Kaydet
a- | +A

Yugoslav halkı zalim diktatör Slobodan Miloşeviç''i ve rejimini devirdi. Aslında "ön bahçemiz" olması gereken Orta Asya''da, Özbekistan''da, zulmü ondan hiç de aşağı kalmayan başka bir zalim diktatör var: Komünizmin yadigarı ve Türkiye''nin desteklediği, Cumhurbaşkanı Kerimov... Taşkent''ten ve diğer kentlerden Lenin heykellerini bir türlü kaldıramayan, aslen Türk olduğu şüpheli (asla "ben Türküm " demiyor) bu diktatör 25 milyon Özbek''i KGB metotları ile yönetiyor ve Rusya ile sıkı işbirliği halinde!

Açmaz Özbekistan -ve bütün Kafkaslar, Orta Asya- konusunda özellikle Türkiye fakat bütün Batı için ilginç bir açmaz var. Petrol kaynak ve boru hatları yüzünden, bir taraftan hem bu diktatörün desteklenmesi hem de, ona karşı terörle muhalefet yapan ve Afganistan''daki Taliban ve de Suudi Arabistan tarafından desteklenen "İrtica partisine" karşı, Taliban''ı gücendirmeden (Çünkü petrol faktörü bu rejimin de kollanmasını gerektirmekte) önlemler alınması gerekiyor. ABD bu partiyi terör hareketı ilan etti. Orta Asya''da irtica hareketlerinin yayılması, haliyle Türkiye''yi de ilgilendiriyor ve tedirgin ediyor. Mağrur ve burnundan kıl aldırmayan, Türkiye''ye (ve Türklüğe karşı) hep soğuk ve mesafeli olan Kerimov''u hoş tutmak da, öteden beri Dışişlerı Bakanlığımızın ,"bir dereceye kadar anlaşılabilir" vizyonsuz vizyon politikası. Şimdi bu politika gereği, teröre karşı mücadele ve Özbek özel timlerini eğitmek için uzmanlar gönderilecekmiş.

Muhammed

Salih ve ERK Ancak açmaz burada; diktator Kerimov''a karşı, Özbekistan tarafından kanun dışı ilan edilmiş olsa bile bütün halkın gittikçe desteklediği, terörist olmayan, 1990''da kurulduktan ve düzmece seçimlerde güya kaybettikten sonra ülkede yasaklanan, fakat 1992''den beri faaliyetlerine yurt dışında devam eden meşru bir ERK partisi ve lideri Muhammed Salih var. Son günlerde irticacı İslami Kurtuluş Partisi''ni terörist ilan etmiş olan ABD hükümeti, ERK partisini, kanuni usullerle mücadele eden, terör hareketlerine karışmamış muhalefet partisi kabul etti. Bu ayırımı yapmak, ileride Özbekistan''da egemen olması çok muhtemel ERK''i "tanımak", bir Amerikalı yazarın deyimi ile gerçek "stratejik emperatif"in ve reel politikanın gereği. Ne yazık ki, AB hayaline kapılmış giderken, biz arka bahçemizde -daha doğrusu ön bahçemizde- olanlar ve olacaklarla gereği kadar ilgilenmiyor, kendi milli stratejık emperatiflerimizi belirleyemiyor, Muhammed Salih ve ERK konusunda aynı vizyonu ve inceliği gösteremiyoruz... Aslında Kerimov ve Muhammed Salih konularında bizim kadar katı başka devlet yok. Bakın, Türk milliyetçisi Muhammed Salih''i, hep Kerimov''u memnun etmek için, terörist olduğu imaları ile 1992''den beri üç kere sınır dışı etmişiz ve dışlamışız.. Dışlamakta da devam ediyoruz. Halen de Türkiye''ye gelemiyor.

REEL POLİTİKA veya "Gerçekçi " denilen politika, ülkeleri çelişkilere zorluyor. "Pısırık" politika da, ülkeleri uzun vadeli ve gerçek çıkarları doğrultusunda hareket etmekten alıkoyuyor. Bu sendromları en fazla yaşayan ve geçmişte yaşamış ülke de Türkiye...

Kızılelma Türkiye için, milli hedeflerden birisinin, çağdaş yani, Batı uygarlık düzeyine ulaşmak olması doğru. Ancak bununla birlikte, milli bir strateji hedefine de yönlenmemizi özel jeo-politik konumumuz ve etnik köklerimiz empoze etmekte. Kısacası "çağdaş uygarlık düzeyini Batıda ararken, asıl gücümüzü eşzamanda Doğuda Orta Asya''da, Kafkaslarda pekiştirmemiz, gücümüzü bölgedeki kardeş topluluklardan almamız gerekiyor. Belki de Osmanlı, yükselme devrinde Kızılelma''yı Batıda arayacağına Doğuda arasaydı daha mı çabuk bulur ve İmparatorluğu daha sağlama mı alırdı? Akademik de olsa ilginç bir tartışma konusu. Herhalde bugün Türkiye''nin Kafkaslarda ve Orta Asya''da, -ABD ve Batıdan da fazla- gerçek vizyonu ve uzun vadeli politikaları gerektiren çıkarları var. Kerimov''u memnun etmek için Muhammed Salih''i dışlamak bu vizyonun icabı olamaz.

Gerçek şu ki, yakın geçmişte, Orta Asya''daki Kafkaslardaki "ön bahçemizi" bir hayli ihmal ettik. Sonra da Rusya ve Kızılordu kompleksi ile kendi asıl dünyamıza ve kardeşlerimize sırtımızı tam çevirdik. Moskova, esir Türklere Türklüklerini, Türklük şuurlarını unutturmak için -hatta Türk boylarını birbirlerinden ayırmak için- sistematik bir politika uygularken, Ankara da maalesef, Moskova''yı kızdırmamak endişesi ıle Kafkasya''daki ve Orta Asya''daki Türklere hiç ilgi göstermedi. Radyo yayınları yapılmasına engel oldu. Neticede, ana tarafımın kökleri Özbek olduğu için beni kalbimden yaralayan olaylarla Taşkent''te karşılaştım. Özbek gençlere "Türk müsünüz?" diye sorduğumda bana "Özbekem" diye cevap veriyorlar, yani Türk olduklarını ya bilmiyorlar ya da bunu reddediyorlardı. Sovyet İmparatorluğu yıkıldıktan sonra bu ilgisizlikten öte "vizyon eksikliğinin" ne kadar yanlış olduğu, buna karşı da, bizim dilde, gönülde, işte birlik şeklindeki Turancılık idealinin aslında ne kadar doğru bir milli strateji olduğu anlaşıldı ama çok geç! Bugün de vizyonsuzluk başka şekillerde, Özbekistan''dan başka Doğu Türkistan konusunda da (Çin''i gücendirmemek için) sürüyor. Belki ben göremem, ama eminim ki Kerimov istibdadı, Yugoslvaya''daki Miloşeviç rejimi gibi bir gün Özbek halkı tarafından devrilecek ve bugünkü muhalefet iktidar olacak.

O zaman ne yapacağız? Türkiye gibi bir devlet için İngiltere''nin, Amerika''nın ve Fransızların yıllarca ve şimdi de yaptıkları gibi bu "Büyük Oyunu" gerçekçi bir şekilde oynamanın bir yolu olmalıdır...

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Özbekistan''daki bugünkü tehlikeli durumun tek sebebi, oradaki totaliter rejimdir. Radikalizm ve terör bugünkü rejimin yetiştirdiği zehirli meyvedir."

MUHAMMED SALİH-ERK Partisi lideri