Kaydet
a- | +A

Yerine ve zamanına göre, "Nur-u aynım" veya "hasm-ı canım" diye aradığım, HÜRRİYET başyazarı Oktay Ekşi, "Asmayalım da.. mantığı" başlıklı yazısında, binlerce Türk ve Kürt''ün katili. Türkiye''ye bunca paraya ve yıla mal olan teröristbaşı Öcalan''a, özgür Türk yargısı tarafından verilen idam cezasının, mutlaka infaz edilmesi gerektiğini yazdığım ve söylediğim -O''nun deyimiyle "taktığım"- için, bana tarizde bulunmuş; "astırmadıkça rahat etmiyecek!" diyor... Aslında bu hain cani cezasını bulmadıkça, hiçbir vatanperverin rahat etmemesi gerekir! Ne var ki, Ekşi, babam merhum Kılıç Ali, milli mücadele ve inkılaplar döneminde, istiklal mahkemelerinde, yargıçlık yaptığı, hainlere, işbirlikçilere ve inkılap düşmanlarına verilen idam cezalarına, "Allah''tan başka kimseden korkmayarak" vicdanının sesine göre, imza attığı için, benim Öcalan''ın asılmasına "taktığımı", "kalıtım yoluyla (yani genetik olarak) geçen tabiatım yüzünden "önce asalım sonra idam cezasının kaldırılmasını tartışalım" dediğimi yazıyor. Önce bir hususta anlaşalım: Atatürk''e, Cumhuriyetine ve devrimlere bağlılığı dolayısıyla, zaman zaman içtenlikle "nur-u aynım" dediğim Oktay Ekşi, acaba istiklal mahkemelerinin, o dönemde istiklal mücadelesini, Cumhuriyeti ve inkılapları korumak ve yerleştirmek için, önce zorunlu olduğuna ve sonra da verdiği cezalara, şimdi rahat "entel" koltuğundan karşı mı çıkmaktadır? O mahkemeler olmasa idi acaba ne olurdu diye, düşünmüş müdür? Yeri gelmişken sormalıyım: "Nur-u aynım", Atatürkçü Oktay Ekşi, Atatürk''ün emanet ettiği ve ilelebet payidar olacağını söylediği üniter, milli, TC devletinin, Avrupa Birliği koşullarına göre, kadük kılınması teşebbüsleri karşısında neden sessiz kalıyor? Hatırlarım, bir TV programında birisi göğsünde Osmanlıların sembolü olan tuğrayı taşıyor diye kıyamet koparmıştı! Türkiye Cumhuriyetinin "hal edilmesi" daha az tehlike midir? Benim "kalıtımsal tabiatıma" gelince, kalıtım yolu ile bana psikolojik bir "saplantı" veya "takıntı" geçmiş olabileceği imasını veya iddiasını şiddetle reddederim! Babamdan, genetik olarak veya başka şekilde tevarüs ettiğim bir şey varsa o da Atatürk''e ve Cumhuriyetine bağlılığım, babam ve arkadaşlarının yaptıkları gibi, hiçbir umut ışığı olmasa bile bu uğurda, tek başıma kalsam da mücadele azmimdir...

ÖCALAN''A İNANILIR MI ? Öcalan''ın idamı konusunda bu kadar ısrarlı olmamın sebebi, yıllardır O''nun cinayetlerini, yaptıklarını, yazdıklarını söylediklerini yakından izlemiş olmamdır. Bu adamın Türkiye''yi bölmek emelinden, İmralı''ya girdikten sonra bir gecede vazgeçmiş olduğuna inanmıyorum, eğer idam cezası olmasa bile onun suçlarına karşı yeniden ihdas edilmeli idi... Hitler ve arkadaşlarını yargılamak ve cezalandırmak için Nuremberg''de yani bir hukuk sistemi ihdas edildiği gibi! Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının, giderek hafifleyeceğini, hatta, ileride Avrupa''nın "Bir insanı böyle hücrede tutmak, insan haklarına aykırıdır" diye bastırması üzerine, gene Avrupalıları memnun etmek için, salıverileceğini ve çıkınca da başımıza bir Mandela kesileceğini görür gibiyim!...

