması ve Kayseri''de bir süre yatmış olmasıdır. Ben ve benim gibi, TSK''nın emir ve komuta zinciri dışında yapılan bir "junta" darbesi sonucu Yassıada''ya tıkılmış olanlar, o "darbeyi" hepimiz için en kutsal ocak olan Türk ordusundan ayırmayı bildik ve kendi ordumuza düşman olmak gibi bir kompleksin içine düşmedik.. Ama Nazlı Hanım bu kompleksten kendisini hiçbir zaman kurtaramadı; her fırsatta da husumetini belli ediyor...
SON ÖRNEK Son olarak, bu husumetini tehlikeli bir iftira ile, Yeni Şafak gazetesindeki yazısı ile belli etti. Türk ordusu içinde bölünmeler ve bazı gruplar olduğunu, bazılarının Öcalan ile pazarlık teşebbüslerine girdiklerini iddia etti. Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu bu iftiraya gereken cevabı verdi... Ama Ilıcak hanım fikirlerinde ısrar ediyor, orduya olan bağlılığından bahisle, "her kuruluşta yanlış yapanlar bulunur" diyerek tevile çalışıyor... Genelkurmay Başkanı''nın açık ve net yalanlamasına rağmen!.. Ama ne kadar tevil ederse etsin "Benim orduya husumetim nereden mâlum?" derse desin, 31 Mart olayı esnasında, Hareket Ordusu zabitinin yakaladığı "malum" sözünü medrese ağzı ile çatlatarak söyleyen yobaza dediği gibi, "mâlumdan mâlum" Nazlı Hanım''ın asıl maksadı... Öcalan''ın İmralı''daki gevelemelerinden bilistifade, aklınca TSK''ya "değinmek" istemiştir. Konunun Meclis''te görüşülüp derinleştirilmesini istemekle de iz''an derecesinin ne olduğunu göstermiştir. Bilmez mi ki şimdi bu konuyu ortaya atmak ve irdelemek bile, altından hiçbir şey çıkmayacağı belli olduğu halde, dünyadaki bütün gözlerin İmralı ile ilgili gelişmeler üzerinde olduğu şu sırada, en başta Öcalan''ın avukatlarına, Öcalan''ı mazur göstermek için savunmalarında kullanacakları kozlar verecektir. İnsanın hırsı bir kere iz''anından öteye gitmeye görsün! Ama Ilıcak hanım veya Şirin Hanım hep bunu yapar ve şimdiden sonra da herhalde dokunulmazlığına sığınarak yapmakta devam edecektir. Çünkü bir kahraman, bir "martir", bir Jan Dark olmak tutkusu da vardır onda. Orduya karşı olan hıncının yanı başında...
BAŞKA OLAY Mesela Selçuklu''nun Fazilet Partili Belediye Başkanı İsmail Süzer''e haddini bildirdiği için Garnizon Komutanı Tümgeneral Mehmet Kenzi Suner''e, "Teşbihte hata olmaz" dedikten sonra, Ziya Paşa''nın "Nice insanlar gördük üzerinde çul yok.. Nice çullar gördük içinde insan yok" beyti ile cevap vermesi de aslında o tümgenerali kınamak bahanesi ile ordumuza dolaylı bir gönderme değil mi idi?! Herhalde kendisini yakından tanıdığım ve zihniyetini de bildiğim için tevilleri, en azından bana geçmez!.. Aslında, Nazlı hanım fırsat bu fırsat, dokunulmazlığından bilistifade, bir tarafta masumiyet iddia eder, orduya bağlılığından bahsederken, merdi kıpti misali, ordu hakkındaki diğer ve eski "şüphelerini" de dile getiriyor. Ama üzerleri küllenmiş bazı iddia ve komplo senaryolarının ortaya çıkarılmasının zamanı ve yeri midir? Garip bir şey daha var: Fazilet Partisi''nin sayın lideri Recai Kutan da Genelkurmay Başkanı''nın Ilıcak''ı kınamasını yadırgamış, acaba o da Ilıcak''ın iddialarını paylaşıyor mu?
İMRALI''DA KİM YARGILANIYOR? İmralı''daki dava devam ederken, dışardakiler ve en kötüsü içimizdekiler olayı sulandırıyor, başka istikametlere çekiyorlar. Nerede ise, Ada''da yargılanan Türkiye, hatta müdahil avukatları olacak. Bazı müdahil avukatların mahkemede heyecanlı çıkışları doğrusu biraz aşırı kaçtı. Acılarına vermek gerek.. Mesela, doğrusu hem de MHP''li bir müdahil avukatın Öcalan''ın idamına karşı çıkması, düşüncesine saygı duymama rağmen, bana ters ve gerekçesi zayıf geldi!.. Ama Engin Aydın, Oral Çalışlar gibi, Güneydoğu sorunu, Öcalan ve PKK hakkındaki düşünceleri ve siyasi sicilleri malum bazı kişilerin Öcalan''ın cinayetlerine, duruşmadaki itiraflarına hiç değinmeyip, şehit analarının "şov" yaptıklarını yazmaları ve bazı müdahil avukatlarının eski polis veya MHP''li olduklarını yazmaları, çok garip. Şimdi, biz de Engin Aydın''ın hangi partinin mensubu olduğunu ve neden bir süre Almanya''da yaşamak zorunda kaldığını irdelersek hoş olur mu?
KOSOVA KONUSUNDA BİR NOT:
Bir askeri birliğimiz Kosova''daki barış gücünde görev almaya hazır. Acaba bu birliğe Kosova''ya ilk başta girmek görevi niçin verilmedi? Kosova, Priştine ve Kumanova bizim tarihimizin isimleri. Birlikteki personelin hemen hepsi Arnavutça, Boşnakça, Sırpça biliyor. Orada yakınları da var! Balkanlar bizim ön bahçemiz! Yoksa NATO''nun başını çekenlerin çekindikleri bir şey mi var?

