Kaydet
a- | +A

"Konuşmanıza Kürtçe devam etmek istiyorsanız, iki tuşuna basınız!" Yakın bir gelecekte, Türkiye''de telefonlarda bu sözleri mi duyacagız? Bazılarının dedikleri olursa, galiba öyle!

Castro Kübası''ndan kaçıp Florida''ya sığınan, anadilleri İspanyolca olan göçmenlerin nerede ise çoğunlukta olacakları Florida''da, kamu ve özel kuruluşları telefonla aradığınızda, önce banda alınmış bu öneriyi işitirsiniz... Kennedy döneminden beri Kübalı göçmenlerin özel bir durumu olmuş, hatta Küba''dan kaçan mültecilere hemen ABD vatandaşlığı verilebilmesi için Amerika''nın katı göçmenlik kural ve kanunları, özel olarak hafifletilmiştir.

ABD vatandaşı olmak için, vatandaşlık yeminini İngilizce edebilmek ve Amerika tarihi konusundaki sorulara doğru cevap vermek, kanun ve anayasa gereği. Bu yüzden de şimdi ilginç bir sorun yaşanmakta; babası ve anası yıllarca evvel vatandaş oldukları halde, Hint asıllı bir ana-babanın, geri zekalı kızları, reşit değilken, otomatik olarak vatandaş olabilecekken müracaatta ihmal olduğu için, bugün onsekiz yaşında, yemini anlayarak ve bilerek, söyleyemediği için, vatandaşlığa kabul edilmiyor.. Kanunlarda bir değişiklik yapılması gerekiyor. Ama, göçmen Kübalılar İngilizce ve ABD tarihi bilmedikleri halde bu hükümden istisna ediliyorlar. Ve Miami''de de, özel bir durumları, adeta "özerklikleri" -hele seçim dönemlerinde oy potansiyelleri yüzünden- siyasi güçleri var.. Son Elian olayında bu güçlerini kullanarak biraz azıttılar ve bu da diğer etnik grupları rahatsız etmeye, tepkilere yol açmaya başladı. Florida''da, serbestçe, İspanyolca yayın yapan radyolar, TV''ler ve gazeteler de var. "Hispanik" denilen Kübalılar ve Güney Amerikalılar, mahalli idarelerde de yüksek mevkilere, ekseriya seçimle, geliyorlar. Ancak, İspanyolcayı resmi, mecburi dil yapmak teşebbüsleri, Amerika''nın anayasal temel dokusunu bozacağı gerekçeleri ile akim kaldı. Amerika''nın genelinde de, bazı liberallerin "çok kültürlülüğü" ve İngilizceden başka diğer dillerı de resmi dil haline getirmek çabaları daha önce püskürtülmüştü. Hakim olan fikir şu: "pluralizm, çok seslilik, insanların kökenlerı ve alt kültürlerini muhafaza etmeleri. Bunlarla iftihar etmeleri. Hele çeşitli etnik gruplardan oluşan Amerikan toplumunda mümkümdür. Ama bu etnik gruplar ve mensupları eğer Amerikan kamu hayatına entegre olmak, yülselmek istiyorlarsa, herşeyden evvel "Amerikalı" olmayı, Amerikan kimliğinin bütün icaplarını kabul etmek zorundadırlar!" Florida''daki, bugünkü durum da, herhalde birkaç nesil sonra değişecek. Hispanikler de, Amerika''nın genelinde olduğu gibi "Amerikalılığı" bütün icapları ile benimseyecekler. Telefonlarda da: "Eger İspanyolca devam etmek isterseniz iki tuşuna basınız!" acayipliği kadük olacak...

Bizde ise... Ne var ki, bizde, Kürtçe''yi adeta resmi bir dil haline getirme çabaları ivme kazanmakta. Bakınız; Üniter Cumhuriyetin kurucısu ve Atatürk''ün, İsmet İnönü''nün partisi olan Cumhuriyet Halk "Fırkasının" mirasçısı, bugünkü CHP''nin, bugünkü Genel Başkanı ve sevgili dostum Altan Öymen, Kürtçenin, Kürtçe Radyo ve TV yayınlarının serbest bırakılmasından yana olduğunu söylemiş... Ah, şu oy hesapları politikacılara neler yaptır-mıyor? CHP''yi, Kürt milliyetçiliğini tahrik etmeyi misyon kabul etmiş HADEP''le işbirliğine itiyor ve çok duyarlı bir konuda, anlamını ve neticelerini fazla düşünmeden bu şekilde konuşturabiliyor. Hem de o CHP''nin, bir yerde Atatürk''ün ve İsmet Paşanın halefi olan, vatanperverliğinden hiç kuşkum olmayan şimdiki lideri Altan Öymen''i bile... O İsmet Paşa''nın -ki, 1926''da Şeyh Sait isyanın ilk haberini alınca, zamanın Başbakanı Fethi Okyar''ın lakaydisine karşılık, bu başkaldırının genç cumhuiyeti nasıl ve ne kadar tehdit edeceğini hemen idrak ederek briç oyunu masasından hemen fırlamış, gereken tedbirleri düşünmeye başlamış ve sonra da Atatürk tarafından Başbakanlığa getirilince, en sert şekilde icra etmişti. Atatürk de Paşanın hassasiyeti karşısında "İşte aradaki fark" yorumunu yapmıştı.- Şimdi, Öymen''in bu hayati konudaki, -duyarsızlığı mı demeli, yoksa politik kolaycılığı mı demeli- bu tutumu karşısında, ben de "İşte aradaki fark" yorumunu yapmak zorunda kalıyorum.