AVRUPA NİÇİN ÖCALAN''I KURTARMAK İSTER? Bu sorum hep cevapsız kalıyor; Avrupalıların şu sırada Türkiye''de idam cezasının kaldırılmasını, öncelikle ve acil olarak, Öcalan''ın kellesini kurtarmak için, ısrarla, istedikleri aşikar değil mi? Öcalan''ı kurtarmak istiyorlar, çünkü kendi ülkelerindeki Kürt kökenlilerin "tepkilerinden" korkuyorlar ve sonra da terörü, zahiren, ne kadar takbih ederlerse etsinler Öcalan''ı ve PKK''yı terörist olarak görmüyorlar, "özgürlük savaşçıları" addediyorlar... Bizden de, "Öcalan asılmasın" diyenlerin başlıca gerekçeleri, asılırsa PKK''nın canlanacağı ve tepkilerin başgöstermesi endişesi. Yıllarca "siyasi çözüm"ü istemelerinin sebebi de aynı korku idi. TSK, PKK''yı dize getirdi ama şimdi hiçbir şey olmamış gibi PKK''dan yeniden korkacağız... Size haber vereyim, Öcalan asılsın asılmasın, PKK veya başka bir örgüt Türkiye''yi bölmek mücadelesini devam ettirecektir. Asıl, "Avrupa''nın tepkileri... Kürtlerin Tepkileri"... Ya Türklerin şehit ailelerinin, gazilerin tepkileri? Bu tepkilere aldırış eden yok mu?

KÜRDİLİ HİCAZKAR MAKAMI Herhalde yok... Bakın, şimdi ülkede herhalde Avrupa kriterlerine uymak cezbesi içinde, "Kürdili Hicazkar" makamından "türküler" gırla gidiyor! ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, herhalde Cumhurbaşkanlığı yolu Diyarbakır''dan geçtiği inancı ile, oraya gidiyor, "AB yolu Diyarbakır''dan geçer" diyor ve sanki aksini söyleyen varmış gibi, "Demokrasi Kürtlerin hakkı" diyor, Kürtçe eğitime ve Radyo TV''lere yeşil ışık yakıyor, OHAL''i "kaldırıveriyor".. Yanında da kim var biliyor musunuz? Geçen akşam bir TV programında bana artık Türk milli devletinin ve milliyetçiliğinin sona erdiğini söyleyen, ANAP Diyarbakır Milletvekili sayın Sebgetullah Seyda... Eğer seyretmemişse sayın Yılmaz''a tavsiye ederim, bir video kasetini bulsun ve milletvekilinin ne dediklerini dinlesin! Kürt vatandaşlarımıza böylesine tavizler vermek herhalde Cumhurbaşkanlığı yolunun gerekleri ki, aynı yolda, medyanın tezgahı ile yürümekte olan İsmail Cem de, "Kürtçe" radyo TV''ye ışık yaktı... Hani üniter devletin, eğitim birliğinin gerekleri olan ilkeler sözkonusu olmasa, "bırakın bakalım hangi ileri görüşlü Kürt aile, çocuğunu Kürtçe (hangi lehçe) öğrenmek için "Kürtçe eğitim yapan okula gönderir? diyeceğim. Kürtçe Radyo ve TV, acaba hiç satamayan Kürtçe gazete ve dergilerden daha mı başarılı olurlar.. Bakın, dışardan yayın yapan Kürt TV''sinde de sunucular, konuşmacılar meramlarını Kürtçe anlatamayınca Türkçeye sarılıyorlar.. Siz şimdi Türk Birliğini sağlamanın tek yolu ve üniter devletin temeli olan entegrasyonu bırakıyor, "modadır" diye "Avrupa istiyor" diye ve oy hesaplarıyla, Kürtçe eğitim ve TV ve radyo TV yayınları istiyorsunuz... Öcalan''ın diğerlerinin şimdi masum "kültürel kimlik" isteklerinin arkasından "siyasi kimlik" taleplerinin geleceğini görmüyor musunuz?

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI Korkaklar ölmeden önce, çok kere ölürler... Cesurlar ise ölümü ancak bir kere tadarlar!" SHAKESPEARE''İN JÜL SEZAR OYUNUNDAN