Kaydet
a- | +A

Olaylar, bugünkü dünyada, artık siyah-beyaz, hatta, "gri" bile değil! Tek düze değil. Herşey karmaşık. Üstelik, yıllardır bildiğimiz, bağlandığımız değerlerle birlikte, dış ilişkilerimizde de, ilke bildiğimiz, ilke bilmemiz gereken konular, getiri ve götürü hesaplarıyla erozyona uğratılmakta! Kıbrıs meselesi bunlardan biri. Çeçenistan konusu da, dolaylı olsa da, bir diğeri!

MİLLİ DAVA! Başından beri, partiler üstü, ideolojiler üstü, "milli" olması gereken Kıbrıs Davası, son zamanlarda, maaşlarını nereden aldıklarını merak ettiğim bazıları tarafından gevşetilmekte, sulandırılmakta, öteden beri fısıldanmakta olan bazı sözler, şimdi gene Avrupa Birliği coşkusu içinde açıkça söyleniyor! Tabii, şimdi başlıca sav, bu "müzminleşen" konunun, Avrupa''ya entegre "edilmemize", Yunanistan''la "dostluğumuza" artık engel olmaması gerektiği!.. Çözümsüzlüğün sorumluluğunu, elli yıldır, Kıbrıs Türkleri''nin mücahidi olan Rauf Denktaş''a yükleyen ve hatta bunu Avrupalılar''ın, Amerikalılar''ın kulaklarına fısıldayan bu bazı kişilere ve yazarlara göre, "Denktaş olmasa" işler yani Kıbrıs Türkleri''nin "satılmaları" ve AB''ye katılacak olan Kıbrıs''ta "otel komileri" haline gelmeleri kolay olacak. Açık söylemeliyim; ben de, Sayın Denktaş''a birşey veya birşeyler olursa, kutsal mücadelesinin Kıbrıs''ta aynı şevk, iman ve bilinçle sürdürüleceğinden -doğrusu şüpheliyim. Aralarında maalesef ikinci sınıf vatandaşlar olmaya razı insanlar da bulunan Kıbrıs Türkleri''ne cesaret veren, onların birlik olmalarını sağlayan Denktaş''tır! Ve Denktaş''ı da bunun için bertaraf etmek isterler... Fakat Kıbrıs''ın, Türkiye için önemi, Denktaş''ın kişiliği ve hatta Kıbrıs Türkleri''nin gelecekleri ile ölçülmeyecek kadar hayatidir. Bu önemi, Shakespeare bile 16. yüzyılda geçen Otello piyesinde, "The importancy of Cyprus for the Turks" (Kıbrıs''ın Türkler için önemi...) kelimeleri ile ifade etmişti. 1974 barış harekatından sonra rahmetli Mehmet İsvan''ın inisiyatifi ve parası ile yayınladığımız bir broşürün kapağında belirtildiği gibi "Kıbrıs bir adadan ibaret değildir..."

ERKAYA''NIN SÖZLERİ Geçenlerde bir TV programında emekli Oramiral Güven Erkaya bu önemi, Kıbrıs''ın artık Türkiye için bir fantezi olduğunu söyleyenlere karşı, hatırımda kaldığına göre, şöyle ifade etti: "Kıbrıs şu veya bu sebeple, şu veya bu şekilde kaybedilirse, ilerdeki yıllarda biz ne yaptık diye acı acı hayıflanılacaktır" Kıytırıkların, kıytırık kalemlerin Kıbrıs konusundaki iddiaları şöyle özetlenebilir: "Kıbrıs''ın günümüzde stratejik bir önemi kalmamıştır... Kıbrıs''ta statükoyu korumak ve çözümsüzlük, bazılarının (ve herhalde Denktaş''ın) kişisel yararınadır. Konfederasyon makul bir çözüm olsa bile bunu Rumlar kabul etmeyeceklerdir. KKTC''nin müstakil bir devlet olarak kalmasını da Batılılar kabul etmezler... Kıbrıs Türkleri de bıkmışlardır ve Güney Kıbrıs''ın Türkiye''den önce girmesini isterler, çünkü ekonomik yararlarına olacaktır... Türkiye boynundaki Kıbrıs değirmen taşından kurtulmalıdır!" Bunları söyleyenlerin olayın geçmiş safahatını ve inceliklerini pek bilmedikleri aşikâr... Bu kişiler, Kıbrıs sorununun, ne Denktaş meselesi ne de Kıbrıs Türkleri''nin çıkarları meselesi olmadığını, Türkiye için bir şeref meselesi ve dökülen kanların, çekilen ıstırapların hasılası olmaktan da öte ve hepsinin üstünde, stratejik çıkarlarımıza bağlı bir milli politika meselesi olduğunu anlamamışlardır. Bu millî politikayı tarih, olaylar, deneyimler yoğurmuştur... Teslimiyetçiler şimdi bu politikayı kökünden değiştirmek isterler. Ne uğruna? Tabii, öncelikle, Avrupa Birliği''ne girmek uğruna!.. Oysa, bizatihi Kıbrıs konusunda çevrilen ve son zamanlarda Rumlar''ı AB''ye sokmak ve Türkiye''nin Kıbrıs Türkleri''nin elini zorlamak için oynanan oyunlar, milli çıkarlarımızın ne kadar haklı olduğunu gösterir..

