Kaydet
a- | +A

Hiçbir halkın, ne Çeçenlerin, ne Boşnakların, ne Arnavutların vb "milliyetçiliğine", müdahale etmek akla gelmez ve zaten mümkün de değildir. Kürt "milliyetçiliği", diğerlerine nazaran biraz geç ve yabancı ajanlar tarafından, Türklüğün önünü kesmek için dışardan tahrik edilmiş olsa bile (*) bugün bir vakıadır. Ne var ki, son zamanlarda da, özellikle Türkiye''de, odaklanarak, ivme kazanıyor.. Benim bu konulardaki öncelikli endişem de buradan kaynaklanıyor. Avrupa Birliğinin dayatmasıyla bireysel hakların kullanılması şeklinde, Kürtlerin, ya ayrı bir azınlık olarak ya da Kürt kimliğini ve kültürünü, kültürel özerkliklerini iddia etmeleri ile, Türkiye''deki "Kürt milliyetçiliği", Üniter Türkiye Cumhuriyetini, Türkiye''nin milli birliğini ve toprak bütünlüğünü ciddi bir şekilde tehdit ediyor.

Nifak tohumları Cumhuriyetin başından beri, hatta Osmanlı döneminde, Türkiye''de yaşayan veya Türkiye''ye dışardan göçen çeşitli etnik toplululuklar ve bu arada Kürtler, kendi alt kimliklerini muhafaza etseler ve bununla övünseler bile, Türklüğe entegre olmuşlardı ve hiç kompleks duymadan "Ben Türküm" diyorlardı.. Yirmi küsur yıldır, nifak tohumlarının ekilmesi ile bu sihir bozulmaya yüz tuttu.

Öylesine ki, Ecevit''in bir dönem hükümetine Bayındırlık Bakanı olarak soktuğu Demokratik Kitle Partisi Genel Başkanı Şerafettin Elçi: "Ben devletin karşısına Kürt kimliğimle gidemem, ancak Türk hüvviyetiyle gidersem mevki ve makam alabilirim." diye yakınmaya başladı.. Doğrusu da Türkiye''de vatandaşların, eğer kamu hayatına siyasete katılmak ve buralarda ilerlemek istiyorlarsa, kökenleri ne olursa olsun, Türk kimliği ile hareket etmeleri idi. Şimdiye kadar da hep böyle olmuş Kürt kökenliler de her alanda en yüksek mevkilere, hiç engellenmeden çıkabilmişlerdir. Bu düzeni, bu süreci bozmak için. Türkiyeyi bölmekten başka ne maksat olabilirdi ki?

Türkiye''deki diğer etnik grupların mensupları da, kimlik ve Kültürel özerklik iddialarında bulunsalar, (ki maalesef bunun da emareleri var) ülkemizde etnik bir kargaşa ve çatışmalar Pandora kutusunun kapağı, 1919''da olduğu gibi, yeniden açılırdı. Mustafa Kemal, Sevr dayatmasına karşı, Üniter Türkiye Cumhuriyetini kurmakla bunu önlemişti. Ama Amerika''daki bazı işgüzar "dostlar" da gene hep "Atatürk 1923''te yanlış yaptı. Üniter Devleti kurdu!" derler.

Yılmaz''ın misyonu Başbakan Bülent Ecevit tarafından hükümete Başbakan Yardımcısı olarak atanan Mesut Yılmaz, kendisine biçilen, Türkiye''nin, Avrupa Birliğine adaylığının koşullarını yerine getirmek misyonuna dört elle sarılmış görünüyor. Daha evvel "Avrupa Birliğinin yolu Diyarbakır''dan geçer!" demişti, şimdi yeni mevkiindeki ilk demecinde de "Kürt veya Güneydoğu sorununun çözülmeden AB''ye girmenin mümkün olamayacağını" tekrarladı. Bunun önünde de en büyük engel olarak MHP''yi görüyormuş.

Yılmaz kendisine bu konuda arka çıkan Özgür Politika gazetesinde yayınlanan son demecinde "Bireysel hakların Üniter Devlet ilkesinden daha önemli ve vatandaşlarına bu hakları tanımayan bir devletin, zaman içerisinde bütünlüğünü, yani "üniterliğini" tehlikeye düşürmesinin daha muhtemel olduğunu" iddia ediyor. Yani, ona göre, AB''ye girmek uğruna başka seçeneğimiz yok. Ya hemen Üniter devlet olmaktan hemen kendi rızamızla vazgeçeğiz, ya da o "bireysel" denilen "demokratik" hakları ve özellikle Kürt kimliğinin ve Kürt Kültürünün, Kürt dilinde (hangi diyalektte belli değil) ifadesini kabul edeceğiz ve Üniter devletimiz de böylelikle tarihe karışacak. Başka yolu yok. Üniter devlet içinde "çok seslilik" mümkün de "multi-culturalism" yani "çok kültürlülük" bu devlette eşyanın tabiatına aykırı!.

Milliyetçi olduğunu farzetmek istediğim yeni Başbakan Yardımcısının illa ki ve her ne pahasına olursa olsun Avrupa Birliğine girmenin yollarını, Diyarbakır''da veya Kürt milliyetçilerinin deyimi ile "Amed"de aramaktan önce Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet payidar olmasının. Türklüğün geleceğinin yollarını, yakın tarihin ve geleceğin perspektifleri içinde araması gerekir diye düşünüyorum, tabii bunların kendisi için önemi ve önceliği var ise! Yılmaz eğer vakti olur da, Kürt Milliyetçiliği -Öcalan-PKK- cephesindeki gelişmelere biraz bakarsa görecektir (ve de bazı entellerimiz de göreceklerdir ki) biz AB uğruna, Kürtlerin "bireysel, demokratik haklarını" kullanabilmeleri uğruna, Üniter Devletimizi, Milli egemenliğimizi feda etmeye hazırlanırken, Kürt milliyetçiliği gemi azıya almış ve Anadolu''ya sahip çıkmaya, Türklüğü tehdit etmeye başlamıştır. Korkarım biz AB at gözlüklerinden kurtulamadıkça ve böyle giderse, Türkiye yakın bir gelecekte, Kürt milliyetçilerinin çabaları ile "Kürdistan" olacak ve biz Türkler de belki o zaman, AB''den azınlık haklarımızın tanınmasını istemek durumuna düşeceğiz.

Kürt milliyetçiliğindeki son gelişmelere yarınki yazımda temas edeceğim.

............ (*) 1919''da Türkiyeyi karıştırmak için Anadolu''ya gelen ve Bedirhan Kardeşlerle birlikte Sivas Kongresini basarak Mustafa Kemal''i kaçırmaya teşebbüs eden İngiliz ajanı Binbaşı Noel, Londra''ya gönderdiği raporda "Halen Kürtlerde milliyetçilik ve milli şuur yok, ama biraz itmekle bunları telkin edebilirz." diye yazıyordu.

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Ey Türk gençliği, birinci vazifen,Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektır!. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedhahların olacaktır..." *Mustafa Kemal-BÜYÜK NUTUK