Kaydet
a- | +A

Öcalan geçen yıl, aynı zamanlarda, İmralı''da "Türk Devletinin hizmetindeyim" diye şefaat dilerken ve bazıları "Orada unutulur gider" diye ahkam keserken, şimdi "bir ulusun lideri" olarak, avukatları vasıtasıyla, devletten taleplerde bulunuyor. Bu duruma karşı resmi çevrelerden şimdiye kadar bir tepki gelmemiş olması dikkate şayan. Hatırımda yanlış kalmamışsa, Başbakan Ecevit, gene geçen yıl hükümetin Öcalan hakkındaki hükmü, AİHM''nin kararına intizaren TBMM''ye sevketmemek kararını açıklarken, taraftarlarını da uyarmış, azıttıkları takdirde bu kararın hemen değişebileceğini söylemişti. Yoksa bu da mı unutuldu? Herhalde, Öcalan''cıların da arzu ettikleri gibi, Hizbullah Umut operasyonu vs. Öcalan''ı unutturdu veya ikinci plana itti.

İkinci safha Önceki yazımda, "Öcalan''ı Kurtarma Kampanyasının" başlatıldığını haber vermiştim. Bu operasyonun ilk safhası; O''nu ağır hastalık gerekçesiyle İmralı''dan "kurtarmak" ve mesela Ankara veya İstanbul''da bir tesise taşıyarak, tam tecridine son vermek.. Avukatlarıyla yani "mesaj güvercinleri ile daha kolay temasını sağlamaktır... Tabii, başarılırsa, bunların, kaçırılması ihtimalleri ve Türk devletine bir gol atılması dışında, bir takım psikolojik avantajları da olacak.. "Türkiye''ye bir gol daha attık!" diyeceklerdir! Artık Öcalan''ı kurtarma operasyonunun ikinci safhası başlayabilir!

Öcalan''ın kellesi önemli değil! "Öcalan''ın canı cehenneme!"... Beni, şu bağlamda asıl ilgilendiren, Türklüğün ve Türkiye Cumhuriyetinin varoluşu ve geleceğidir! Ve şu sırada oyun bunlar üzerinde oynanıyor! Öcalan hakkında Türk yargısının verdiği hükmün muhakkak infaz edilmesinin, Türkiye için bir şeref, şehitlerimize ve şehit yakınlarına karşı da bir vicdan borcu olduğuna hâlâ inanmakla beraber, artık şu bağlamda, Eşkıya Başının, bence kıymetsiz, canı ile değil, ölse de ölmese de, Türkiye''yi ve Türk milletinin varlığını tehdit eden tehlikelerle ilgiliyim.

Sözüm kimlere? Hemen söyleyeyim: Bazı entellerimiz tarafından "Demokratik olsun, insan haklarına riayet edilsin, milli egemenlik haklarımızın yerine, Kopenhag Kriterleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin buyrukları kaim olsun da, bu ülkenin adı ister Kürt-Türk Demokratik Cumhuriyeti veya Anadolu Cumhuriyeti üzerinde yaşayanlar da Türk değil de "anayasal vatandaşlar" olsunlar" deniyorsa, veya Anadolu''nun Sevr''de dayatıldığı gibi, etnik parçalara bölünmesi de (bunu bizim paranoyamız addederler) bu çevrelerin, hiç umurlarında değilse, sözlerim onlara değildir. Zaten bu gibiler, başından beri, Öcalan ve PKK konusunda ve bölücülük tehlikesi karşısında pek duyarlı olmamışlardır, Kürt "kimliğini" tanımanın, Kürtçe Eğitim ve TV radyo isteklerinin arkasındaki tehlikeleri de fark edememişlerdir. Ben, bu tehlikelere, milliyetçi ve vatansever insanlarımızın dikkatini çekmek istiyorum.

Öcalan''dan mesajlar PKK ideologları ve tabii Öcalan''ın İmralı''daki hücresinden de mesajlar veriyorlar. Önce onları bir özetleyelim: * Bir defa PKK; muhtelif Kürt grupları ile birlikte, yeni bir örgütün, YDK''nın (Kürdistan Demokratik Halk Birlikleri) şemsiyesi altında siyasallaştırılmak ve meşru kılınmak isteniyor. * Bunun için de yakında, yani çeşitli Kürt gruplarını biraraya getirecek ve dünya kamuoyunun dikkatini çekecek bir Barış Konferansı toplanacak. * Türkiye''deki yeni gelişmeler ve oluşumlarla -iş medya vs. çevrelerin artık savaştan bıktıkları ve barış istedikleri gibi- yeni ve hukuk devleti şampiyonu yeni bir Cumhurbaşkanının seçilmesi, hatta Hizbullah ve Uğur Mumcu operasyonları ile dikkatlerin PKK vahşetinden ve Öcalan''dan başka yöne çevrilmesi gibi- zemin yeni girişimlere müsait hale gelmiştir.

Bir komplo Önemli bir noktayı daha işaret etmek istiyorum. Hizbullah -Uğur Mumcu vs. olaylarla, şimdiye kadar bölücülükle mücadele etmiş kişileri, irtibatlandırmak ve "diskredite" etmek, itibardan düşürmek gayretleri vardır. Böylelikle ve "derin devlet", "kontr-gerilla efsaneleri ile hem dikkatler başka tarafa çevrilecek, hem de mücadelenin tümü de itibardan kıymetten düşürülmüş olacaktır. Bunu da açıkça ifade ediyorlar.. Maalesef medyadaki bazı arkadaşlarımız da, yarım hakikat, imalı, sansasyonel yazılarıyla bu oyuna alet oluyorlar! Bu eski bir psikolojik savaş yöntemidir!

Açıklık getirmek gerek Burada, Umut, Hizbullah ve Malazgirt operasyonları ile büyük başarılar elde eden İçişleri Bakanımız Sadettin Tantan''a ve bütün kolluk ve istihbarat örgütlerine, şimdiye kadarki başarılarını taçlandıracak büyük bir görev düşüyor: Artık Susurluk, Yeşil vs. konusunda ne biliniyorsa, bunlar devlet sırrı olmaktan çıkarılmalı... Kurumlararası rekabete son verilerek, kimsenin gözünün yaşına bakmadan, ancak doğru perspektifleri içinde, açıklamalı ve böylelikle, fesat erbabının ve bu arada tabii Öcalan''cı ve PKK''cıların, bulanık sularda balık avlamalarına engel olunmalıdır. Çünkü, bazı şeylerin "şüyuu vukuundan beter hale geldi!

Öcalan operasyonu konusuna yarın devam edeceğim.

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Düşmanlarınızdan korkmayın... Yapabilecekleri en kötü şey sizi öldürmektir.. Dostlarınızdan korkmayın; yapabilecekleri en kötü şey size ihanet etmektir... Asıl aldırış etmeyenlerden korkun; onlar ne öldürürler, ne de ihanet ederler. Fakat dünyada cinayet ve ihanet onların sessiz kalmalarından dolayı mevcuttur!" Bruno Jasienski