Kaydet
a- | +A

Yazılarımda, çoğu zaman, yakın tarihimizdeki önemli olaylar ve belgelerle bağlantı kuruyor, bazılarını ibret olsun diye, gösteriyorum. Geçmişte yaşamak istediğimden değil, ''Yarını'' hatırlamaz isek geleceğimizi kurtaramayacağımıza inandığım için! Bazılarımız, hatta devlet ve hükümet adamlarımız, yakın tarihimizdeki bazı önemli olayları hiç hatırlamadıkları ve ibret almadıkları için!.. Başka hiçbirşey olmasa bile. Kıbrıs''ta ve Kıbrıs konusunda son haftalarda olanlar, Türkiye''nin, ne kadar çok taraflı tehditler, daha doğrusu, bir kuşatma altında, olduğunu ve l919''da, Mustafa Kemal''in Samsun''a çıktığı sıradaki "manzara-i umumiye"ye benzer bir durumda bulunduğumuzu gösteriyor.. Güneydoğu sorunu, şimdi sinsi bir "siyasallaşma" dönemine girmiştir. TSK''nın PKK''ya ve bölücülere karşı elde ettiği başarının, Avrupa Kriterleri dayatması ile, yeni bir Sevr''de kaybedilmesi, hile ve desise ile, bu sefer, insan hakları ve demokratikleşme, Kürtlerin, "bireysel haklarını kullanmaları" gibi bahanelerle, ülkemizin gene etnik bir bölünmeye sürüklenmesi..bunlara karşılık, içimizdeki basiretsiz, gaflet, dalalet ve ihanet sahiplerinin, ya aymazlıkları, ya da hainlikleri bugünlerde, hem de bizi Sevr diktasından kurtaran ve Türkiye Cumhuriyeti''nin kurulmasına yol açan Lozan anlaşmasının 77. yıldönümünde, 1919''daki meşum tabloyu hatırlatıyor..

Kıbrıs Bu tabloya bir de Kıbrıs konusunu ekleyin, 1974 Temmuzunda Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs sorununu zaferle çözmüş, ama biz 26 yıl sonra, hâlâ bu zaferimizi tescil ettirememişiz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuş, ama Türkiye, bunun icaplarını, uluslararası alanda hâlâ yaptıramamış. Rauf Denktaş ve arkadaşları, yıllarca süren mücadeleleri sonunda ve savaş alanında kan dökülerek kazanılanın, New York''ta veya Cenevre''de kaybetmemek için mücadele vermekteler. Sadece Rumlara ve Yunanlılara karşı değil, Derviş Eroğlu hükûmetinin adeta hasım gibi konuşan ve davranan bazı solcu üyelerine ve Kuzey Kıbrıs''taki işbirlikçilere ve hainlere de karşı! Halen içerden ve dışardan adeta muhasara altında bulunan Rauf Denktaş''a, Ankara''nın ve diplomasimizin, tam anlamı ile destek oldukları söylenemez. Kıbrıs davası maalesef, meşhur "idare-i maslahat" yönetimine, dalgalanmaya bırakılmıştır.

Barış Harekatının yıldönümünde, o zaman Başbakan iken, bu zaferde, kararlılığı ile başlıca amil olan Başbakan Ecevit''in, BM Genel Sekreterinin tavsiyesi üzerine, kutlamalara katılmaması, bu konudaki kararsızlığımızın, zafiyetimizin işareti değil midir? Biz bu günlerde Denktaş''ın yanında olmazsak düşmanlara umut vermiş olmuyor muyuz?

AB''den baskı Ama bu muğlak havada Yunanlılar boş durmuyorlar, AB boş durmuyor. Komiser Günther Verheugen cenapları Ankara''da verdiği "direktifler" meyanında bu konuda da adeta "süreli" bir ültimatom vermiş. "İşte size iki yıl süre, bu zaman zarfında Kıbrıs konusunu, anlaşma ile, yani tavizler vererek çözmez iseniz AB Kıbrıs Cumhuriyetini, Güney Rum bölgesini üye olarak kabul edecektir!" Yani "kırk katır mı kırk satır mı?" Sorunun çözülmesi önündeki engel de, hatta bizim bazı kıytırıklara ve Kıbrıs''taki işbirlikçilere göre bu davanın başından, elli yıldan beri, en yılmaz mücahidi Rauf Denktaş. Ah, bir ondan kurtulabilseler!