DESTEGİMİZİ GÖSTERDİK Helsinki Zirvesinde, Avrupalılar''ın, ya tutarsa diye, son anda, bir Lahey Adalet Divanı pürüzünü çıkarmalarına rağmen, Konfederasyon tezinde ısrar ederek ve Denktaş''a desteğimizi göstererek, AB''ye üye adayı olmak aşamasına geldik. Rumlar, Yunanlılar, Avrupalılar ve Amerikalılar, Kıbrıs konusundaki milli politikamızdan, KKTC''nin bir parçası olacağı Konfederasyon''dan vazgeçmeyeceğimizi, herhalde anlamışlardır. Bu noktadan sonra, toplumlararası müzakereler, artık, realist ve çok iyi şartlarda başlayabilir. Ama, bu böyle iken bizim kıytırıklar mı, gafiller mi, hainler mi, kimlerse, yukarda özetlediğim iddiaları ile zihinleri bulandırmaya hâlâ acaba niçin devam ederler? Kimden yanalar?

VE ÇEÇENLER Çeçenler, üstün Rus kuvvetlerine karşı Şeyh Şamil''in hatırasına uygun efsanevi bir mücadele veriyorlar. Belki, sonunda yenik düşecekler.. Grozni de düşecek ve Ruslar etnik bir temizliği dünyanın gözleri önünde yapacaklar.. Ama Çeçenler''in, Kafkas halklarının, özgürlük azimleri kırılmayacak, mücadeleleri sona ermeyecek! Çeçenlerle ve bütün Kafkas halkları ile aramızda tarihi kültür ve kan bağları var. Yıllardır Türkiye''ye yerleşmiş olan Çeçenler, Çerkezler, Abhazlar, Karaçaylılar vb. Türk milletinin sadık parçaları, mücadeleleri de lâkayt kalamayacağımız bir mücadele... Birileri, geçenlerde, televizyonda, Rusya ile artık ekonomik ve ticari partner olduğumuzu, bu gerçeklerin antitezi ve Çeçenler''in yok edilmelerine lâkayt kalmamızın gerekçesi olarak tekrarladılar.. Doğru; Rusya ile ticari menfaatlerimiz, petrol hatları var. Rusya, bugünkü perişan durumuna rağmen ihmal edilmeyecek potansiyel bir güç ve de tehdit! İlerde aşırı bir milliyetçi generalin çıkıp, Hitler''in Almanya''da yaptığı gibi, Rusya''yı yeniden emperyalist bir tehlike haline getirmesi ve bunun da Türkiye için bir tehdit oluşturması çok mümkün... Ancak korkunun bu mukadder tehlikeye pek faydası yok. Rusya''nın, Çarlık, Komünist, Demokrat veya faşist, ne olursa olsun Türkiye''nin, Türkler''in doğal düşmanı olduğu da bir gerçek... "İş partneri" olmamız bu gerçeği değiştirmiyor! Çeçenler''in de bizim kendi insanlarımız oldukları ise muhakkak! Herhalde, şu sırada benim kalbim de Çeçenistan''da, Grozni''de, Çeçen mücahitlerin yanında!