Kaydet
a- | +A

Öcalan''ın avukatları, İmralı''daki hücresinde yalnızlıktan çok sıkıldığını ve yanına bir arkadaş istediğini söylemişler ve bu talebi de resmen yetkili makamlara iletmişler... Öcalan''ın arkadaş olarak kimi istediği belli değil, erkek mi kadın mı "arkadaş" istediği de belli değil!.. Ama şimdiden belli olan şu ki, eğer sağ kalırsa veya sağ bırakılırsa ve zaman geçtikçe, benzeri talepler devam edecek... Ve muhakkak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve İnsan Hakları Kuruluşları, bu gibi isteklere "insan hakları" açısından arka çıkacaklar... Ta ki "Öcalan''a af" kampanyaları başlatılana kadar... SAVSAKLAMA MI? Dikkat ediyor musunuz; bilmiyorum, bilinçli olarak mı, Öcalan hakkındaki hükmün infazı konusu, gündemden düştü veya düşürüldü.. Bunun yerini af ve pişmanlık yasaları tartışmaları aldı. Yargıtay''ın nihai kararı da adli tatil sonuna kaldı! Belki normal süreç gereği. Belki de tesadüf... Belki de milletimizin ezeli unutma ve bağışlama huyuna güvenerek, neticede, Öcalan''ın asılmamasına karşı mevcut milli direncin ve infialin gevşeyeceğini umuyorlardır birileri... Bana kalırsa, "o birileri" bu konuda çok yanılıyorlar ve yanlış değerlendirmelere bel bağlıyorlar. Milletimizin büyük çoğunluğunun bu konudaki kararlılığı yıllar geçse de değişmez. Milli parola şudur: "Öcalan muhakkak ki çarpıldığı cezayı bulmalıdır." Bu yapılmazsa, milli vicdan asla rahat etmez ve bu işe engel olanları da, kim olurlarsa olsunlar, gerekçeleri ne olursa olsun, millet asla affetmez. SERT TEPKİLER Açık ifade edeyim, yurdun her köşesinden acı mesajlar alıyorum: "Öcalan idam edilmezse biz oğullarımızı niçin, Güneydoğu''ya ve PKK ile mücadeleye gönderelim?" diyorlar. Hele Öcalan''ı asıp-asmamanın "getirisini-götürüsünü" hesap edenlere ve hele hele "Avrupalılar''ın baskılarına" boyun eğeceklere karşı büyük bir hiddet var. Tabii bir de Öcalan''ın asılması ile PKK''nın kuvvetleneceği veya asılmazsa PKK''nın ve bölücülüğün hemen ortadan kalkacağı şeklindeki spekülasyonlar da, hem adı üstünde faraziyedir, hem de insanlarımızı çileden çıkarıyor. Bağımsız bir Türk mahkemesinin verdiği karar böylesine tartışmalı spekülasyonlara mı bağlanacak?.. Bu ne ters bir mantıktır! Ve yanlış da bir değerlendirmedir. Çünkü Öcalan''ın çağrılarına rağmen kırda ve kentte PKK terörü durmuyor! En azından, PKK saflarında bir ikilem var. Öcalan''a sadık kalanlarla, Öcalan''ı gözden çıkaranlar arasında. Biz bu spekülasyonlara mı endeksleyeceğiz; bağımsız Türk yargısının kararını ve sonunda da TBMM''nin nihai kararını! YUMUŞAMA MI? Bir yazarımız yabancı bir gazetedeki yazısında, Türk kamuoyunun hem Öcalan''ın idamı hususunda hem de genellikle Kürt bölücülüğü karşısında "yumuşadığını" yazmış. Acaba, "kamuoyu" dediği nedir veya hangi "kamuoyudur?" Bu, aramızdan çıkan birkaç çatlak ses, birkaç kıytırık yazarın marjinal fikirleri mi? Milletin çoğunluğu bu hususta ne diyor? "Yumuşama" iddiaları ile birlikte gene Kürt kimliğinin tanınması, Kürtler''in kültürel haklarının tanınması ve herhalde ''siyasi çözüm'' hususunda da ''yumuşama'' varmış, iddiaya göre... Yazar, Hürriyet Genel Yayın Müdürü Ertuğrul