Hain ittifak Herhalde tesadüf değil; Kıbrıs''ta birtakım solcular ve işbirlikçiler, şu sırada atağa geçmişlerdir. Kıbrıslı Türklerle, Anavatanın arasına nifak sokmaya, Türk Ordusunu Rumların yaptığı gibi düşman işgal kuvvetleri ilan etmeye yeltenmekte, daha doğrusu öteden beri alttan alta yaptıkları tezviratı açığa vurmaktadırlar. Hürriyet gazetesinde İsmet Solak''ın ve Emin Çölaşan''ın açıkladıkları belgelerde, bu kişilerin PKK ile söz ve işbirliği de uluslarası bir komplonun organik parçası olarak ortaya çıkıyor; solcuların, Sener Levent adlı bir anarşistin çıkardığı AVRUPA adlı gazetede, bir süredir yayınlanan haber ve yazılarda da iddia ediliyor ki, TSK Kıbrıs''ta işgal ordusudur... Kıbrıslılar kendi topraklarında ''başkalarının" hükümranlığı altında sömürge halkı gibi yaşıyor... TC Kıbrıs''ın AB''ye girmesine ve gelişmesine engel... Bunlar Başbakan yardımcısı Sosyalist Mustafa Akıncı''nın, Neşe Düzel''e söylediklerinden farklı değil-hatta ondan fazlası da var!

Bilumun solcular, bu ihanete ve AVRUPA gazetesinin Rumlarla işbirliğine tepki gösteren, komploya karşı tedbir alan KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanı, Türk Ordusu Generali Tümgeneral Ali Nihat Özeyranlı''ya karşı alçakça bir iftira kampanyası açıyorlar. TSK''ya karşı açıktan açığa yapamadıklarını ona saldırarak yapıyorlar. Maalesef bizim gazetelerimizin bazı Kıbrıs temsilcileri de bu kampanyaya alet oluyorlar. Başbakan Yardımcısı Akıncı''nın, Türkiye, Türk ordusu hakkında söyledikleri AVRUPA adlı herhalde AB''ye uşak veya otel komisi olarak girmeye hazır olan birtakım hain ve işbirlikçi sözde "Türk" Kıbrıslının herzelerinden hiç farklı değil. Casusluk sadece düşmana bilgi vermek veya satmakla olmuyor: Rumlarla söz ve işbirliği yapmakta casusluktan-alçaklık bakımından hiç farklı değil... Acıdır söylemesi, Kıbrıs Türklerinin büyük çoğunluğu, gerçek Türk olduklarını ve kahramanlıklarını savaşta ispat ettiler. Ama orada sömürge idaresinin dejenere ettiği birtakımn yavşak kimseler de var. Ya uşak ruhlu oldukları ve rahatları kaçtığı için, ya da solcu ve milliyetçilik düşmanı oldukları için, TC''ye ve ordusuna karşıdırlar: AB''ye, Rumların altında, ikinci sınıf vatandaş olarak girmeye ve gene otel komisi olmaya razıdırlar.

Gerçekler Bazı şeyleri çekinmeden söylemek gerek. Kıbrıs Türkleri bizim canlarımız. Onların huzur ve refahı bizim de huzur ve refahımız demek; ama Mümtaz Soysal''ın dediği gibi, biz "Kıbrıs''ı Kıbrıslılara rağmen muhafaza etmeliyiz!" Bu, sadece, bu uğurda bunca yıldır yaptığımız fedakârlıkların ve döktüğümüz kanların gereği değil, kendi milli savunma stratejimizin de icabı! Bu konuda, hükûmetlerin, AB aşkı uğruna verebilecekleri tavizleri Türk milleti kabul etmez ve tarih asla affetmez.

Kıbrıs davasında, Barış Harekâtında en önemli rolü oynayan, bugünkü Başbakan Ecevit''in ve hükümetinin artık dayatmalar karşısında daha azimli hareket etmelerinin zamanıdır. KKTC ile organik bağları daha perçinleştirerek ve daha kısa vadede Rauf Denktaş''a ve Tuğgeneral Ali Nihat Özeyranlı''ya daha fazla sahip çıkarak.

Bugün KKTC''de belirli ve müzmin bir yönetim bunalımı var. Bu sıkıntı, halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı ile siyasi rakibi, Başbakan Eroğlu arasındaki iki başlılıktan kaynaklanıyor... Mümtaz Soysal''ın daha evvel söylediği iki gün önce de Rauf Denktaş''ın ifade ettiği gibi, bu iki başlılığa son verecek Anayasa değişikliğinin yapılması ile, Başkanlık sistemine geçmek artık zorunlu olmuştur.

Herhalde, Kıbrıs sorunu artık hiçbir vechesi ile dalgalanmaya, idare-i maslahata, AB''nin dayatmalarına ve de işbirlikçilerin ihanetlerine terkedilecek bir sorun değil.. Kıbrıs, Türkiye ve Türklük için sadece bir ada değil, milli bir simgedir!

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI " Kıbrıs''ın Türk(ler) için önemi... William Shakespeare Otello piyesinden.. "Toprak zeminine 26 yıl önce oturan ve bağımsız Cumhuriyet niteliğini 17 yıl önce ilan eden bir devlet. Başkaları istiyor diye, "Ben yokum, şimdiye kadar da yoktum" diyebilir mi?" *Mümtaz Soysal