Son günlerde, ortaya bir de "ötekiler" lafı çıkarıldı. Bu "ötekilerin" tam bir tarifi yapılmadı, kapsamı belirlenmedi. Ama bence, gerçekten bir "ötekiler" varsa bunlar, belki de 1919''dakinden de fazla, içimizi sarmış bulunan gaflet, dalalet ve ihanet erbabıdırlar. Bu "ötekiler" Avrupa Birliği ve sonra da sözde ABD Kongresi''ndeki, sözde "Soykırımı Tasarısı" vesilesiyle, kendilerini belli ettiler ve etmekteler!. Avrupa Birliği''ne girmek, her şeyden önce, Avrupalıların direnmelerine rağmen, bizim tarih ve coğrafyamızın gereği. Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt''ın ifadesi ile, "jeostratejık ve jeopolitık bir zorunluluktur" Atatürk''ün, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmamız konusundaki direktifi de zaten bunu gerektirir.
Atatürk olsaydı Ama Atatürk AB''ye, bu koşullarda ve bu şekilde, milli hükümranlığımızdan tavizler vererek, ev ödevleri yaparak ve devamlı teftiş edilerek, kendı öz çıkarlarımızın aksine, girilmesi çabalarını muhakkak elinin tersi ile reddederdi. Hele, böyle devamlı, Lammers şunu demiş, Helmut Scmidt şöyle buyurmuş, Cohn Bendit efendi lütfetmiş soykırım paragrafını, Avrupa Parlementosu raporundan geri çelmiş diye devamlı bir kompleks altında olmamızı asla kabul etmezdi. Ve Atatürk, Mümtaz Soysal''ın işaret ettiği gibi, Avrasya gibi bir coğrafyanın ortasında olan Türkiye''nin, bu konumunun gereği, çok boyutlu bir merkez olmak yerine, başkalarının üstünden gidip gelecekleri bir "köprü" olmasını da asla kabullenmezdi. Gene Soysal''ın deyimi ile bugün de tarihi birkimimiz ve jeopolitik konumumuzla, AB''nin kapısında, kompleksler içinde, Cohn Bendit ve bu gibilerin, ağızlarının içine bakarak devamlı duracağımız yerde, daha "müstagni ve gururlu" davranmamız gerekir. AB''ye lütfen alınıncaya kadar hep böyle teftiş ve tehdit altında, imtihan heyecanı içinde yaşamak "bu ötekilerin" bize yaşatmak istedikleri züldür.
Bir ihanet tablosu Bakın, gene bu "ötekiler" (aralarında kimler yok ki; Akın Birdal, eski DEP milletvekili Ahmet Türk, HADEP vs. temsilcileri Murat Belge, Zülfü Livaneli vb.) Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Havel''Ie yemek yemişler, hemen kıstırıp, Kürtlere azınlık haklarının verilmesini, aslında terör örgütü üyesi ve bölücü avukat Eşber Yağmurdereli''nin serbest bırakılması dileğini "söyletmişler". Bu, evrensel liboşlar dayanışması ömür bir şey! Leyla Zana''nın da serbest bırakılmasını istemediklerine şükür. Yabancı bir konuk devlet adamı, kendi ülkesinden başkalarının talep edemeyeceklerini hangi bilgi ve cür''etle isteyebiliyor? AB''ye girersek aday adaylığından aday mertebesine de çıkabilirsek, sanki Türkiye''deki bütün aksaklıklar, birden sihirli bir değnekle hemen düzeltilecek mi? Eğer kusurlarımızı, eksiklerimizi biliyorsak, bunları illa ki de Avrupalı mübaşirlerin zoru ile ve denetimleri altında yapmamız mı gerekir? Siyasilerimiz, mesela Başbakanlık yapmış olan Mesut Yılmaz neden bunları kendi güçleri ve iradeleri ile yapmadılar, yapmıyorlar? İlla ki de Batılı değnekçiler mi gerekiyor?