Özkök''ün ölüm cezası konusundaki bir yazısını da tanık göstermiş, Öcalan''ın pişmanlığı daha doğrusu yakalanır yakalanmaz gösterdiği "pişmanlık" siyasi çözümde kullanılabilirmiş... Gerçi bu pişmanlık şüpheli imiş ama gene de Öcalan''a bir fırsat verilmeli imiş... Bu da ne mantık! Ne var ki, bu ters mantık da Türk kamuoyuna mal ediliyor... Gene soruyorum hangi kamuoyuna?! Bu yazıyı bir yabancı gazetede yazan, sadece yanlış değerlendirme yapmıyor, Avrupa ve dünya kamuoyunu yanlış bilgilendiriyor. KIYTIRIKLAR Mahcup olması için çok sebebi olan bir yazar var.. Köşesinde hep Türk milliyetçiliğini kınar ve Öcalan''a sahip çıkar... Yalnız yazıları öylesine muğlak ve dolambaçlıdır ki anlaşılan, bir kesim tarafından anlaşılmasını, diğerleri tarafından da anlaşılmamasını ister!.. Son bir yazısında "Kürtler nerede?" diye soruyor ve malum muğlaklığı ile İmralı''daki kararın, "hem toplumun milliyetçi duygularının, hem Türk devletinin prestijinin hem de dünya kamuoyunun evrensel ölçülerinin tatmin edilmesi için" adeta düzmece bir karar olduğunu ima ediyor. Bu kişiye göre, bu kararla Kürt kesimin de rencide edilmemesi düşünülmüş ama bu unsur zayıf kalmış ve neticede de Öcalan, terörü tasvip etmeyen insanlar için dahi bir kimlik simgesi olmuş! Bu zat, Öcalan''ın asılması kararının, Avrupalılar''ın tepkilerine sebep olduğunu ileri sürdükten sonra, "dünya güç dengesi içinde Türkiye''nin zayıf pozisyonunu ortaya çıkardığını da" iddia ediyor ve bu arada doğru ve benim de hep tekrarladığım bir hususu; "bağımsız gazetecilerin -ve de entellerin- asıp asmama konusunu devletin diğer devletler ve PKK karşısındaki avantaj veya dezavantajlarına bakarak değerlendirmelerinin hata olduğunu" dile getiriyor... Ama sonraki düşünceleri çok ilginç: "Kimsenin aklına bu meselenin temelinde Kürt kesiminin taleplerinin ve ayrı bir kimlik olarak var olmasının yattığı gelmiyormuş." Haydi baklayı, bu zatın adını ağzımdan çıkarayım: Etyen Mahçupyan efendi, bu taleplerin kültürel kimlik değil siyasi kimlik, yani sonunda siyasi özerklik talepleri olduğunu pekala biliyor -biz de biliyoruz- ama o ve onun gibiler Kürtler''e siyasi özerkliğin verilmesini istiyorlar ki biz işte asıl buna karşı direniyoruz ve direneceğiz.... Kürt kardeşlerimiz, eğer siyasi talepleri varsa Türkler ve Türk vatandaşları olarak gelirlerse, bu taleplere geçmişte de olduğu gibi karşı çıkılmaz ama "Ben Kürdüm" diye dayatırlarsa, işte bu üniter Türkiye Cumhuriyeti''nde asla kabul edilemez.. Çerkezlerin, Lazların, Boşnakların ve de Ermenilerin de böylesine tavırları asla kabul edilemeyeceği gibi! Mahçupyan efendi bunu artık anlamalı ve sözün gelimi, Müslüman mahallesinde salyangoz satmaktan, vazgeçmelidir! Ama bu zata, o imkanı, haftada birkaç kere sayfalarını açarak verenlere ne demeli!

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Herhalde bağımsızlığımızın temel direği olan adalet dağıtımında bir yabancı parmağı bulundurmayacağız.. Bu noktada kararımız kesindir." Gazi Mustafa Kemal''in 13 Ocak 1923''te İzmit Sinemasında yaptığı konuşmadan.. (Bana bu sözleri hatırlatan Sayın emekli Kurmay Yarbay Dr. Şerafettin Yamaner''e çok teşekkür ederim)