Emekli Orgeneral Çevik Bir, eğer Cumhurbaşkanı Anayasa''da yapılacak bir değişiklikle, halk tarafından seçilecek olursa, aday olabileceğini söyledi. Bu benim için, hiç de sürpriz olmadı. Daha evvel de yazmıştım, Paşa''nın emekli olduktan sonra köşesine çekileceğini hiç sanmıyordum. Türkiye''nin önemli bir dönemecinde etkili olan, dünyanın en saygın üniversitelerine eşit Genelkurmay hizmeti bulunan mezunu değerli Komutan, üniformasını çıkardıktan sonra, bilgilerini ve deneyimlerini ülkesinin hizmetine vermekten kaçınamazdı. NTV''de İsmet Solak''la yaptığı söyleşide aktif olacağını zaten gizlememişti. Çevik Paşa (galiba artık Sayın Çevik Bir demeye alışmamız gerekecek), Cumhurbaşkanlığına -seçim halk oyu ile yapılırsa- aday olacağını, Rumeli Yönetici ve İşadamları Derneği''nin geçen akşamki toplantısında, bir soruya cevaben açıkladı. Sanıyorum, bu danışıklı bir tertip değildi. Soruyu Ali Kırca gibi bir profesyonelin sorması, bence, bunun danışıklı bir tertip olmadığının kanıtıdır. Hem, iyi bir Kurmay olan Sayın Çevik Bir, adaylığını açıklamak için, herhalde daha uygun bir zaman ve sekter olmayan bir ortam seçebilirdi. Milletimize sokulmak istenen nifaklardan biri de Rumelililik-Anadoluluk ayrımıdır. Çevik Paşa herhalde bütün milletin adayı olmak ister! Paşa, soru bir defa sorulunca, kıvırmadan, kararını açıkladı.. Bence doğrusunu da yaptı. Hemen söyleyeyim, Çevik Bir olayını, talihsiz Faruk Gürler olayına benzetmek de, Sayın Bir''in TSK''nın adayı olduğunu sanmak da yanlıştır. Böyle bir paralellik kurmak, hem TSK''ya hem de Sayın Bir''e haksızlık olur.
HALK SEÇMELİ Sayın Çevik Bir''in adaylığı, kendi tabiri ile, "harcanmak" pahasına, Cumhurbaşkanlarının halk tarafından seçilmesi zorunluğuna yeni bir ivme kazandırmıştır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, TBMM''de milletvekilleri arasında, kapalı devre yapılmasının ve partizan olmasının mahzurlarının, en azından tartışılmasına yol açıyor.. Meclis dışındaki kişilerin -mesela Sayın Çevik Bir''in- Cumhurbaşkanlığına ne kadar layık olurlarsa olsunlar, dışardan aday gösterilmeleri teorik olarak ve Anayasaya göre mümkün olsa bile, seçilmeleri bugünkü konjonktürde ve Parlamento aritmetiğine göre fiilen mümkün değildir. Üstüne üstlük bazı partilerin asker kökenlilere olan alerjileri de malum. Meclisin aksine halk indinde asker kökenli olmak bir avantaj. Devletin en yüksek makamına geçecek kişinin, münhasıran TBMM içinden gösterilecek adaylar arasından değil, halk tarafından ve bütün ülke sathından çıkacak adaylar arasından seçilmesi ve gerçekten "Halkın Cumhurbaşkanı" olması en makul olanıdır. Türkiye''de Cumhurbaşkanı olabilecek kişiler sadece Meclis''in içinden, siyasi partilerden çıkmayabilir!
OK YAYDAN ÇIKTI AMA... Çevik Paşa''nın adaylığını açıklamasının yeri ve zamanı yanlıştı veya doğruydu tartışmaları bir tarafa, artık kendisi açısından, siyasi ok yayından çıkmıştır. Ve bundan sonra da kendisi, kaçınılmaz olarak, birçok yönlerden atılacak oklara hedef olacaktır ve olmaktadır da.. Başta medyanın ve köşe yazarlarının oklarına! Medyada üniformalarını çıkaran asker kişilere karşı adeta birikmiş bir garez vardır, bu kişileri harcamaktan sadist bir zevk duyarlar. Nitekim bu süreçte, medyanın her köşesinden Çevik Bir''e karşı eleştiriler başlamıştır. Birkısım medya ve onu doğal rakip görenler, her fırsattan her sözünden yararlanarak onu "yemeğe" veya harcamaya çalışacaklardır. Sayın Çevik Bir politikaya atıldığına göre bu oklara karşı hazırlıklı olmalı ve her şeyden evvel özellikle medya mensuplarına çabuk kızmamayı öğrenmelidir. Bir dostu olarak bu hususta çok dikkatli olmasını ve açık vermeden konuşmasını ve kendisini kullanmak isteyecekler konusunda da ihtiyatlı olmasını tavsiye ederim. Dostlara ve desteğe tabii ihtiyacı vardır ama siyaset dünyasında bunları seçerken de ihtiyat gerek... Şimdiden herhangi bir gruba ve zümreye, sağa veya sola münhasıran angaje olmaması da gerekir. Çevik Paşa''ya, "Anayasa değiştirilmezse herhangi bir partiden aday olur musunuz?" diye de sormuşlar. Bu konuda "düşünmem gerek" diye cevap vermiş. Aman, sakın düşünmesin, herhangi partiden aday olmayı, hatta şimdiden bağlantı kurmayı!
ASKER KOMPLEKSİ Bazıları Sayın Bir''in adaylığını "askerin siyasette etkin" olması endeşileri açısından yorumluyorlar. Bir defa "emekli askerler siyasete atılmazlar, Cumhurbaşkanı da olamazlar" alerjisini yenmek lazım... Bunu "örtülü darbe" tehlikesi diye görmekten kurtulmamız lazım... Tıpkı "darbe" kompleksinden de kurtulmamız gerektiği gibi. Geçenlerde yazmıştım, Sayın Çevik Bir deneyim ve eğitimi ile -hele Genelkurmay''daki ödevleri ile bir iki üniversite bitirmiş kadar yeteneklidir. Politikacı olmaması da bir eksi değil artısıdır. Eski Alman Şansölyesi Otto Von Bismark, "Politika mümkün olanı yapmak san''atıdır" demiş... Askerlik ise "Mümkün olmayanı yapmak san''atıdır." -"Mümkün olanı yapmak" için, politik faydacılık ve idare-i maslahatçılık yapan çok politikacı, Bakan, Başbakanları çok gördük ve görmekteyiz. Bu alana, "mümkün olmayanları" yapabilecek insanların da girmelerinin yolunu tıkamayalım- Çevik Bir''i hemen harcamadan eşit bir fırsat ve münasip bir mühlet tanıyalım.
ÖCALAN KONUSUNDA SON DAKİKA Öcalan''ı astırmamak için medyada açılan yoğun kampanyaya karşı, MHP nihayet millete tercüman olan erkek sesini yükseltti. Genel Başkan Yardımcısı Şevkat Çetin, tüm MHP milletvekillerinin tek olarak karara olumlu oy vereceklerini açıkladı. Şimdi sırada karar Başbakanlığa intikal ettikten sonra, orada tutulup TBMM''ye gönderilmemesi "numarası" var. Sayın Bahçeli''nin bu oyuna gelmeyeceğini umuyorum. Yarın bu konuya döneceğim!
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Eski askerler hiç ölmezler...yavaş yavaş ortalıktan kaybolurlar!" Amerikan Generali Douglas McArthur (Ama Çevik Paşa herhalde, ortadan ne yavaş, ne de hızlı kaybolmayacak!)