Bölünme Türkiye''yi "AB''ye sokmakla görevli" Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, AB''ye girmekle, Türkiye''nin bölünmeyeceğini söylemiş ve Cumhuriyetin bekasının, AB''nin yolunun "Diyarbakır''dan geçtıği" gibi, Türkiye''nin bekasının da, "AB''den geçtiği" bölünme tehlikesinin asıl AB''ye üyeliğimiz sayesinde ortadan kalkacağı hikmetini savurmuş, AB''de olup da bölünen ülke var mı, diye sormuş...
Hemen sorayım; Milli ülke bütünlüğünün, birliğin son yıllarda Türkiye''deki gibi kıkırdak ve kırılgan hale geldiği başka ülke var mı Avrupa''da? Eğer sağlam durmazsak ve TSK gibi bir garantimiz olmasa kolaylıkla bölünürüz ve bizi AB de kurtaramaz!
Taha Akyol Milliyetçilikten ve MHP''lilikten, medyada çok mümtaz yerlere terfi eden kardeşimiz Taha Akyol da, herhalde bu yükselişinin hakkını vermek için, "ötekiler" saflarında... Genelkurmay''ın irtica konusundaki kaygısını yersiz buluyor ve fakat bölücülük tehlikesini varit görüyor. Ona göre çare Türk milliyetçiliğinden vazgeçip, çoktan iflas etmiş "Osmanlıcılık" misali "Türkiyecilik" yapmak ve herhalde "Türk milliyetçiliğinden" vazgeçmek. Nasıl mı? Akyol, geçenlerde Kürt kökenlilerin artarak çoğunluk olmaları ile bütün meselelerin çözüleceğini iddia eden Türker Alkan''la adeta aynı paralelde; mutadı vechile, yabancı yazarlardan alıntılar paralayarak. AB çerçevesi içinde, herhalde "Türk" kimliğini bir tarafa bırakarak, "Türkiyecilik ruhu"nun geliştirilmesini öneriyor, bir nevi "anayasal vatandaşlık" damgası altında... Ve yani, biz Türklüğümüzden vazgeçeceğiz. Milliyetçiliğimizi terkedeceğiz ama acaba Kürt bölücüler de kendi milliyetçiliklerinden ve bölücülükten vazgecekler mi? Zaten "milliyetçilik" çoktan kötü kelime oldu. MİLLİYET''te Yalçın Doğan kardeşimiz de, Çek Cumhurbaşkanı Vaclav
Havel''e atfen, Milliyetçiliğin en büyük tehlike olduğunu, büyük puntolarla ilan ediyor... Son tahlilde üniter devleti korumak için TSK''dan ve milliyetçiliğimizden başka neye, kimlere güvenecegiz?
Ermeni tasarısı "Otekilerin" gaflet ve ihanetleri, Ermeni Tasarısı vesilesiyle de ortaya çıktı. Geçen bir yazımda da belirttiğim gibi bizim "öteki" yazarlarımız ve Tarihçilerimiz sözde soykırımın gerçekten yapıldığı hakkında, tasarıdaki sözde bilgilerin ve hükümlerin daha fazlasını yazıp söylemekteler. Bunların karşısında özellikle Amerika''da ve Avrupa''da mücadele veren Türk sivil toplum örgütleri var... Şu sırada, bizim medya yansıtmıyor ama, soykırımını biz yaptık diyen sözde profesör Halil Berktay''a infial yağdırmaktalar...
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Felsefi hayatın garip bir tecellisidir ki her faydalı ve yeni şeye karşı mutlaka başka bir kuvvet çıkar, buna bizim lisanımızda irtica derler. İşte bu irticanın imhası için icap eden önlemleri almak lazımdır. Bütün millet müsterih olsun ki inkılabı yapanlar bu gibi menfi kuvvetleri, çıktığı noktalarda imha edecek kudret ve kabiliyet ve önleme sahiptirler...
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK-1937