Gaflet Korkarım ki, Öymen de, birçok iyi niyetli ve fakat gafil kimseler gibi Kürtçe konusunun Üniter Atatürk Cumhuriyetinin geleceğini nasıl ve ne kadar tehdit ettiğini anlamıyor veya anlamamak kolayına geliyor. Öymen, Kürtçe Radyo-TV yasağını, Nasreddin Hoca''nın türbesine, etrafı açık fakat kapısı kilitli bir alana benzetmiş. Ama iş o kadar basit değil; teşpihte büyük hata var! ...Doğru; bugün Kürt vatandaşlarımız etraftan yapılan Kürtçe TV ve Radyo yayınlarını görebiliyorlar, dinleyebiliyorlar. Muhtemelen Türkiye içinden de böyle yayın yapan radyolar ve TV''ler de var. Bu yayınların yapılmasını, seyredilmesini, dinlenmelerini fiilen önlemek imkanı da yok! Zaten, Türkiye''de Kürtçe konuşmak yasağı da yok! Ama mesele bir ilke meselesi. Devletin Anayasasındaki, Türkçe''nin resmi dil olması, "tevhid-i tedrisat" gibi temel bir ilke olan "tevhid-i lisan" yani "tek dil" ilkesinden vazgeçip, vazgeçmemesi meselesi... Devletimizin temellerini erozyona uğratacak, dokusunu çözmeye başlayacak bir çorap söküğünün devam etmesine göz yumup yummamak meselesi!

Sonra Bugün Kürtçe ve Kürt Kültürü, Kütür özerkliği, sonra da, kaçılmaz olarak, Kürtçülerin asıl hedefleri; siyasi özerklik -Kürt otonomisi. Ve nihayet Kürt Devleti. Fare bir defa sakalın üstünden geçmeye görsün! Bu tehlikeleri acaba sayın Öymen ve diğerleri farketmiyorlar mı yoksa, Şeyh Sait isyanına bigane kalıp, briç oyununa devam eden rahmetli Fethi Okyar kadar duyarsızlar mı? Tabii Anadolu''da bir Kürt Devleti veya Öcalan''ın "şimdilik" önerdiği gibi. Bugünkü Cumhuriyetin yerine Bir "Demokratik Kürt-Türk Cumhuriyeti kurulmasının kaçınılmaz olduğuna inanmıyorlarsa!..

Anlamlı bir mektup Yanlız bır dipnotu koymama müsaade edin; şimdiye kadar hep Kürt Milliyetçiliğinden söz ettim. Ama galiba bir nüans hatası yapıyorum. Meramım Türkiye''nin bölünmez bütünlüğünü -üniterliğini tehdit eden, "Kürtçülük"! Hasımlarım da Türklüğü benimseyen Kürt kökenli vatandaşlarım değil.

Elazığ''daki, adı bende mahfuz üniversite öğrencisi genç bir okuyucumun, gözlerimi yaşartan, bu konuda ifade etmek istediklerimi çok daha veciz bir şekilde ifade eden, bir mektup aldım: Diyor ki: "Benim anam ve babam Kürt... Fakat ben, ailem, ve çevrem. Attila, Osman Bey, Yavuz Sultan Selim, Atatürk ve nice Türk büyüğü kadar kendimizi Kürt hissediyoruz... Çünkü biz dünyaya gözümüzü, ilk açtığımızda Ay yıldızlı bayrağı gördük ve ona sevdalandık ve Türkçe konuştuk.. Bizim damarlarımızda artık Türk kanı dolaşmaktadır ve Türk olmaktan gurur duyuyoruz!" ...Altan kardeşim ve diğerleri, Türkiye''yi bütün üstündekilerle, yıllardır birleştirmiş olan bu tılsımı, fantezilerle ve de oy hesaplarıyla bozmayın!.

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Verdiğimiz hükümler, kendi hakkımızdaki hükümlerdir de... Hiçbir şey, bizim ne olduğumuzu, zaaflarımızı, diğerlerı ve diğer konularda verdiğimiz hükümler kadar belirleyemez!" PAUL VALERY

-

Fransız Şairi